Toyota’da Genel Müdür ve yardımcıları, çalışanları, medya mensupları, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ile TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün’ün katıldığı bir iftar yemeği düzenlendi…
Fabrikaya adım atar atmaz Japonlar’ın titizliği ve disiplini karşılaşıyor insan…
Kapıda ellerinde isim listesi konuklarını bekleyen görevliler var.
Etraf tertemiz, bahçeler bakımlı, yemekhane düzenli…
Siyasetçiler bizden önce gelmişler…
Zamanı fabrikayı gezerek doldurmuşlar.
Yemekhanede her şeyin yerinde ve eksiksiz olması adına alınmış önlemler…
Ayırım yapılmamış çalışanlar arasında…
Tam anlamıyla görkemli bir iftar yemeği düzenlenmiş…
Fabrikanın Genel Müdürü Orhan Özer, Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Belgin ile Kurumsal İletişim Uzmanı Şebnem Erkazancı, konuklarıyla kurduğu diyalogla sıcak ve samimi bir ortamın oluşmasını sağladı.
Gerek yemek esnasında ve gerekse yemek sonrası geçilen toplantı salonunda, sorulara samimi ve güler yüzle cevap veren genel müdürün, bu gece nedeniyle duyduğu mutluluk gözlerine ve sözlerine yansıyor gibiydi.
Genel Müdür Özer’in Rumeli TV’ye konuşurken, “700-800 civarında yeni işçi alınacağı” sözü dikkatimi çekti.
Ayaküstü konuyu açmaya çalıştım.
Yakında yeni bir model üretimi için yaklaşık 800 işçiye ihtiyaç olacağını, bununla da yetinmeyip ikinci bir proje düşünüldüğünü, o zaman bir o kadar daha işçi alınacağının altını çiziyordu Genel Müdür…
Büyükşehir Belediye Başkanı yaptığı konuşmada fabrikanın istihdam yanında, ilimize önemli katkılar sağladığını belirttikten sonra, Milletvekili A. Sefer Üstün aldı sözü…
Toyota’nın en yetkilisi ile yapılan mektuplaşmayı dile getirdi.
Çalışma barışı ve huzurun önemine değinen Ayhan Sefer Üstün, “Şartların iyileştirilmesi, fabrikada çalışma barışını sağlayacak, üretimi artıracak” dedikten sonra, bu konuda tarafların üzerlerine düşen görevi karşılıklı olarak yerine getirmesinin önemine değindi.
Toyota ile medya arasında, işine son verilen işçiler nedeniyle yaşanan gerginliği ortadan kaldıran bir buluşma oldu iftar yemeği, bir anlamda...
Toyota’nın ilimize, ülkemize ve Japonlar’a bereketli, hayırlı hizmetler getirmesi adına, mesleklerinin uzmanı Genel Müdür Orhan Özer ve Yardımcısı Cengiz Belgin, İletişim Uzmanı Şebnem Erkazancı ve yemeği renklendiren Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Başkan Vekili Fevzi Kılıç, Avukat Hacıeyüpoğlu ile TBMM insan Hakları Komisyonu Başkanı Milletvekili Ayhan Sefer Üstün’e, bu güzel ortama katkıları nedeniyle Bizim Bahçe’den “Leylaklar” gönderiyoruz…
KELEŞ’İN SEVİNCİ
Bizim Tosun Paşa yine yakalamış kulağından ilginç bir haber…
Sağlık Bakanlığı, halka damacana ile su satan 55 firmayı sıkı bir şekilde incelemeye almış.
Sonuçta, 14 firmanın ürünü sağlıklı, diğerleri ise sağlığa aykırı bulunmuş.
Hangi firmalar derseniz, yakında adları kamuoyuna duyurulacakmış.
Buna karşın en sağlıklı içme suyunun, şehir şebekesiyle evlerimize ulaşan olduğu açıklandı.
Her zaman dile getirirdi, fırsat buldukça konuyu SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş…
Ama her nedense pek üzerinde durulmazdı.
Keleş, şehir şebekesiyle gelen suyun gönül rahatlığıyla içilebileceğinin altını çizer, iddialı şekilde…
Sonunda beklenen açıklama ile hem sözlerinin doğruluğu açıklandı, hem de bundan büyük sevinç duydu.
Hangi firmanın ürünü sağlıklı, kimlerin ürünü sağlıksız açıklanınca, ak koyun kara koyun belli olacak.
Sağlık Bakanlığı’nın belirttiğine göre “İnsani Tüketim Amaçlı Sular Yönetmeliği” kriterlerini taşıyan şehir şebekesi suyunu tüketmek, bundan sonra en doğru yol olacak anlaşılan…
O nedenle SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş’in sevinci kabına sığmıyor, haklı olarak...
Bilmem bu depremin yaratacağı yıkıntının altında kimler kalacak?
Böylece halkı aldatanlar da ortaya çıkacak…
SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş’in sevincine katılmamak mümkün değil…
Bu duygularla Bizim Bahçe’den “Leylaklar” gönderelim istedik Genel Müdür Keleş ve ekibine…
SEDAŞ’A TEŞEKKÜR
SEDAŞ her zaman topun ağzında olan kurumların başında gelir…
Enerjisiz hayat düşünmek mümkün değil.
Su gibi, enerji de hayati bir ihtiyaç malzemesi olup çıktı.
Bu nedenle en ufacık bir ihmal ya da arıza karşısında topa tutulur SEDAŞ adeta…
İstenir ki, yürütülen hayati hizmetlerde kusur olmasın ya da meydana gelen arızalar giderilsin tez elden…
Böyle olmayınca boşalır dillerin freni, kalemlerin ölçüsü kaçar…
Alandüzü’nden Zeliha ana da, bu siteme katılanlar arasında girdi uzun süre…
Onun şikayetini ilk kez 14 Haziran’da, ikinci defa 27 Haziran’da gündeme taşımışız…
Bu defa yüzü gülerek çıkageldi Bizim Bahçe’ye…
SEDAŞ hem onun evinin önündeki yanmayan sokak lambasını onarmış, bununla da yetinmeyip bu tür sıkıntısı olan diğer sokaklara da el atmış.
Köy olmuş apaydınlık.
Zeliha ana bundan dolayı çok mutlu…
“Sen olmasaydın, biz daha çok karanlıkta kalırdık” diyenler olmuş köyde…
O da kalkıp SEDAŞ’a hizmetlerinden dolayı teşekkür etmek için gelmiş gazeteye…
Sadece teşekkür değil, “Bizim adımıza SEDAŞ’a bir demet çiçek gönderir misin?” diyen Zeliha anayı kıracak değiliz ya…
Bizim Bahçe’nin “Mor sümbülleri” bu defa, SEDAŞ yetkililerine gidiyor, köylünün dualarıyla birlikte…
ŞEHİDE YAKIŞTIRILAN…
Şehirlerarası cenaze nakillerinde takip edilen bir yol ve yöntem vardır.
İstenilmeyen bir durum oluşmasın diye, mevta ilaçlanır ve özel bir tabuta konulur.
Keyfiyetin böyle olup olmadığını anlamak adına, konuyu bir de Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürü Erhan Yanmaz’a soralım istedik.
O da bizi doğrulayan bir ifade kullandı…
Serdivanlı şehidimiz Regaip Şahin’in aziz naaşı için de aynı uygulama yapılmış.
Yani ilaçlanmış, kefenlenmiş ve özel tabuta konmuş şehit…
Nitekim şehit yakınları, evlatlarının yüzünü görmek için tabutu açtığında da durum net şekilde ortaya çıkmış.
Hal böyle iken, bir tedbirsizliği gündeme taşımak adına, şehide “Koktu” yakıştırması yapan haberciler bir yana, başkanlık iddiası içerisinde olan bir gazeteciye yakışıyorsa bu durum, sözümüze koyalım nokta…
Ayıp oluyor beyler, iki nokta…
Bu defa “Zehirli zakkumlar” gidiyor, yanlışta ısrar eden herkese ve her kesime Bizim Bahçe’den…
