Dün köşemizde akmayan, kaldırılan ya da susuz kaderine terk edilmiş çeşmelerden söz etmiştik.
“Çeşmesiz şehir” yazımız üzerine, arayanlar oldu.
Önce şehir adına son derece önemli buldukları bir konuyu işlediğimizden dolayı teşekkür eden okuyucularımız, unutulan ya da susuz bırakılan şehir çeşmelerinden yola çıkarak ilginç tespitlerde bulundu.
“Şunu unutmuşsun, buna da değinseydin daha iyi olurdu” diyenler yanında, dış ülkelerdeki şehirlerden örnekler vererek, çeşmelerin şehir hayatındaki yerinden söz eden okuyucularımızın dikkatine ve ilgisine saygı göstermemek mümkün mü hiç…
Bu arada en son ziyaret ettiği İtalya’nın tarihi Roma şehrindeki aşk çeşmesinden yola çıkarak gürül gürül akan çeşmelerden bahseden ve şehrimizin bu konudaki fakirliğinden dem vuran okuyucumuz bununla da yetinmeyip, “Su hayattır ve azizdir. Onu vatandaşla buluşturmanın manevi hazzı bir başkadır sanırım…” diyordu.
Adını duraklara veren çeşmelerimizden söz eden bir başka okuyucumuz ise şehirde böyle bir uygulamaya gidilse, hayrına çeşme yaptıran çok sayıda varlıklı insanımızın olacağını da belirtmeden geçemedi.
Yani şehrin önemli merkezlerinde, kültürümüze yakışır bir mimari ile yapılacak çeşmeler sadece susuzluğu gidermeyecek, şehrin siluetine farklı bir zenginlik de katacak.
İzlenimler böyle…
İçten, sıcak ve samimi…
Bilmem ne düşünür, belediye başkanları bu konuda…
Biz, çeşmesiz şehir olmayı sindiremedik içimize…
İtibar eden olur mu bilmem sözümüze deyip, çekilelim aradan…
İşin bundan sonrasını, Bizim Bahçe’den giden “Laleler” eşliğinde başkanlara bırakalım...
TANIŞ’A HAK VERMEK
Şadi Tanış, bu şehirde söyleyecek sözü olan tanınmış işadamlarından biridir.
Muhalif yönü yer yer de olsa ağır basar.
Sözünü esirgemez, doğru bildiğini söyler her zemin ve zamanda…
İmam Hatip okulu için, yıkılan vali konağının yerinin tercihi doğru mudur diye sorup durdu günlerdir…
Bilinir ki, imam hatiplerin orta kısımlarının kapatılmasına karşı çıkan anlayışı savunur.
Buna rağmen diyor ki, “Okul yapacak başka yer mi bulunamadı da, yeşil alan olarak parka katılması doğru olacak vali konağı yerine, okul yapılmak isteniyor.
Hem imam hatip okulu için yapılmış bir okul varken, niye sahip çıkmazlar kendi binalarına da yeni arayışlara giderler?
Oradaki özel okul kendine bir başka mekan bulup binayı gerçek sahibine iade etse, sorun giderilir.”
Gel de buna hak verme ve bu görüşe katılma…
Olur mu hiç!
İmam hatip okullarının açılması için gayret gösterenler arasında yer aldığını bildiğimiz işadamı Tanış’ın bir bildiği olmalı ki, itiraz ediyor yeni binanın Kent Park’a yapılmasına…
Halkımızın büyük ilgi gösterdiği, benimseyip bağrına bastığı Kent Park’ın bir bölümünü betonlaştırmak, ne imam hatipli zihniyete ne de ilin yetkililerine yakışır…
Bunda ısrar edenlere Bizim Bahçe’den iri dikenli “Kaktüsler” gitsin istedik…
DAVULCU ŞİKAYETİ
“Sıcak yaz geceleri, çalışan kesim için özellikle Ramazan ayında sıkıntı oluşturur…
Saat 23.00’e kadar olan süreye iftarı, yatsı namazını ve teravihi sığdıran vatandaşın erken işe gidebilmesi ve sahur yapabilmesi için en geç 23.30, bilemedin 24.00’te yatakta olması gerekiyor.
Diyelim böyle yapıldı.
Uykunun üzerinden iki, iki buçuk saat geçti geçmedi, bu defa davulun sesi dolar evin içine…
Tam da uykunun en ağdalı olduğu zamana rastlar, tokmakların gürültüsü…
Davul çalmak, sahura uyandırmak Ramazan’ın vazgeçilmez ritüellerindendir.
Yine çalınsın ancak saati ve çalınacağı yerler iyi ayarlansın.
Günümüzde oruçlu ağızlar, sahur için kendisine uygun zamanı belirleyip saat kuruyor.
Davulun sesi onlara hoş gelmiyor.
Deniliyor ki,
“Kalkıp davulcuya iki laf etsek, bu saatte davul mu çalınır diye…
Al başına belayı…
İtiraz etsek, evimizin taşlanmasından korkuyorum.
Ertesi gün işte de aşta da randıman düşüyor…”
Böyle uzayıp gidiyor söz…
Keyfiyeti arz edelim istedik umuma…
Düşmeyelim Malatya’daki duruma deyip, teselli “Leylakları” gönderelim istedik, konuyu gündeme getiren okuyucumuza…
HASRET ŞARKISI
Aylık haber, yorum ve kültür dergisi Milli Çözüm’ün Ağustos sayısında, Fatma Betül Erişkin’in “Hasret Şarkısı” adını verdiği şiirinden seçtiğimiz dört kıtayı paylaşalım istedik, okuyucularımızla bu defa…
Umarım bizde uyandırdığı heyecan ve samimi duyguları, siz de hissedersiniz…

Ayrılığın acısı kollarımı bağladı,
Seni özleyen gözler gizli gizli ağladı.
Hasretin harareti yüreğimi dağladı,
Dizlerime uzansan, saçlarını tarardım!

Meramım Mevlanamsın, sultanımsın Hocamsın,
Garip gönül bahçemde hiç solmayan goncamsın.
Güvencem himayendir, sığınağım recamsın,
İnayetin çekersen, bilmem neye yarardım?

Sayende hakikate erdi aklım vicdanım,
Hidayet rehberimsin, efendimsin ey canım.
Sensiz bütün ömrümü sanki boşa harcadım,
Sen sahip çıkmasaydın, baştan sona zarardım!

Edebi lanet olsun davanı saptırana,
Dosttan çekip gönlünü, dünyaya kaptırana…
Hakikat hatırına, bağlıyız hatırana,
Duan sevdan olmazsa, kendim kütük sayardım!

Bu güzel dizelerin sahibi Fatma Betül Erişkin’e ve dergisine başarılar dileğiyle, Bizim Bahçe’den “Mimozalar” gönderelim istedik…