Dikkat et amalarla beni kaybettin, keşkelerle kendini mahvedeceksin (İlhan Berk)
Bir cümlenin içinde “ama” bağlacının hemen ardından “eyvah” ünlemi gelmelidir… En güzel haberin katilidir çünkü. Zaferle biten savaştan sonra verilen şehit haberi gibidir. Mutluluğun kursakta kalmasıdır yani… Kendinden önce ki cümleyi değersizleştiren bir gücü vardır bu iki hece üç harflik kelimenin…
Bir bekleyiştir “ama”… Pili bitmiş fenerin ışığı gibi son bir umut doğurur bazen. “Yutkunarak” beklersin etrafın cılız ışıkla dolmasını… Kifayetsiz kalır önce ki kelimeler. Sadece zaman gerekir “ama”nın gerçekleşmesi için… Ya ölümü yaşatır ya da düğünü sabırla beklediğin zaman…
Her zaman ortada olmaz bu anlamı büyük kelime… En son çıkan ve en anlamlı sestir “ama”… Yerine derin bir sessizlik gelir. Hangi kelime, daha anlamlıdır bu sessizlikten? Hangi yazar veya hangi şair daha iyi anlatabilir sessizliğin anlattığını… Mürekkep ise kâğıtta “anlamlı sessizliği” üç nokta ile yaşatır tarifsiz anlatımı… Tabi anlayabilene…
Bazen de bir bahaneyi başlatır “ama”. Kullanan kişi “ama” bağlacının gizli silahını kullanır. Ne kadar büyük bir tesir altına sokacak olsa da önce ki cümle sadece tek kelime ile küçülür etkisi… Bir suçun kefaretidir adeta… Kefaret suçu affettirir mi bilinmez belki; yine de öteler ileriki zamana…
Zaman hızla akacak ve günler elbet geçecek. Zamanın etkisi her şeyi değiştirdiği gibi amalarımızı da değiştirecek. Pişmanlık rüzgârları esiyorsa o günlerde “ama” yerini “keşke” tabirine bırakacak. Ürettiğimiz bahaneler yerini sebepsiz gözüken düşüncelere bırakacak. Oysa sebebi beynimizi hayat boyu kemirecek…
Aslında “ama ve keşke” bir araçtır. Her insanın yolu farklıdır ve bu yolda geçiş üstünlüğü de değişir. Yani her insan “ama” tabirini önce kullanmaz. Keşkelerin önce dile geldiğini kişiler de olur. Pişmanlık için kullanmadıysa da bir heves için “keşke” kelimesi ağızdan çıkacak. İnsanoğlu heveslerine ulaşmasına rağmen kaybettiği değerlerin uğruna “ama” ve keşke” kelimelerini tekrar kullanılır. İşte bu durum pişmanlıktandır ve nedense hep en son keşke aracı geçer…
Öyle günler görmemiz muhtemel ki hiçbir suçumuz “ama” tabirinin etkisiyle küçülmeyecek. Hep kullandığımız silah işe yaramayacak. Uğruna keşkeler döktüğümüz olgular puldan değersiz olacak. İşte o zaman pişmanlık keşkeleri yine dökülecek ağzımızdan…
Küçücük iyiliklerimiz “umutla beklediğimiz “amayı” ” duymamıza neden olur inşallah. Günahlarınız var “ama” sonsuz mükâfata nail oldun ey kul cümlesini duyabiliriz inşallah… Size, ilk defa kendi yazdığım şiirle, veda etmek istiyorum. Allah’a (c.c.) emanet olun…
Az sonralar bana yıl oluyor,
Zaman sadece beni mi boğuyor?
Korkuyorum cümlelerde geçiyorsa “ama”
Söyleme sakın, tatlıma acı, acıma tatlı katma…
Hayatta inat yaparcasına uçuşuyor fakatlar, amalar…
İşte o zaman doğuyor, zihnimde yakarış dilimde bildiğim dualar…
Kalabalık tüm kemiklerimi ezip geçiyor,
Sessizlik ise beni cehennemde fır döndürüyor…
İstemiyorum muallakta kalmak,
İnce bir dala, ince bir ipe, baş koymak…
Başka hayatlar ve keşkeler tek ihtirasımız,
Pişmanlıklar ise en acı mirasımız…
Keşkeleri biriktirdikçe borçlandım zamana,
Öderim belki bilmem kaçıncı pazara…
Şarkıların bile bana bir diyeceği var,
“Son pişmanlık neye yarar”…

[email protected]