Yiğitlik intikam almak değil, tahammül etmektir. (William SHAKESPEARE)

Günümüz birçok insan, maalesef “modern kan davaları” güdüyor. Haklılığını ispatlamak değil asıl amaç; karşı tarafın canını yakmak... Bu davada kendi kaybettiği değerleri göremeyecek duruma geliyor çoğu zaman ve Don Quixote (Don Kişot) misali saldırıyor yel değirmenlerine…
Kolumuza bir sivrisinek konduğunu düşünün… Yapacağınız eylem onu öldürmek mi olurdu? Sizi ısırdığını veya ısıracağını düşünerek cevabınız muhtemelen “evet” değil mi?… Kötü haberlerim var o zaman… Isırmadıysa “masun bir sineği” öldürdünüz… Isırdıysa eğer kolunuzun acısını veya kaşıntısını önemsemeden “intikamınızı” aldınız… Acıyı ve kaşıntıyı geçirme işlemi; intikam alarak nefsinizi tatmin etmekten sonra geliyor nedense…
İntikam alıp da sonunda pişman olmaktansa, affedip de pişman olmak daha iyidir
(CAFER B. MUHAMMED)
Kolunuza vurarak sivrisineği öldürürsünüz ve intikamınızı alırsınız belki ama vurma etkisiyle kolunuzun acısını düşünür müsünüz hiç? Bu acıdan daha mı değerli birkaç saniyelik tatminkâr olma durumu… Küçük bir intikamda bile acı yaşıyorsanız daha büyük durumlarda kaybınız da artmaz mı?
Rövanş maçlarımız hiç bitmiyor. Ne futbol oyununda ne de hayat oyununda. İkisinde de neler kaybettiğimizin farkına varmadan devam ediyoruz. Aldığımız yenilgilere rağmen hiç durmuyoruz ve hep devam edecekmiş gibi “önümüzdeki maçlara bakıyoruz”…
İblisin, Hz. Adem’i (a.s) ve onun soyunu kıskanarak başlattığı “intikam oyunu” elbet bir gün bitecek. Oyuna gelenlerle birlikte iblisin de sonu sonsuz felakete dönüşecek… Sizi birkaç saniyeliğine tatmin eden intikam duygusunun bedelini ağır bir şekilde ödenecek. Bilmek gerekir ki “intikam şeytanın yaşattığı bir gelenektir”…
Affetmek iyi insanların, intikamıdır...
(V for Vendetta (2005))
Hz. Ali (r.a) savaşırken düşmanını alt etmiş ve tam öldürürken kâfir yüzüne tükürmüş. Bunun üzerine Allah’ın (c.c.) kılıcı Hz. Ali (r.a.) düşmanını öldürmez ve serbest bırakır… Düşman sebebini sorunca ise "Ben seninle Allah (c.c.) yolunca ve Allah'ın (c.c.) rızasını kazanmak için savaşıyordum ve onun için seni öldürecektim. Sen yüzüme tükürünce kinlendim, sana kızdım; eğer o an öldürseydim sana kızgınlığımdan bunu yapmış olacaktım. Yani seni Allah (c.c.) rızası için değil de kendi nefsim için öldürmüş olacaktım. Bu yüzden seni serbest bıraktım" der. Bu asalet ve incelikten etkilen kâfir ise etkilenerek imana gelir...
Bu dünyada hiçbir hesap tam olarak ödenmez. Ödeyemeyeceğimiz hesabın peşinden koşmak; inmekte olan yürüyen merdivene çıkmak gibidir. Her intikam alma duygusunu taşıyan insan haklılığına inanır. Haklılığını Rahman’dan talep etmelidir. Oysa biz sabırsızlığımızın cefasını çekiyoruz. Unutulmamalıdır “sabır imanın yarısıdır”… Allah’a (c.c.) emanet olun…

e-mail : [email protected]