Ülkemizde huzur adına ne zaman bir olumlu ya da ılımlı bir ortam oluşsa ya da atılsa bir adım, basarlar düğmeye bozmak için bilinen odaklar, daima…

İstenir ki Türkiye kalkmasın ayağa, hep meşgul olsun karışıklıklarla, terörle ve ülke düşmanlarıyla…

Seçimde tam anlamıyla istedikleri olmasa da, hükümetin tek parti tarafından özellikle de AK Parti tarafından kurulmaması için yapılan büyük ittifaka rağmen mutlu olmayan muhalif cephe ve hala devletle çatışmaktan yorulmayıp son barutlarını atmakta ısrarlı güçlerin kışkırtmaları ile ülke, aradığı huzura bir türlü kavuşabilmiş değil…

Yer yer ve zaman zaman strateji değiştirip, bütün güçleriyle hükümeti ve cumhurbaşkanını “terör örgütleriyle ilişkili” gösterme eğilimi içerisine giren ve ülkesinin gizli kalması gereken devlet sırlarını dünyaya jurnalleyen ülke düşmanları, bugün bilinen nedenlerle hesap vermeseler bile, gün gelecek tarih önünde hesap vermekten kurtulamayacaktır...

İşte ülkemiz bir yandan hükümet kurma çabası içerisinde sancılı bir süreçten geçerken, diğer taraftan kişisel ve örgütsel ihtirasları ve hırsları ile üstü örtülü bir savaş yürüten ülke düşmanları ile de boğuşuyor...

Bilinir ki; her gecenin bir sabahı vardır

Ve yine bilinir ki; şiddetli sancılar gürbüz doğumlara yol açar

Halkımız 7 Haziran seçimleri sonrası başını elleri arasına aldı düşünüyor “Ben ne yaptım!” diye…

Bu uzlaşmaz tablodan bir hükümet çıkamayacağı görüşü giderek kuvvet kazanıyor…

Bu nedenle adım adım seçime doğru gidiş var, açıktan dillendirilmese de kendiliğinden oluşan…

Son olaylar partilerdeki eski ve kötü alışkanlıkları getirdi, bir kez daha ülkenin gündemine…

İntihar saldırısını gerçekleştiren, organize eden, planlayanların yakalanması için başlatılan araştırma, inceleme ve soruşturmalar henüz netleşmeden ve “Fırsat bu fırsat” deyip birbirini suçlayan özelikle de muhalif cepheden gelen açıklamalar sonucu, koalisyon hükümeti kurmak hiç de kolay görünmüyor…

Sanki birbirini suçlamayı özlemişler, üzücü bir olay bekliyormuşçasına yapılan karalamalar, böyle olduğunu gösteriyor...

Görünen o ki, muhalif cephenin üzüm yemek gibi olumlu bir eğilimi yok…

Onların gözü ve gönlü varsa yoksa bağcıyı dövmede!

O nedenle diyoruz ki, olaylar ülkeyi ve partileri adım adım seçime, yani sandığa götürüyor…

“Bu negatif tablodan kim yararlanır” derseniz, atın bizim ne yazacağımızı ve ne söyleyeceğimiz bir kenara; yanınızda ve yakınınızda olan-olmayan herkesle başlatacağınız diyaloga çevirin yönünüzü…

Bakın onlar, bu denli kısa sürede olup bitenleri nasıl değerlendiriyor ve geleceğe nasıl bakıyor!

Alacağınız cevap, yürütülen hükümet kurma çalışmalarında gelinen noktayı ve partilerin olaya yaklaşımını en net ve çarpıcı biçimde çıkaracaktır karşınıza…

Her şeye rağmen ümit ediyoruz ki, bu belirsiz ortam çok geçmeden aydınlık yarınlara açılacak; halkımız muhtemel erken seçimde, her defasında olduğu gibi bir kez daha en doğru tercihi yapacaktır...