İlk önce ufak bir özür ile başlayalım yazımıza; Geçen hafta ihmal ettik köşemizi ve okurlarımızı. Çok da elimde olan bir şey değildi aslında moraliniz sıfıra düştüğünde elinizdeki kalem bile bazen fazla gelebiliyor insana.
Her 17 Ağustos acı yüklüdür bana, tıpkı tüm hemşerilerime olduğu gibi. O gün kaybettiğimiz canlar aklımızdadır veyahut yıkılan bir şehrin üzerini kaplayan toz bulutunun içimize sinen kokusu hep burnumuzu sızlatır. Yine öyle bir gündü geçen 17 Ağustos Cumartesi günü içim buruktu. Kaybettiğim akrabalarım çok yakın arkadaşlarım film şeridi gibi gözümün önündeydi. Ama yine de hafta arası araştırmalarımı yapmıştım.
Her zaman olduğu gibi cumartesi gecesi kaleme alacağım yazımın konusu hazırdı. Hafta sonları Bursa’nın Gemlik ilçesinin Kumla beldesine kaçıyorum bu aralar. Beni tanıyanlar bilirler hem aile ziyareti hem de ufakta olsa bir hafta sonu tatili kaçamağı diyelim buna. Veliahdımız Yalın Efendi’nin bulunmaktan en çok keyif aldığı yer orası çünkü hayatının en değerli varlığı dedesi ile bir arada oluyor kendileri.
Lafı da fazla uzatmadan geçen 17 Ağustos akşamı Gemlik Beldesi 4.5 şiddetinde bir deprem yaşadı. Maalesef bende oradaydım. Can kaybı yok çok şükür. Balkonlardan korkup atlayanlar, gözyaşları, korkudan eve giremeyenler çok da uzak olmadığımız bildiğimiz hikayeler aslında.
14 yıl öncesine döndüm yeniden dolayısıyla o kalem fazlasıyla ağırdı o akşam bana. Zaten sizlere hüzün yazmaktan başka ne kaleme alabilirdim ki? Yazımızın başlığına dönecek olursak eğer ilk önce şu soruyu soralım sizlere; UNESCO’nun Dünya Kültür Mirasını hiç duydunuz mu?
Şöyle anlatayım müsaadenizle; Bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal varlıkları dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli işbirliğini sağlamak amacıyla UNESCO’nun 1972 tarihinde kabul ettiği bir sözleşmedir. Türkiye’de 1982 yılında bu sözleşmeye imza atmıştır. 2011 yılı sonu itibariyle Dünya genelinde UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kayıtlı 936 kültürel ve doğal varlık bulunmakta olup bunların 725 tanesi kültürel, 183 tanesi doğal, 28 tanesi ise karma (kültürel/doğal) varlıktır.
Her yıl gerçekleşen Dünya Miras Komitesi toplantıları ile bu sayı artmakta. UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’nde Türkiye’den şu bölgeler yer almakta: İstanbul'un Tarihi Alanları Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas) Hattuşaş (Boğazköy) - Hitit Başkenti (Çorum) Nemrut Dağı (Adıyaman - Kahta) Xanthos-Letoon (Antalya - Muğla) Safranbolu Şehri (Karabük) Truva Antik Kenti (Çanakkale) Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne) Çatalhöyük Neolitik Kenti (Konya) Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (Nevşehir) Pamukkale-Hierapolis (Denizli) Yukarıda ismini verdiğim bu 11 yer UNESCO’nun Dünya Miras listesinde yer alması nedeniyle her yıl turist akınına uğruyor.
Hem ekonomik hem de doğal güzelliklerin tanıtılması açısından imrenerek baktığımız mekânlar buraları. Peki Sakarya’nın bünyesinde bu kültür mirası listesine girebilecek bir yer yok mu? Var!
ACARLAR LONGOZU
Türkiye’de 3 tane su basar ormanı var. Acarlar Longozumuz dışında İğneada Longozu ve Sinop Sarıkum Longozu bulunuyor. Acarlar Longozumuz diğer iki longozdan farklı olarak Türkiye’nin tek parça olarak en büyük longozu durumunda. Bunun yanı sıra 1998 yılında Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun aldığı kararla ile 1.derece Doğal Sit Alanı olarak koruma altına alınmış doğa harikası burası.
Dünyada bu ormanların tanınması ve Acarlar Longozunun yurt dışı turizmine açılarak hem ekonomik gelir kapısının ardına kadar aralanması hem de kültürel turizme katkı sağlanması açısından Acarlar Longozu neden UNESCO Kültürel Mirasları arasında yer almasın ki?
Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Veysel Eroğlu Sakarya’yı ziyaret ettiğinde Acarlar Longozunu dünyaya tanıtacağız demedi mi? Haydi artık bu doğa harikasını dünya ile buluşturma zamanıdır. Doğal ve Kültürel alanların tanıtımı hususunda Valimiz Mustafa Büyük’ün çok hassas olduğunu çok iyi biliyorum.
Ne dersiniz Sayın Valim başarabilir miyiz ?