Değerli okurlar. Cumhurbaşkanı kabineyi açıkladı. Yeni Bakanlar Kurulu, “Türkiye Yüzyılı” projesinin mimarî kadrosuna benziyor. Allah yardımcıları olsun. Nazar değmesin. Basiret ve ferasetle hayırlı hizmetler bekliyoruz. Bugün kabine üzerinden bir örnekle Kültür ve Turizm işlerini konuşalım.
Mehmet Nuri Ersoy Kültür ve Turizm Bakanlığı görevine tekrar atanmış. Değişseydi daha iyi olurdu ama Tayyip Bey devamına karar vermiş. Eh ne yapalım. O da nazarlık olsun ne diyelim… Bakan Ersoy, “Turizm” alanında yetkin bir isim olabilir ama kültür konusunda sınıfta kalır. Turizm işlerine bakan girişimci iş adamı olarak profesyonel işler çıkarabilir eyvallah... Fakat milletin olmazsa olmazı, aslî ihtiyacı “Millî ve Manevî” kültür işlerinde yetersiz olduğu ve aynı zamanda kadîm irfan kültürüne ait değerlerimizi temsil etmediği ortada.
Özellikle dostane bir eleştiri yazmak zorundayım. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’un eşi Pervin Ersoy, batılı turistik değerler üzerinden kaliteli PR yapıyor. Magazin basınında da ratingi yüksek… Vakti zamanında Metin Külünk ve Mehmet Metiner’in haklı olarak eleştirdiği Pervin Ersoy, en başta kendi ülkesinin “millî ve manevi kültürüne” yabancı… Ülkesini Fransa’da şikâyet ederek çapsızlık gösteren oyuncu Merve Dizdar’ı tebrik eden Pervin Ersoy, aslında AKP’li olduğu halde zihnen CHP’li olduğunu da ortaya koymuş oldu. Veya bendenize öyle görünüyor, bilemem.
Reis, Kültür Bakanlığı’nı turizmden ayrılmalıydı… Turizm geliri açısından kaliteli oteller; güneş, kum, plaj olduğu sürece bu ülkeye turist gelir merak etmeyin. Turist işi kolay da, “Kültür” hizmetlerinin altını dolduracak millî ve manevî değerleri yaşayan ilmî ve irfânî kadroların yetişmesi bugünden yarında olacak şey değil. Ülkece eksiğimiz burada…
Ahlak ve maneviyat sahibi millî kadroların, kültürel açıdan iktidar olması için uzun yıllar ve zihinsel emek gerekiyor. Hep konuşuyoruz ama 21 yıl geçti hala başaramadık. Neden?
Hz. Pîr Celaleddin Rûmî’nin işaret ettiği pergel metaforu tam da bu konuda ihtiyacımız olan ufku bize veriyor. Bir ayak sabit olsun. Pergelin diğer ucuyla kâinatı kuşat…
Bizim ülkemizde kültür denince sadece çağdaş batı merkezli dünyayı gezen serseri pergel ayağı anlaşılıyor. İnancından dolayı kimliğinden utananlar kültür sahibi olamazlar. Ancak kültür emperyalizmine yem olurlar.
Alman asıllı İsviçreli metafizikçi yazar Frithjof Schuon (1907-1998) tasavvufla tanıştıktan sonra Müslüman olarak Îsâ Nureddin adını alır. Gelenekselci ekole mensup sûfî düşünür, “Bir Merkeze Sahip Olmak” kitabında: “Kültür gittikçe daha da kültürsüzlüğe dönüşmektedir. Bu kültürsüzlük, insanın kendi köklerinden kopma ve nereden geldiğini unutma çılgınlığıdır” diyor.
Asıl olan; merkezde durması gereken sabit uç, bizim her şeyimizdir. (İman –İslam-ilim- irfan- kimlik-kültür)
***
Anadolu ve İslam medeniyetinin anlaşılması için çırpınan modern Türkiye’nin “mütefekkir-derviş” ilim adamı Nurettin Topçu: (1909-1975) “Milletimizin üç asırdan beri geçirmekte olduğu buhranların sebebi ve kaynağı, kültür ve maarif sahasında aranmalıdır” derken; aslında ülkece yüzleşmemiz gereken acı gerçeği de işaret ediyordu.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan; bizatihi itiraf etti: “Çok şeyleri başardık ama ‘eğitim ve kültür’ hizmetleri konusunda sınıfta kaldık” demişti. 21 yıldır tek başına iktidar olan AK Parti, üzülerek söylüyorum ki kültürel alanda hiç iktidar olmadı.
Zihinlerde darmadağın olmuş kadîm kültürümüzle ilgilenmek üzere Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan; Cumhurbaşkanı Yardımcısı sıfatıyla Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç’a görev verse iyi olurdu…
Prof.Dr Mahmud Erol Kılıç, İslam İşbirliği Teşkilatına Üye Ülkeler Parlamentolar Birliği (İSİPAB) (PUIC) genel sekreteri (Tahran, 2008 - 2018) olduğu dönemde BM nezdinde ülkemizi yıllarca temsil etmişti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın emriyle Endonezya Cakarta Büyükelçiliği (2019-2021), ardından da IRCICA Genel Direktörlüğü (2021-) görevine atanmıştı.
Prof. Mahmud Erol Kılıç, Türk devlet aklının; millî, manevî ve Sünnî “Anadolu Mayası” geleneğine mensuptur. İlim-irfan âleminde ülkemizin yetiştirdiği ender zatlardan biridir.
Bilirim ki Mahmud Hoca, devlet ricâlinden hiçbir şey talep etmez. Ricâl-i devletten talep gelirse de reddetmez…
Kültür Bakanlığı suya sabuna dokunmayan işlerle oyalanmaya devam ederse, hep birlikte sınıfta kalmaya devam ederiz.