Azerbaycan’da yaşanan başörtüsü/hicab zulmü tüm tepkilere rağmen hâlâ devam ediyor.
Zulme tepki gösteren Azerbaycanlılar, İlham Aliyev Hükümeti tarafından tutuklanarak hapse atılıyor.
Aliyev, Türkiye’den gelen tepkilerden de oldukça rahatsız…
Öyle ki kendisini eleştiren Türk gazetecileri açıkça tehdit ediyor.
Bununla da yetinmeyen Aliyev, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın kendi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalardan da rahatsızlık duyduğunu belirtiyor.
Son olarak Azerbaycan Hükümeti, hicab zulmünü eleştiren paylaşımlar yaptıkları için aralarında gazetecilerin de bulunduğu sekiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hakkında, uluslararası yakalama kararı çıkarttı.
Karabağ Savaşı sırasında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni göklere çıkaran Aliyev, şimdi ise savaşı tek başıma kazandım edasıyla Türkiye’nin desteğini yok sayıyor.
Türkiye’nin İsrail ile olan sorunlu ilişkisini bildiği halde, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u Azerbaycan Hava Yolları’na ait tarifeli bir uçakla Türkiye üzerinden Bakü’ye geçirten Aliyev, kardeşim dediği ülkenin hassasiyetlerini ayaklar altına alıyor.
Türkiye basını olarak Aliyev Hükümeti’nin tüm tehditlerine rağmen Hicab zulmünü yazmaya devam edeceğiz.
Zulmü yapan öz kardeşimiz dahi olsa tepki göstermek boynumuzun borcudur.
Bir lafım da bizim hükümetimize;
İlham Aliyev ve partisinin Türk basınına yönelik sözlerine neden tepki göstermiyorsunuz?
Başörtüsü zulmü Azerbaycan’ın iç sorunu ise yarın öbür gün başka ülkelerdeki bu tür yasaklara hangi yüzle karşı çıkacaksınız?
Bu ilkesiz tutumu gençlere nasıl izah edeceksiniz?
***
Sn. Oktay Saral ve Sn. Müfit Aydın’a Tebrikler…
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın "Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez!” açıklamasına bir destek de Ak Parti Bursa Milletvekili Müfit Aydın’dan geldi. Aydın, kendi sosyal medya hesabından “Başörtüsünden dolayı okul kapısından geri çevrilen bu kızcağızın yaşadıkları vicdanınızı sızlatmıyor mu?” ifadelerini kullanarak Azerbaycan’daki hicab zulmüne tepki gösterdi.
Sayın Saral’ı ve Sayın Aydın’ı gösterdikleri hakkaniyetli duruş için canı gönülden tebrik ediyorum.
***
Fon Krizi…
Kimileri fon krizi dese de esasında bu bir kriz değil, bu olay milyarların adeta çerez parası sayıldığı büyük bir soygun...
Fatma Betül Sayan ile başlayan skandalın üzerinden günler geçmesine rağmen fon krizinde adı geçenlerin listesi hâlâ açıklanmadı.
İsimlerin açıklanması için daha ne bekleniyor?
Kamuoyu bu konudan oldukça rahatsız ve toplumun tepkisi giderek daha da artıyor.
Eğer fon krizinin tüm paydaşlarının üzerine gidilmez ve suçlular, kim olursa olsun, hak ettikleri cezaları almaz ise Cumhur İttifakı’nın itibarı ve güvenirliliği büyük bir yara alır.
Fon krizinde muhalefet partilerinden de isimler var.
Hangi partiye, kuruma, ideolojiye, tarikata, vakfa, locaya, aileye ve derneğe bağlı olursa olsun suçlular yaptıklarının bedelini ödemelidir.
Bulunduğu görevden istifa etmek/alınmak ya da mensubu olduğu partiden uzaklaştırılmak, fon krizindeki sorumlulukları ve ihmalleri ortadan kaldırmayacaktır.
Fatma Betül Sayan da dahil olmak üzere, masumiyet karinesi gereği, bir an önce hukuk devreye girmeli, suçlular ile masumlar birbirinden ayrılmalıdır.
KAYNAK: YENİ SAKARYA GZETESİ