Namaz Kur’an ve sünnet ölçüsünde öğrenilen ve eda edilen bir ibadettir. Sevgili peygamberimizin teravih için endişeleri vardı. Neydi bu endişesi kulak verelim.
"Sizin cemaatla teravih namazını kılmaya ne kadar arzulu olduğunuzu görüyorum. Benim çıkıp, size namazı kıldırmama engel olan bir husus da yoktu. Ancak ben size, teravih namazının farz olmasından korktuğum için çıkmadım." (Buharî, Teheccud, 57).
Bu hadisi şerif namazlar arsında farz ve nafile ayırımına dikkat çekmektedir. Peygamberimiz farz namazın önemine ve terk edilmesinin vebaline dikkat çekmektedir.
Eğer teravih farz olurda bizler bunu eda etmezsek büyük günaha girmiş oluruz. Bu sebeple nafile namazlar içinde özel bir yeri olan teravih namazı ilk başlarda daima cemaatle eda edilmemiştir. Efendimizin vefatından sonra Hz. Ömer’in uygulamasıyla teravih cemaatine kavuşmuştur. Zira farz olma endişesi kalmamıştır.
Benim arz etmek istediğim husus şudur ki; farz olan diğer namazlara neden teravih namazı kadar ilgi yoktur. Hâlbuki teravihin terk edilme sebebi, farzın terkine dönüşmesin diyedir.
Sabah namazında teravih de ki kadar cemaat niçin yoktur. Bunun sebebi dini bilmemek mi, yanlış bilmem mi ya da nefse ve uykuya mağlub olmak mıdır?
Sabah namazın ve cemaatle kılınmasının hükmü, teravih namazının hükmüne kıyasla daha mı azdır. Öyleyse peygamberimize ne cevap vereceğiz efendiler. Ya Rasulellah biz teravihi terk etmedik ama senin korktuğun başımız ageldi, sabah namazı ve cemaati terk ettik.
Orhan camiinde teravih de yaklaşık olarak en azından beş yüz kişi varken, sabah namazında bu sayı yetmişe düşmektedir. Yani teravih cemaatinin çoğu sabahta yoktur, gelin çıkın işin içinden ey cemaati müslimin.
SABAH NAMAZININ FAZİLETİ
Nitekim Peygamberimiz (a.s.m.), "Kim sabah namazını kılarsa, Allah'ın garantisi altındadır." (Kütüb-i Sitte, c.17, s.541) buyurarak bu gerçeği BELİRTMİŞTİR.
"Sizi atlılar kovalayacak bile olsa sabah namazının iki rekât sünnetini terk etmeyin.",
"O, dünyanın tamamından hayırlıdır." buyrulmuştur. (Kütüb-i Sitte, c.8, s.424)
Resulullah buyuruyor ki: “Münafıklara sabah ile yatsı namazlarından daha ağır gelen hiç bir namaz yoktur. İnsanlar, bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa cemaate gelirlerdi” (Buhari, Mevâkit 20 Müslim, Mesâcid 252)
Hazreti Hatice (ra) dan rivayet olunan hadisi şerifte, Resulullah (sav), şöyle buyurmuştur. “Sabahın farzından evvel kılınan iki rek’at sünnet, dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır”(Müslim).
“Yatsı namazını cemaatle kılan kimse, gece yarısına kadar namaz kılmış gibidir. Sabah namazını cemaatle kılan kimse ise bütün gece namaz kılmış gibidir“ (Müslim, Mesâcit 260).
Abdullah ibn-i Abbas (radıyallahü anh) hazretlerinin naklettiği bir hadis-i şerifte, Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Kim sadece Allah rızası mülahazasıyla kırk gün sabah namazını (cemaatle) kılarsa kalbinden lisanına hikmet pırlantaları akmaya başlar.” (Müsnedüş- Şihab, 1/285)
ORUÇ İMANI DOYURMAKTIR
Anlatılır ki; Allahü teâlâ nefsi yarattığı zaman (Sen kimsin, ben kimim?) buyurunca, (Ene ene, ente ente = Ben benim, Sen sensin) demiş.
Üç bin yıl. Ateşe atılmış, bin yıl orda kalmış, çıkınca cevabı yine aynı. Soğuk Cehenneme atılmış, bin yıl da orda kalmış, çıkınca cevabı yine aynı.
Bin yıl aç bırakılınca, sonunda kerhen (Sen benim Rabbimsin, ben senin aciz bir yaratığınım) demiş.
İnsan aç kalmakla mutlu ve huzurlu olabilir mi? Yaklaşık on altı saat bu sıcak mevsimde aç ve susuz kalan insan mutlu olabilir mi?
Evet insanı mutlu eden açlık ve susuzluk değil, imanlı açlık ve susuzluktur. İşin başında ve içinde iman olunca niçin zorluklar şehit olurcasına kolay gelmektedir Müslüman insana. Cevab, iman sebebiyledir.
Bundan da anlaşılıyor ki, oruç imanı takviyelendirmek ve hikmetle, teslimiyetle onu doyurmaktır. Altmış iki yıl ömür yaşayan bir erkek, yaklaşık olarak elli yılda, elli ay ki bin beş yüz gün oruç tutmuş olur ki, dört yıllık bir ömre bedeldir. Nafileleri de hesaba dâhil edersek, ömrünün onda biri oruçlu geçmiş olur ki buda imana yapılan en büyük takviyedir.
İman ağaç gibidir, ilgi, sevgi ve bakım ister. Kurutmayın iman ağacını ne olur. Oruçla, namazla ve diğer ibadetlerle kuvvetlendirin iman iktidarınızı.
SİVİL İNAT
Medyada zaman zaman okur ve duyarız ki baş örtülü bayan işe alınmadı, işten çıkarıldı, ayırımcılık yapıldı, iş yerinde mescid veya namaz imkanı tanınmadı vs cinsinden bir çok din karşıtı tavırları duymayan kalmadı.
Özel engelli eğitim veren bir binaya gittim ve orada bir seccadelik namaz kılma yeri var mı dedim. İmama verilen cevap; burada namaz yasak. Orası yemek yenecek yeri var, tuvaleti, TV’si, gazeteleri, oturma salonu, interneti kısacası her şey var. Olmayan ve yasak olan şey ise bir seccadelik” namaz imkânı ve mekânı.
Bu konuda siz iki ayet meali sunmak istiyorum. Bunlar bize yol haritası olarak yeter de artar.
“8. Allah sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah âdil davrananları sever.
9. Allah, sizi ancak, sizinle din konusunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için destek verenleri dost edinmekten men eder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” Mümtehine suresi
Dinle savaşanlarla ve sizinle mücadele edenlerle olan ilişkilerini bırakın veya asgari ve zarurete indirin. Müslüman için dinin değerleri, şahsi değerlerinden çok daha önceliklidir.
Müslümanı sömüren zihniyetlere karşı uyanık olmayan gün gelir imanından mahrum kalabilir. Okulunda Kur’an ve Peygamber okunacak ülkemin geleceği inşallah iyi olur.
Beyler sizi İslama saygı duymaya davet ediyoruz diyebilirsek, çektiğimiz sıkıntılar umarım azalır.
