Şöyle yazmıştık 19 Eylül 2010 tarihli Pazar Filemiz’de… Bu Pazar Filemiz’i gazetemizin seyyah köşe yazarı Prof. Dr. Salih Şimşek’e ayırdık... Hoca’nın özenle hazırlayıp gönderdiği “yürek çığlığı” haline dönüşen ve insanı düşündüren, düşündürürken sorumluluk altına sokan “Zulme İsyan” başlığı altındaki tespitlerine yer veriyoruz. Bugün de değişen bir şey yok. Uygur Türkler’i yine zulüm altında, hem de daha şiddetlice. Hal böyle olunca yükselen feryat figan, daha da yürek yakıyor çığlıklar. Uygur Türkleri için ülke olarak, insan olarak bir şey yapamıyorsak, bari bu mübarek Ramazan ayında, dualarımızla onların yanında olduğumuzu gösterelim… Sanırım bu konuda okuyucularımıza da bir sorumluluk düşüyor olmalı… O günkü Pazar Filemiz bir daha okunsun istedik, bu nedenle…
***
Ey İnsanlık, ey riyakârca susan insanlık!
Ey İnsanlar, ey Müslümanlar, ey Hıristiyanlar!
Ey Budistler, ey Putperestler!
Ey insaf sahibi Museviler, ey insaf sahibi Çinliler!
Ey komünistler! Ey ateistler! Ey “dinliler” ya da ey “dinsizler”!
Ey kendini sadece ve sadece “İnsan” kabul edenler! “İnsan Hakları Savunucuları”ndan vazgeçtik,
Ey siz, “hayvan hakları” sevdalıları! Neredesiniz? Suskunluk, Ey suskunluk!
***
Afganistan, Irak, Filistin ve Türkistan’da insanlar öldürülüyor...
Sokaklar kardeşlerimin cesetleriyle dolu…
Kaldırılmalarına izin verilmiyor…
Feryatlar arşa yükseliyor ama sağır dünyada duyan yok…
Güzeller güzeli, Atalar yurdu, medeniyetler merkezi Urumçi, Gazze, Filistin, Irak, Afganistan zulüm altında...
***
Şimdi, oralarda küçük çocuklar ölüyor, Kadınlar katlediliyor…
Yetişkinler cellâtların elinde…
Masumlar imha ediliyor...
Sizler ve bizler ise, olup bitenleri, o da edebiliyorsak, Sadece ve sadece telin ediyoruz da, Kendimizi ne zaman telin edeceğiz?
Bazı insanların telin edişleri, kınamaları, Âhh ve vahları (!) Devam ederken Zalimin Kan Kadehleri doluyor!
Katledilen insanları düşününün! Ölen masum çocukları düşünün!
***
Feryat eden ananeleri düşünün!
Onların başına gelenler, Gün olur, bir gün gelir, Size de, Bize de gelebilir!
Zaliminin yaptığına ne zaman “yeter artık!” denecek?
Uygur, Gazze, Filistin, Irak ve Afganlı Türkler, masum insanlar Yardım bekliyor!
Ne garip! Ne garip ki, tüm olup bitenler apaçıkken, Görmüyor, duymuyor, ses vermiyor insanlık!
Böyle mi olmalı insanlık? Ey insanlık, böyle mi olmalı?
***
Duyuyor muyuz? Kan seslerini, tankların homurtularını, Zulmün çıkardığı sesleri?
Masumlar üzerine inip kalkan copları, Görüyor muyuz?
Ateş toplarının yangınlarını? Haberiniz var mı?
Vampirlerin, Canilerin ve gözü dönmüş Yaratıkların cürümlerinden?
***
Ey cinayetlere ve katliamlara Duyarsız insanlık!
İçindeki öküze “Ooha!” demek, ne zaman aklına gelecek?
Hislerini ve duygularını kaybetmiş Ey insanlık!
Görmüyor musun şiirle feryat, Dua ile yalvaran masum çocukları?
Ey insanlık, bilinmez mi ki Mazlumun, mağdurun Ve çocukların dini sorulmaz!
***
Ey insanlık! Ey insanlık!
Bilinsin ki: Cehennemi hesaba katmayan Dindarlar yanılmıştır!
Cennette yerini hazır bilenler yanılmıştır!
Ölüm yokmuş gibi yaşayan “Dünya-perestler” yanılmıştır!
“Nasıl olsa zulme uğrayanlar bizden değildir” Diyenler yanılmıştır!
Kendilerini “hizmette” bilip, Kılını bile kıpırdatmayanlar yanılmıştır!
***
“Allah dilemeseydi günahkâr mı olurdum?” Diyen “kaderciler” yanılmıştır!
Ameline güvenen kul, “salih amel” İşlediğini sanan riyakârlar yanılmıştır!
Yolunun eğriliğinden en ufak bir şüphe etmeyen “Kendini bilmezler” yanılmıştır!
“Dünyaya nizam verme görevini” kendine verip Mazlumlara zulmedenler yanılmıştır!
***
Ya Rabbi! Sen o masumlara yardım et, hiç bir tepki vermeyen, duyarsız Hale getirilen, dua etmeye bile yüzümüz olmayan bizleri de affet! Bu vahşete ve vahşi olaya seyirci kaldığımız için! Biliyoruz ve bilmeliyiz ki, bir gün ödemek zorunda kalacağız
***
Sükûtumuzun bedelini,
Yapmamız gerekenleri
Yapmadığımızın hesabını!
***
Ya ilahi! Sen küllî şeylere Kadirsin…
Sen, İnsanlık düşmanlarını, Kan içici zalim vampirleri, Çinli yamyamları, Her canlıyı canlı canlı yiyen yaratıkları, Onların sevgisini ve övgüsünü alanı, Mallarını rahatsızlık duymadan kullananları, Münafıkları kahreyle! Helak eyle!
***
İslâm âlemini, İnsanlık âlemini, Yeryüzünü, Hatta “basit katilleri” bile, bu canavara dönüştürülen Yaratıkların şerrinden emin eyle! Yaşasın zalimler için Cehennem! Var olsun mazlumlar için Cennet!
***
Ey zulme sessiz kalan “Yaşayan Ölüler”, Ey insanlık! Sizi kim diriltecek! Sözün bittiği yerde, artık ne söylenebilir ki? Zaman artık yapma zamanıdır! Hülasa-ı Kelam; Dünya âlem bilmelidir ki: “SENİ DE VURURLAR BİR GÜN EYY ACI!” ÂHH, AH… HHH Böyle seslenmiş sadece Yeni Sakarya okuyucularına değil, tüm insanlığına bir hisli yürek olarak Prof. Dr. Salih Şimşek...
İstiyoruz ki sizler hissenize düşeni alın, beğenmedikleriniz bize kalsın, efendim...