“Şehvet, şöhret ve servet” insana yaşarken kurulan sehpanın üç ayağıdır...

Şöhretli olup da acınası durumlara düşen nice sanatçılar, sporcular, ünlü-ünsüz işadamları gelip geçti bu alemden…

Meyhane köşelerinde, sokaklarda, köprü altlarında yapayalnız kalıp ölüme gittiler…

O nedenle insanın ne olduğunu değil, ne olacağını düşünmesi gerekir…

Bizim gençlik dönemimizin (1960-70) tanınmış esnaf, sporcu ve zengin gençleri hafta sonunu İstanbul’da geçirirdi, Taksim’deki Maksim Gazinosu’nda program yapan iki ünlü ses sanatçıdan biri Zeki Müren, diğeri Behiye Aksoy idi…

Sakaryalı hayranları Aksoy’u dinler, gömleklerini imzalattırırdı…

İşte o dönemin ipek sesli ünlü sanatçısı ve gazinoların assolisti Behiye Aksoy dün vefat etmiş…

Son günlerini huzurevinde geçiren Aksoy’un ölümü bana, Türk sinemasının 1950’li yılların başındaki efsane ismi Cahide Sonku’yu hatırlattı...

Filmleri izlenme rekorları kıran ve Zeki Müren’i keşfedip “Bitmeyen Şarkı’da” birlikte oynayan Cahide Sonku’yu, İstanbul’a tahsil için gittiğim 1962 yılı başlarında, sokaklarda kir pas içerisinde, yırtık bir pardesüyle tanıdım…

Beyoğlu Küçükparmakkapı’daki evimizin sokağı böyle şöhretin esareti altında perişan olmuş; nice ses, saz ve sinema sanatçıları yanında ünlü eski futbolcuların mekanı gibiydi…

Cahide Sonku’nun o günkü pejmürde hali gelince aklıma, dün vefat eden ve pek çok hatıralarda yaşattığım ünlü ses sanatçısı Behiye Aksoy’un yalnızlığı dikildi karşıma…

Son yıllarını tek başına bir huzurevinde yaşadı…

Demek ki “şehvet, şöhret ve servet” hazmedilmezse insana huzur değil, huzursuzluk getiriyor...

Rahmetli Selahattin Şimşek’in, Bizim Bahçe’nin parolası haline gelen “Hayat ancak dosdoğru yaşamaya yetecek kadardır. İhtiyarlığın silgisi, gençliğin günahlarını silmeye yetmez.” şeklindeki çarpıcı özdeyişi sanırım çok ama çok şey ifade ediyor olmalı bu konuda…

İnsanlar şehvet, şöhret ve servet tuzağına kapılıp perişan olmamak için, hayatı ancak dosdoğru yaşamak zorundadır…

Böyle yaşamalı ki insan huzur bulsun...

Özellikle duaların reddedilmediği bu mübarek Ramazan günlerinde bizi nostaljik bir seyahate çıkarıp maziye götüren hatıralarıyla Behiye Aksoy’a Allah’tan rahmet, sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum…