Vahim yanlışlar, zehirli yalanlar, pestpaye düşünceler, Cemil Meriç’e ilaveten “idrakimize giydirilen (zır) deli gömlekleri, aşağılık tarafgirlik, müptezel cehalet, bu ülkeyi yaşanmaz hale getiriyor.
Acun’un yetenek yarışmasında eski futbolcunun yanında Hülya Avşar’ın jüri üyesi olduğu bir ülkede her dört yeteneksizden üçünün Maykıl Ceksın taklidi yapmaya çalıştığı bir halet-i ruhiye nasıl siyasi düşünceler üretir sizce?
Eğer Kürt kökenli isen, anadilde eğitim isteyemezsin. Laz olduğun için sen de anadilde eğitim istemelisin. Çerkes olduğuna ve anadilde eğitim istemediğine göre Kürtlerin anadilde eğitim hakkı istemesine karşı olmalısın. “Ohha” diyerek kovulacakları “yaşşa” diyerek alkışlamayı marifet sayıyoruz.
24 saat Nutuk okudular! İsterlerse 48 saat okusunlar. Sen de “Süleyman’ın Neşideleri”ni oku Eski Ahit’ten, başkası da “Maldoror’un Şarkıları”nı okusun, kime ne? Sadece bir gün değil, 365 gün aralıksız okusunlar. Her bittiğinde Gençliğe Hitabe irad edip baştan başlasınlar. Zevzeklik rekoru için Guiness’e aday olacak bir herze yemek ama neden Nutuk okuduklarını bize haber vermek zorundalar?
Neden Nutuk’tan yani bir insanın siyasi ve dünyevi görüşlerini ve anılarını içeren bir kitaptan haşa dini bir ritüel ve geleneğe rakip çıkarmaya kalkmak gibi şeytanı bile ürperten bir denaet örneği sergiler ki insan? “Bu kadar cehalet ancak tahsil ile mümkündür” diyeceğim ama şeytan bile bu şişman, gözlüklü ve dersini çalışmamış arka sıra talebelerinin hocalığını sırf ilim gururu, kibri adına reddeder.
Atatürk’ün içkisine laf söylenmesine, padişah içerken iyiydi ya diyerek nasıl karşı çıkıyorsak, aynı “erdem” nedeniyle “Nutuk”un haşa hatmedilmesine de acımayla karışık bir tiksinmeyle karşı çıkmak zorundayız. Başörtüsüne üniversite yasağı varsa, o günlerde deprem olmuşsa, “7.4 yetmedi mi?” pankartı açılması, Müslüman olduğun için, başörtüsü yasağına karşı olduğun için mi seni rahatsız etmiyor? diye sorabilmek için.
“Başı açıklık, zina, felaket getirir” diyor mesela dini önder, sonra da para karşılığı fuhuştan hapse giriyor. Kemalizmle aslanlar gibi çarpışan İslamcı aydın, yazar, yanında çalıştırdığı küçük kıza tasalluttan yargılanıyor. Hayatında bir gün bile görmediğin Batıyı, Amerika’yı ahlaksızlıkla suçluyorsun ama senin mahallende bu cinayetlerin hangisi işlenmiyor diye sorabilmek için.
Abdülkadir-i Geylani Hazretlerinin “Unutma ki, Tevhid evin kapısında, şirk de evin içinde bulunursa, bu nifak (Müslüman görünüp de kafir olma)nın ta kendisidir. Dilin takva sakınır, kalbin fisk-u fücür çevirir. Dilin şükreder, kalbin ondan yüz döndürür” diye bizi, hepimizi uyarmasına fırsat vermek için.
Gerçeği acı da olsa söyleyebilmek hakkını muhafaza edebilmek için 24 saat Nutuk okunmasına acımayla karışık bir tiksinmeyle karşı çıkmak zorundayız.
Sayelerinde bir kere daha akıl sağlığımızdan şüpheye düştüğümüz “nutukçu”lara, Selahaddin Şimşek’in çok sevdiği bir Carlyle cümlesini hatırlatmadan edemeyeceğiz: “Değil tanrıları, doğru dürüst şeytanları bile yok!”