ÜLKELERİN GELİŞMİŞLİK VE KALKINMIŞLIK GÖSTERGELERİ

          -Kaldırım seviyesinin düşüklüğü.

          -Rögar kapağı ile asfaltın aynı seviyede olması.

          -Yollarda kasis bulunmaması.

          -Yaya kaldırımında ve bisiklet yolunda araba park edilmemesi.

          -Gün ortasında caddelerde dolaşan insan sayısının azlığı.

          -Eğlence mekanlarından dışarıya müzik sesi gelmemesi.

          -Sürücülerin arabayı yayaların üzerine sürmemesi.

          -Caddede yürürken, ayakkabının ucunun farklı yüksekliklerde döşenmiş veya yerinden oynamış karo ve yer kaplamalarına çarpmaması.

          -Konfeksiyon ve hırdavat dükkanlarının eşyasını dışarıda kaldırımda sergilenmemesi.

          -Dükkan tabelalarının düzgün yazılmış, az sayıda ve küçük olması.

          -Lokantaların ön cephelerinde vinil veya muşamba üzerine basılı kebap lahmacun resimlerinin bulunmaması.

          -Sabah erkenden veya gecenin bir saatinde yan komşudan matkap sesi, sokaktan iş makinesi gürültüsü gelmemesi.

           -Bağıran satıcı ve çığırtkanların bulunmaması.

           -Ortamlarda grup halinde adamlarıyla dolaşan, tesbih sallayan tiplerin boy göstermemesi.

            -Caddelerde çakarlı arabalara, makam arabası konvoylarına rastlanmaması

           -Taksi şoförlerinin yolcu seçmemesi ve taksimetresiz çalışmaması.

           -Trafikte kılakson sesi duyulmaması.

            -İnsanların birbirine yapışık olduğu ve kaynak yaptığı kuyrukların bulunmaması.

           -Alışverişte müşterilere, “bilader” “yenge,” “dayı” diye değil; “beyefendi,” “hanımefendi” diye hitap edilmesi.

           -Sürüler halinde dolaşan sokak köpeklerine rastlanmaması.

           -Şehirlerde farklı yüksekliklerdeki binaların, gecekondularla plaza ve gökdelenlerin bir arada bulunmaması.

          -Televizyon kanallarında her gece her konuda ahkam kesen, yüzlerini herkesin ezberlediği kadrolu tartışmacıların, siyaset ve futbol yorumcularının kafa ütüleyen geyiklerine ve boş tartışmalarına maruz kalınmaması.

           -Hemen her yıl bir seçim veya referanduma, bitmeyen seçim kampanyalarına ve halkın önünde birbirine karşıymış gibi görünen siyasi partiler arasında arka planda yürütülen pazarlık ve koltuk hesaplarına rastlanmaması.

          -Üniversite kampüslerinde askeri nizamiye tarzı giriş kapılarının bulunmaması.

          -İnsanların başı sıkıştığında, polisin bir anda yanlarında bitivermesi.

           Pırof. Dr. Ulvi Saran Bey’in sosyal basında paylaştığı, Merkezi idareyi ama daha ziyade mahalli idareleri ilgilendiren bu doğru ve çok mühim göstergelerin tümüne katılarak şu ilaveleri de yapalım:

           -Sokakların kapatılarak düğün, mevlit ve benzeri şahsi etkinliklerin yapılmaması.

            -Sokak ve caddelerde ağaç ve direklerin diplerinin çöplük olarak kullanılmaması, tertemiz tutulması.

             -Sokak, cadde, park, dere, göl ve denizlere, kıyı ve sularına katı ve sıvı atık atılmaması, dere, göl ve denizlerin açık kanalizasyon olarak kullanılmaması, tertemiz olması.

              -Çevreye çöp atanlara mutlaka ceza yazılması, vatandaşların bunu yapanları ihbar etmesi.

               -Sokak ve caddelerde çöp konteyni olmaması, her gün değil, en fazla haftada iki defa çöp toplanması. Evlerde geri dönüşüm ayrıştırmasının yapılması ve toplanması.

               -Sokaklarda çocukların top ve benzeri oyunlar oynayarak,, hem tırafiği aksatmaması hem de gürültü yapmaması.

               -Yanlarından geçerken ağaçlardan dal, yaprak ve çiçek koparılmaması,

               -Parklarda insanların oturacağı ve piknik yapacağı çimenlerde top oynanmaması.

                -Aynı cadde, sokak ve adalarda birbirine taban tabana zıt renkte bina bulunmaması, renk uyumunun sağlanması, farklı kat yüksekliklerinin olmaması.

                 - Kaldırımlarında  oynayan veya tamamen yerinden kopmuş taşların bulunmaması.

                  -İnşaat çalışması yapılan yerlerde, inşaat kazı ve malzemelerin çevreye saçılmış olmaması, güzel bir çevirmenin dışında kirlilik bulunmaması.

                 -Şehirlerde YABANCI TABELA BULUNMAMASI, Türkçe isimler dışında isim koyulmaması. ( Turizme yönelik alt ilave  bilgi levhaları, fiyat bilgileri  yabancı dilde olabilir.)

                 -Pazarlarında,, SAĞLAM MEYVE VE SEBZELERİN ALTINDA ÇÜRÜKLERİN olmaması.

                 -Seçimlerde her tarafın afiş ve resimlerle işgal edilmemesi, arabalar dolaştırılarak gürültü kirliliği yapılmaması.

                 -Yatak kıyafeti ile sokaklarda dolaşılmaması, sınırsız çıplaklık, teşhir, teşvik ve tacize imkan verilmemesi

                 -Parklarda, dere, göl ve deniz kenarlarında, köprü altlarında, karanlık kuytu yerlerde alkol ve benzeri hiçbir uyuşturucu kullanılmasına izin verilmemesi, insanların rahatsız edilmemesi.

                 -Seçilmiş ve atanmışların öncelikle herkesi memnun etmesi değil, HAK’kı ve hukuku esas alması, HAK ve hukuku memnun etmeyi temel esas olarak alması.

                 -Belediye başkanlarının, belediye yani halkın parası ile kendi isim ve resim reklamı yapmaması, yaptıkları her işte kurumun ismini kullanması, lüks ve israfa asla müsaade etmemesi.

                  -Asayişin tam olarak sağlanmış, can ve mal güvenliğinin kamilen korunmuş olması.

                  -Şehirlerde aç ve açıkta kimsenin bulunmaması, sokakta yatan ve dilenenlerin olmaması.

                   Şüphesiz bunlara çok daha ilaveler yapılabilir.

                   Bütün bunları yapmak için pilan ve pırojelere,  para ve finansmana, yatırım pıroğramlarına, hele hele dış finansmana ihtiyaç olmayıp, bedava yapılabilecek ama şehirlerimizin gelişmişlik düzeyini zirveye çıkaracak işlerdir.

                    Hele hele, yapmadığımız, yapamadığımız, beceremediğimiz her işi ihale ettiğimiz dış güçlerin, emperyalist çevrelerin  baskı ve dayatmalara hiç ama hiç tabi değildir.

                     NE DURUYORUZ? HADİ YAPALIM O ZAMAN! ELİMİZİ TUTAN MI VAR?