Hastalarla dolup taşarken hastaneler, devlet övünüyor sürekli yeni hastane yapmakla…
Oysa istenir ki hasta sayısı azalsın, hastaneler boşalsın.
Nerde o günler…
Ne kadar çok hastane yapılsa, o kadar çok sağlıksız müşteri var kapıda…
Niye böyle oldu toplumumuz?
Genç-ihtiyar demiyor, acılar gelip çörekleniyor sağlık açısından insanın üstüne…
Var bir bit yeniği işin içerisinde…
Bize göre yanlış beslenme ve sağlıksız gıda tüketimi başta geliyor…
İsteyenin istediğini sattığı, ucuz diye alınıp tüketilen, bileşimi ve bileşiği zararlı katkı maddeleriyle donatılan yiyeceklerin harman olduğu bir piyasa var ülkemizde ve şehrimizde, ne yazık ki…
Hal böyle sürüp gider ve eski tas eski hamam anlayışı değişmezse eğer, daha çok hastane yaparız…
Bu konuda sayısını unuttuğum yorumlar yaptık…
Dikkatini çektik halkın ve ilgililerin “Bozuluyor sağlık, yetişin!” diye…
Devletin öncelikli görevi değil midir, halkın sağlığıyla oynayanlara karşı mücadele etmek?
Başta gazlı içecekler olmak üzere fast food yiyecekler ve bunlara katılan bozuk et ve süt ürünleri derken, bir suyumuz kalmıştı bozulmadık…
O da nihayet damacanalardan fışkıran kirlilikle gündeme taşınmış oldu.
Bu açıdan çok talihsiz bir ülke olduğumuzun altını çizmek isteriz önemle…
Hastalıkların alıp başını gitmesi, öldürücü kanser vakalarının artması, yani nasihatten ziyade musibetlerin ortaya çıkışı, AK Parti hükümetini tedbir almaya sevk etmiş olmalı ki, hamamı da tası da yenilemek adına, başlattılar denetimleri…
Kararlı oldukları görünüyor.
Bu işin geri dönüşü yok…
Gıda piyasası ve yiyecek sektörü istediği şekilde at oynatanlara bırakılmayacak.
Yaptırımlar, denetimler, sıradan ve göstermelik olmayacağa benziyor bundan gayrı…
Cezalar caydırıcı cinsten ve acımasız olmalı ki, önüne geçilebilsin halkın sağlığına kast edenlerin…
Sıhhatiyle oynadığı, sağlığını tehlikeye attığı, canı yanan vatandaşlar gibi, halkı zehirleyenlerin de canı yanmalıdır ki bir daha bu yol denenmesin asla.
Bunu yaparken adaletten, yasalardan ve vicdandan sapmamalı, işin hakkı verilmeli ve buna göre gereği yapılmalı…
Sağlıklı gıda piyasası oluşması ancak böyle gerçekleşir ve piyasaya yeni tas yeni hamam anlayışı hakim olur.
Bu prensip doğrultusunda hareket ederek temiz ve kaliteli gıda maddesi üretip satacak tüm firmalara “Papatyalar”, denetimleri yürütecek yetkililere ise kolaylıklar dileğiyle “Laleler” gönderelim istedik Bizim Bahçe’den…
OKTAY SARI’NIN KONUĞU TOÇOĞLU
Esnaflığı, spikerliği ve programcılığı aynı doğrultuda ve başarıda yürüten sevimli bir medya ürünüdür Oktay Sarı.
Gazeteciliği her şeyden eskidir.
Şiir yazarak hissettirdi kendini bizim alemde ve Yeni Sakarya’da…
Şimdi başka yerlerde gezinse de, biliriz ki gönlü hep ilk göz ağrısındadır.
SRT’de hazırlayıp sunduğu “Oktay Sarı’yla Aramızda Kalsın” adlı programın geçen haftaki konuğu biz idik.
Zekiler prim yapıyor olmalı ki, bu akşam bir başka Zeki’yi, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’nu konuk edecek.
Sanırım başkanı ilginç sorularıyla köşeye sıkıştırmaya çalışacak.
Zeki Toçoğlu’nun bilinmeyen yönlerine ateş eder mi bilemeyiz…
Ancak bilinen bir şey var ki program hayli ilgi çekecek.
Oktay Sarı ve konuğu Başkan Toçoğlu’na kolaylıklar dileğiyle Bizim Bahçe’den “Leylaklar” gidiyor…
PROFESÖR DEĞİL, SANKİ SEYYAH!
Sakarya Üniversitesi gezgini ve gazetemiz köşe yazarı, İİBF Dekanı Prof. Dr. Salih Şimşek, Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Harun Taşkın ve Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Cemalettin Kubat, önceki gün Gaziantep Üniversitesi ve Gaziantep Hasan Kalyoncu Üniversitesi’ni ziyarete gitti.
Pazar ve Pazartesi geceleri yolda geçirilen, sadece 1 gündüze sığdırılan seyahatin meyveleri önümüzdeki aylarda toplanacak.
Ortak kongre ve sempozyum düzenlenmesi, eğitim işbirliği imkanları aranması, birlikte projeler yürütülmesi ve kurumlar arasında olabilecek yardım konularının görüşüldüğü seyahat hayli renkli, bereketli, hareketli ve süratli geçmiş.
Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun’u, ikinci defa rektör seçilmesi sebebiyle tebrik eden Sakarya Üniversitesi heyeti, daha sonra Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde akademisyen dostlarıyla bir araya geldi.
Rektör Prof. Dr. İbrahim Özdemir ile görüşmeler yapan heyet, kendilerine verilen ve Gaziantep’e has mutfak ürünleriyle donatılmış mükemmel iftar yemeğinden sonra yola çıkıp aynı hızla ilimize döndü.
Ramazan ayında ve sıcak günlerde 2 gecede 2 bin kilometre yol yapmak, her babayiğidin harcı olmasa gerek…
Direksiyonda bir seyahat fenomeni profesör olursa ancak, gerçekleşebilir böyle hızlı bir trafik…
Prof. Şimşek, Prof. Taşkın ve Prof. Kubat’a, SAÜ’nün sesini Gaziantep’te duyurmaları nedeniyle Bizim Bahçe’den “Orkideler” gidiyor.
MUAYENE İSTASYONUNDAN ŞİKAYET VAR
Bugüne değin araç muayene istasyonundan gelen şikayetlere pek itibar etmedik.
Bilirdik ki iyi niyetle olmayan kişilerden kaynaklanıyor.
Ama şikayet listesi uzayıp gidince ve bitmeyen sitemler düşünce peş peşe, getirelim istedik şikayeti gündeme…
Deniliyor ki gelen mesajda,
“Muayene alanı bakımsız, etraf toz-toprak…
Oturup dinlenecek bir yer yok.
Araç sahipleri sıkıntılı…
Tek bir muayene istasyonu oluşu mudur acaba bunun sebebi…
Düzce’de ve Kocaeli’nde ikişer tane muayene istasyonu varken, Sakarya’da bir tane olması manidar…
Sanırım bu uyarıdan sonra gereken yapılır ve yetkililer meydanı daha rahat kullanılır bir hale getirir.”
Konunun ısrarla gündeme taşınmasını isteyen hanım sürücüye, Bizim Bahçe’den bir demet “Hanımeli” gönderelim istedik.