Gerçekten enteresan bir ülkede yaşıyoruz. Ben Türkiye’de kamu sistemini ve demokrasi denen kavramı çözemiyorum. Belki de bu sistemlerin temel taşını oluşturan insanları anlayamıyorum. Bizim işimize ne gelirse o demokrasi, o özgürlük. Bir de karşımızda hep şer güçler var. Kendimizi insanlara güvenmemeye adamışız. Entrikalar hayatımızın önemli bir parçası haline gelmiş. Hayatın her alanında var bu. Siyasi partilerde, kendi çalıştığımız kurumlarda kısacası hayatın her alanında.
Demokrasi insanların ülke yönetimde daha fazla söz sahibi olması değil midir? Fikirlerini düşüncelerini özgürce ifade etmesini içermez mi demokrasi kavramı?
Yerel yönetimler, bu temeller üzerine oturmuştur. Çünkü yerelde yaşayan insanların yönetimde daha fazla söz sahibi olmaları, sorunlarına kısa zamanda çözüm bulunabilmesi için merkezi yönetim sistemleri taşra teşkilatlarını oluşturmuştur.
İşte bu yüzden Belediye kavramı ya da merkezi yönetimin taşra teşkilatları var. Tam da bu yüzden siyasi partilerin yerel teşkilatları var. Amaçları ne biliyor musunuz? Demokrasiye yani insana hizmet etmek. Yereldeki insanın sesini daha fazla duyurmak. Yereldeki insanın taleplerine göre Ankara’ya yön vermek.
Ankara’ya yön versinler vermesine de eğer Ankara izin verirse yön veriyorlar. Sorun tam da bur da zaten.
Ben bu ülkenin bir vatandaşı olarak şunu istiyorum. Ülkemizin siyasi arenasında ülkeyi yöneten veya yönetmeye aday olan siyasi partiler. İllerde ya da ilçelerde Merkezileşmiş yerel teşkilatlar yerine Ankara’da yerelleşmiş merkezi yönetim oluşturmalılar. O zaman hizmet etmeleri gereken demokrasi kavramına tam anlamıyla hizmet etmiş olurlar.
Biz bu ülkede siyasi teşkilatlarımıza kadın kotası koyuyoruz. Hatta bu sayıyı % 33’e çıkarttık diye de övünüyoruz. Bizim ülkemizde parti delegeleri kendi milletvekilini seçemiyor mesela. Vali gibi atanır bizim milletvekillerimiz.
Kadın kotasından bahsederken şunu da unutmadan geçemeyeceğim. Kadına şiddet son günlerde iyice can sıkmaya başladı. Artık neredeyse insanlığımızdan utanır hale geldik.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna ilişkin bir süre önce çıkarılan uygulama yönetmelik ile birlikte kadınlara sağlanan haklardan bazılarını sizlerle paylaşıyorum.
- Şiddet uygulayan kamu görevlisi silahını teslim edecek.
- Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) ne yapılacak şikayete anında cevap verilecek.
- Kolluk kuvvetleri de ŞÖNİM’e bilgi verecekler.
- Mülki Amir koruyucu tedbir kararı verebilecek.
- Geçici maddi yardım yapılabilecek.
- Mülki amir ya da kolluk amiri tarafından geçici koruma kararı verilebilecek.
- Korunan kişinin çocuğuna kreşte okuma imkanı sağlanabilecek.
- Hakim iş yerini değiştirme kararı verebilir.
- Hayati tehlike varsa kimlik değiştirme kararı alınabilir.
Benim köşemden tavsiyem kadınlarımızın bu kanunu ve ilgili yönetmelikleri okuyup kendi haklarının farkında olmaları. Bana göre sorun sadece çıkarılan yasalarla değil. Kafa yapılarının değişmesi ile çözülecektir. Bu ülkede ki siyasi partiler ne zaman kendi içerilerinde kadın- erkek eşitliğini gerçekten benimseyip meclis sıralarında bu eşitliği sağlarlar. İşte o zaman Türkiye’de kadın hakları için büyük bir adım atılmış olur. Yoksa inanın çıkarılan yasalar ve yönetmelikler sadece kitaplarda kalır.
Erkek evin reisidir mantalitesinin çoktan çürüdüğü günümüzde artık kadın hem evde hem de iş hayatında reis olmaya başlamıştır bile. Hayatın sadece bilek gücünden ibaret olduğunu sanan delikanlılara itina ile duyurulur.
Kadının ne kadar güçlü olduğunu hala anlayamadıysanız Tanju Okan’dan “Kadınım” şarkısını şiddetle tavsiye ediyorum. Onlar olmadan ne hale geldiğimizi çok daha iyi anlayacaksınız.
Haftaya tekrar buluşmak dileğiyle…