Ne zaman dünya Müslümanları’na nerede ve nasıl olursa olsun toplu bir kıyıma kalkılır, ülkemizde ve ilimizde özelikle de Cuma günleri cami önlerinde bağırıp çağıran bildiri dağıtan topluluklar oluşur...

Oysa bu hareketlerin, yaptırım gücü sıfırdır…

Çıkarılan gürültünün etkisi olmaz ve bu hafif sitem öylece kalır; olaylar da kendi haline bırakılır gider…

Halkımızın bu konudaki tavrı ve yaklaşımı caydırıcı olsun, sesi duyulsun isteniyorsa, bir dönem -yanılmıyorsam Malezya olacak-, devlet başkanının halkına yaptığı çağrıda olduğu gibi, toplumsal bir refleks ortaya konulmalıdır...

Ülkesi aleyhine İngiltere’nin etkili bir gazetesinde çıkan bir köşe yazısı ve yazarına tepki gösterip, “Bundan gayri hiçbir İngiliz malı almayın” uyarısı yapan Malezya Devlet Başkanı ve bilinçli halkının davranışı karşısında geri adım atıp özür dileyen, böyle yapmakla kalmayıp Malezya’ya giden dönemin Demir Leydisi Margaret Thatcher, uzun uğraşlar ve özürler sonrası Malezya halkını ikna edebilmişti.

Çin’de yıllardır Uygur Türkleri’ne uygulanan insanlık dışı baskı ve işkenceler yeni değil...

Dönem dönem gerçekleştirdikleri zulme rağmen Çin mallarının en yoğun pazarlama alanı olan ülkemizde, benzer bir tepki olmamıştır...

Çin mallarının gümrük vergisini artırmak da çözüm olmayacaktır…

Oysa halkımız bu konuda Malezya halkı kadar bilinçli ve kararlı olsa, Çin bir ihtimal de olsa geri adım atabilir...

Aksi halde bağırıp çağırmakla bu insanlık dışı vahşetin durdurulması sağlanamaz ve imam bildiğini okur, olan da çaresiz Uygur Türkleri’ne olur…

Bu konu üzerinde durup düşünmeye değmez mi!

Yine de bu uyarıya kulak verecek olanlar olacağı düşüncesiyle onlara Bizim Bahçe’den “Beyaz güller” gönderelim istedik…