Değerli okuyucular,
Geçen yazımızı baharın gelişi ve sıkça yaşanan bahar yorgunluğu konusu ile kapatmıştık.
Havaların geçiş döneminde oluşan tablo artık yaşanmıyor. Tüm yeşili ile güzel renkleri ile bahar geldi.
Günlerin uzaması ile de kapalı mekanlardan uzaklaşma imkanı doğdu.
Şarkılardaki özlemler giderilir oldu. Kulağınıza yabancı gelmeyecek bir şarkı bugünler başka bir türlü yazılacak olursa herhalde şöyle bir hal alabilir diyesimiz geliyor:
….
İşte kuşlar, ağaçlar
Bin bir renkli çiçekler
Şimdi yakalıyorum
Saçlarından baharı…
Bahara bir de sevgiyi, gönül zenginliğini, hoşgörüyü, paylaşmayı, çevresi ile dost olmayı, dost kalmayı eklerseniz yaşama doyum olmaz.
HAYDİ PİKNİĞE…
Milletçe pikniği severiz. Piknik sepetlerini doldurup hafta sonu kilimleri serenleri semaverleri yakanları çimenlerde yayılanları çokça, sık sık görüyoruz.
Belediyelerin de piknik mekanlarının altyapılarını kuvvetlendiklerini, bir şeyler yapmaya çalıştıklarını fark ediyoruz. Umulur ki daha da iyi olacak.
Peki, piknik yeri ve parklara dinlenmeye gidenler yeterince özenli hareket ediyorlar mı?
Cevap: Maalesef “ HAYIR!”
Piknik mekanlarını ağır bir çöp yükü bırakarak terk ediyorlar. Piknik yerlerindeki malzemeleri hor kullanıyorlar. Tahrip ediyorlar.
BARIŞ MANÇO PARKI…
Bir hafta önce Şeker Fabrikası yolu Stat ilişiğinde “adam olacak çocuklara” sloganı ile açılan bir parkımız.
Özenle hazırlanmış, standardı yüksek, tertemiz, hiçbir masraftan kaçınılmamış.
Evimiz kadar temiz…
Gel gelelim ziyaretçileri veya oyun için gelen çocukların büyükleri ellerindeki çikolata, gofret, bisküvi ambalajlarını yürüyüş yollarına nefis çimlere rahatlıkla atabiliyor.
_ “Kıyamam!” deyiveriyorsunuz.
Yediği çerez kabuklarını oturduğu bankın önüne, altına pek rahat atabiliyorlar.
İşe yarayıp yaramayacağı sorusunu akla getiren bir uyarı tabelası gerçi yok ama pek şirin çöp kutuları da göze çarpmakta. Gerçi bazılarına şimdiden hasar verildiği de olmuş.
VANDALİZM…
Mala, mülke, kişiye veya eşyaya bilerek ve isteyerek saldırma, hasar verme olarak tarif edilen ve anti-sosyal kişilik bozukluğu olarak değerlendirilen vandalizm kontrol edilmesi gereken bir durum.
Sonuçta zarar gören insan, emek, özel ve kamusal varlıklar.
Kavram, maalesef bir süre daha gündemde kalacak gibi gözüküyor.
HAKLAR ve SORUMLULUKLAR…
Vatandaşlar güzel parkları, kurumları, hizmet alanlarını kullanma haklarının yanında konunun bir tarafı olmak sıfatıyla sorumluluklarını da bilmelidirler.
Kişiler sorumluluklarını bilmez, kamusal otorite de bildirmez ise siz birey olarak fazla bir şey yapamazsınız. Yapmaya kalkarsanız güç durumlara düşersiniz.
Önceki yıllar yerleşimin ağırlıklı yayıldığı kırsal bölge ve küçük şehir yaşamında kişiler, oto kontrollü ve mahalli kuşatıcı özellikler tarafından sınırlandırıldığından daha dengeli olmak durumundaydılar.
Ama günümüzde ülke nüfusunun %75’ i megapollerde ve büyük şehirlerde yaşadığından, geleneksel bağlardan kopmuş ama modern yaşamın kurallarını da içselleştirmemiş olduğundan ilkel davranış kalıplarına bir süre daha sabretmek zorunda kalacağız gibi görünüyor.
HEKİMLERE SALDIRI… ÇÖZÜM ÜMİDİ…
Hekimlerin öldürüldüğü, intihar ettikleri, saldırıya sık uğradıkları bir dönemdeyiz. Konu meclis araştırma komisyonunca araştırıldı. Araştırma raporuna göre saldırganlar, 30 yaş altı, eğitimsiz, psikopat ve psikiyatrik hastalar şeklinde kategorize edilmiştir.
Şimdilerde tedbirler hazırlanmaktadır. Biz ümitliyiz.
Ümitliyiz çünkü, yakın geçmişe bakınız.
Kapkaç olayları nasıl birdenbire kesildi? Kesildi çünkü caydırıcı cezalar kondu da ondan.
Neden hakimlere hiç saldırılmıyor biliyor musunuz? Elinizi kaldırdığınızda cezası birkaç yıldan başlıyor. Öyle de olmalıdır. Devletin temeli adalettir.
İyi de o hakime, devletin bakanına, vatandaşa, kimsesize, vatansıza, insana gece gündüz bakan acillerde sabahlara kadar nöbet tutan, gecenin bir vakti herkes uykudayken hastaneye gelip acil ameliyatları yapan doktora kalkan el, can yakan yumruk, öldürücü darbe hiç mi caydırılmayacak?
El mecbur, caydırılacak. Söz yasamanın…
Yoksa kendini koruma refleksi, tehlikeyi sezinleme, bertaraf etme için harcanan enerji, sağlıkta kaliteyi düşürebilir. Hizmet maliyetlerini arttırabilir.
Bir hekim kolay yetişmiyor. Tecrübe ise yılların meyvesi. Ağacı meyvesi ile devirmek vandalizmin en kötüsü!
Son söz:
“Tıp bir güzelliktir. Zorla güzellik olmaz”
Ümitle, sağlıcakla kalınız.