SEDAT HOCA VE CEMİL MERİÇ LİSESİ
Cemil Meriç Lisesi eğitim hayatına başladığında, Sedat Akçakoyunluoğlu, Davut Böke, Bilal Aydın, Sibel Yavuz ve kırk beş kadar öğrenciydik. Tabi Nuri Okutan’ı da unutamayız. Ve Vecdi Girgin’i. Neşet abiyi. Sultan abiyi. Ve elbette Fahri amcayı. Bu isimleri tekrardan anmak, ancak bu isimlerin çok derinlerindeki bazı duyguları harekete geçirecektir. Yaşamayan bilemez derler ya, işte tam da bu. Yaşayamayanlarınız bilemez. Bu yazı da zaten, sizi dışlar. Almaz içine. Zaman içinde farklı bir zamandı, o Cemil Meriç Lisesi’nin ilk senesi. Sadece yaşayanlar bilir. Geçen gün okulu ziyarete gittiğimde, Bilal hoca da çok içten söyledi. ’14 yıldır öğretmenim ama o sene gibi görmemiştim.’ Kimse görmemişti. Şimdi fark ediyorum. Her okulu ziyarete gittiğimde ben aslında o günleri arıyorum. Ama elbette yok. Olamaz da. İşte bu ‘ayrı zamanda’ elbette herkesin payı büyüktü. Ama Sedat hocanın payı? İşte O’nun payı herkesin payından çok daha büyüktü.
-SEDAT HOCA VE DERSLERİ
Sedat hocanın derslerine katılabilmek bir ayrıcalıktır. Hayatın her alanına bu kadar hâkim başka birini daha görmedim. Toplumsal bir problem olarak hepimiz bilgi sahibi olmadan fikir sahibiyiz ya her konu da, işte Sedat hoca bizim ideal olan halimiz. Her konu da ders yapabilecek kadar bilgi sahibi. Modern filozof. İdareci olduğu için pek derslerimize katılamazdı ama ders denk geldiğinde ve hoca da gününde olduğunda, ne kadar aciz olduğumuzu hissederdik. Elbette ki onun dersi sadece sınıfta olamaz. Öyle ki, O gölge etsin başka ihsan istemez insan.
-SEDAT HOCA
Sedat hocayı, eğitim dışı konularla muhatap edip baş ağrısı yapan insanlar… Bir şey desem onlara. Denmez, denemez.
-SEDAT HOCA VE ŞİİR
Şiir sanatına ilk adımlarım olarak sayılabilecek iki şey hatırlıyorum.
Birincisi lise hayatımın ilk edebiyat sınavlarından birinde, Sedat hocanın bir sorusuyla ilgili. Hatırladığım, bir şiir parçasıyla ilgili bir soruydu. İçeriğini hatırlamıyorum sorunun. Ancak cevap olarak, bir şiir karalamıştım. Şiire şiirle karşılık vermek yani. Hâlbuki ne şiir bilirdim o zamanlar ne de şairlerin diğer şairler tarafından kendilerine gönderilen şiirlere şiirle karşılık verme jestleriyle ilgili bir hikâye bilirdim. Bildiğim sadece yazacak bir şey bulamadığım için böyle bir cevap vermiş olmamdır. Bana iyi bir sonuç olarak dönmüştü bu cevap. Hem not olarak hem de hatırladığım ilk şiir çalışmam olması açısından. Ne yazmıştım orada, hiç hatırlamıyorum. Bildiğim, sadece bir şeyler karaladığım.
İkincisi ise, Sedat hocaya bir şiir götürmem ile alakalı. Bu ilk denemenin sonrasında, bir şeyler karalama çabası içerisindeydim. Elbette bu benim defterlerim de kalıyor ve göstermiyordum kimseye. Ancak bir gün, artık bir şiirimi göstermem gerektiğini hissettim. Şiiri Sedat hocaya götürdüğümdeki tepkisi, görülmeye değerdi. Aldı kâğıdı, attı. O gün hayatıma bir şey girmişti. Şiir.
-SEDAT HOCA VE İSMET ÖZEL
‘ ölüler beni serinliğe yakıştıramaz
çünkü hiç kimse çıkmak istemez bu mevsimden dışarı
çünkü bitkinliklerini günden saklar ekinler
ekinler çocukların en rahat uykuları’