12 Eylül 1980 öncesinin acılarını yaşayan ben yaştaki ve benden büyükler şimdi bilir ki, meydana gelen tasvip edilemez olayların baş sorumlusu aramıza katılan provokatörlerdir. O günlerde bilmiyorduk. Masum masul ellerimizde Türk Bayrakları ile bir olayı protesto ederken, birilerinin tiz bir çığlığı veya sloganıyla olay başka yerlere gider, istenmeyen durumlar meydana gelirdi.
12 Eylül öncesi, ‘Sağcı-solcu’ , ‘Alevi-Sünni’ diye bizi kutuplara bölmek isteyenlerin o maşaları, paralı provokatörleri bugün de işbaşında. Bugün de bizi, ‘Türk-Kürt’ diye bölmeye çalışıp, önce toplumu tam bölmek, sonra da iç savaş çıkarmak için pusudalar.
Oysa ki hepimizin Kürt arkadaşı, komşusu hatta yakını var. Kız alıp vermişiz. Binlerce yıldır sorunsuz bir şekilde birlikte yaşamışız. Bugün, o birlikteliği, bu ülkede önce iç savaş çıkarıp, sonra da bölmek uğruna düşmanlığa çevirmek isteyenlere, bunun için parti, dernek, şu, bu gibi birtakım oluşumları kullananlara çok dikkat etmeliyiz.
Bence anahtar söylem şudur, ‘Her pkk’lı terörist Kürt değil. Her Kürt de, pkk’lı terörist değil’ Ama çeşitli illerde yapılan protestolara bakıyoruz, sırf Kürt kökenli vatandaşların sahibi olduğu için çeşitli işletmeler, işyerleri yakılıp yıkılıyor. İşte tehlike bu! Bu tür olayların içine giren her vicdan sahibi insan, bir an, bir saniye, ‘Ben ne yapıyorum?’ diye düşünmelidir.
O birilerinin açık olarak istediği, Türk-Kürt iç savaşıdır. O birileri kim diye bana sormayın. Bunlar, okyanus ötelerinden de olabilir. Onların hemen dibimizdeki uzantıları da olabilir. Başta gençler olmak üzere herkes, ‘Ne oyun oynanmak isteniyor?’ diye düşünmeli, o oyunu oynamak isteyenlerin oyununa gelmemeli.
Acılarımız gerçekten çok büyük. Her Şehit haberi, hiç tanımasak bile yüreklerimizi dağlıyor. Her Şehit haberi içimizden bir şeyleri koparıp götürüyor. Gencecik fidanları toprağa vermek kolay iş değil. Hele de, Şehit evleri. Hiçbir acı, ateş düşen evlerdeki acıyla ölçülemez.
Alalım Türk Bayraklarımızı protesto edelim, ‘Teröre lanet’ yürüyüşlerine katılalım. Bunlar elbette olacak. Elbette bir türlü tepkimizi vereceğiz. Zira biz insanız. Bize öğretilen vatan sevdasının gereğidir bu. Damarlarımızdaki asil kanda mevcut olan değer bunun ta kendisidir.
İşte içimizdeki o provokatörler de bunu çok iyi bildikleri için en hassa anda, en hassa bir çağrı veya sloganla o grupları, masum bir şekilde terörü lanetleyen toplulukları olmaz işlere sürükleyebiliyor. Bunun için söylüyorum. Her türlü protesto hakkımız. Ama lütfen, içimizdeki provokatörlere dikkat! Onların, yanlış yönlendirmelerine kanarak, o birilerinin amaçlarına alet almayalım, bu vatanı, daha büyük sorunların içine sokmayalım.
Türk Ulusu bin yıllardır böyle hainlikler gördü. Ama bir kere bile galip gelemediler. Bu gerçeği işaret edip, bir kez daha söylemek istiyorum; lütfen provokatörlere dikkat!
OTOBÜS DURAĞIMIZ KUŞ GİBİ GERİ GELDİ!
Camili’de, bir mahalle büyüklüğündeki merkezdeki belediye otobüs durağı iki hafta kadar önce bir akşamüstü sökülüp götürülmüştü. Mahalleli olarak çeşitli temaslarda bulunduk olmadı.
Birkaç gün önce mahalledeki dostların ricasıyla kuş gibi uçup giden durağımızla ilgili bir yazı yazdım. Yazının sonunu şu cümlelerle bağlamıştım; ‘1566, 1567, 1568, 1577, 1578, 1579 Adaların ortasındaki bu durağı belediye tarafından bir yanlışlık sonucu sökülüp götürüldüğünü düşünüyorum. Bölgedeki binden fazla insanda öyle düşünüyor ve bugün yarın duraklarının yerine konacağına inanıyor. Bilmiyorum bu konuda Büyükşehir Belediyesi ve Ulaşım Dairesi ne düşünüyor. Önümüz kış, biraz empati lütfen…’
Önceki gün mahalleli olarak bir baktık ki, modeli değişik olsa da (!) durağımız yerine gelmiş. Mahalle halkı adına, Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi’ne bir teşekkür etmesek olmaz değil mi?..
