Sevgili okurlar,
Geçtiğimiz hafta içi Türkiye bir dış mesele ile irkildi. Bildiğiniz gibi Avrupa Parlamentosu’nun 15 Nisan 2015 tarihli toplantısında, asılsız “Sözde Ermeni soykırımı” iddialarının kabulüne yönelik tasarının kabul edilmiş olması, bu tür kararların haksız-mesnetsiz ve sorumsuz birer karar olduğunu gerçeğini değiştirmez.


Avrupa Parlamentosu’nun, tarihçilerin yerine geçerek, gerçeklerden uzak, tek yanlı ve ön yargılı, Ermeni iddialarını onaylama gibi, talihsiz bir işe kalkışması son derecede düşündürücüdür.
AB’yle üyelik müzakerelerini sürdüren demokratik-laik-sosyal bir hukuk devleti olan, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’ni rencide eden, asılsız, iftira mahiyetindeki iddiaların, Avrupa Parlamentosu’nca(AP) sorgulanmaksızın, aynen kabulünün, Avrupa’nın halkları arasındaki iyi niyet, barış ve ortak bir gelecek inşası çabalarına, açıkça ters düştüğünü Türkiye dışında kimse söylemiyor!?
Avrupa Parlamentosu’nda, bu oylamaya katılan 751 milletvekili, kendi yakın tarihlerine ve aynaya bakmalarını tavsiye edenlerde çok. Gerçekten bu milletvekillerine tek, tek sorsak, ‘Ermenistan nerede’, ya da 1915 olayları nedir’ diye,’ kös’ bir bilgi sahibi olduklarına tanık olamayız?


Tarih boyunca ırk, din ve mezhep ayırmadan, kapılarını her türlü baskı, zulüm ve soykırımdan kaçanlara şefkatle açmış olan Türkiye’nin ve kadirşinas Türk Milleti’nin, Avrupa Parlamentosu’nun bu tarafgir, önyargılı ve haksız kararı ile tarihine ve itibarına karşı yapılmış olan bu yargısız infaz, Türkiye tarafından ‘kabul edilmez, yok hükmünde’ açıklamalara matuf olmuştur!.
Avrupa Parlamentosu’nu, yetki ve sınırlarını aşan, milletler arasında, husumet ve nefreti körükleyen, barışa ve kardeşliğe asla hizmet etmeyen bu kararından ötürü, başta Brüksel olmak üzere Avrupa geneli ve Türkiye’de ayağa kalkan yurtseverler kınama açıklamaları yapmış ve protestolar düzenlemişlerdir.

***


Sevgili okurlar,
Avrupa Parlamentosu oturumunda ‘Sözde Ermeni Soykırım’ yasa tasarısı konuşulurken, bir ara parlamento dışına çıktım. Parlamento dışında toplanan, Belçika Atatürkçü Düşünce Derneği, Belçika Talat Paşa Derneği, Belçika CHP Birliği, Avrupa Vatan Partisi Temsilciliği, TGB Belçika üyeleri Türk Bayrağı, Atatürk Posterleri açarak, Parlamento’nun alacağı kararı şiddetle protesto edip basın açıklamaları yaptılar.
Diğer Türk Sivil Toplum Örgütleri’nin, AP’deki bu yasa tasarısından bile bihaber olduklarını görmek bizleri ziyadesiyle üzdü.
Günlerce, haftalarca yazılmasına rağmen, demek ki bu ‘ Sözde Ermeni Soykırım’ iddiaları, Avrupa Türklerinin gündeminde bulunmuyor!
230 Bin Türk vatandaşının yaşadığı Belçika’da bu protesto gösterisine kalkıp, Almanya ve Hollanda’dan gelenler vardı.


Bu konu gündemde enine boyuna tartışılırken, bu defa Belçika’nın Flaman kesimi yerleşim birimlerinden Mechelen Belediyesi’nin ‘Sözde Ermeni Soykırım Anıtı’ için, Ermeni cemaatine izin verdiği ve bu yazıyı okuduğunuz sıralarda da anıtın açılacağı haberleri Belçika’da yankılandı.
Bu defa başta UETD(Avrupa Türk Demokratlar Birliği) Belçika Şubesi önderliğinde Mechelen’de 17 Nisan 2015 Cuma günü bir protesto gösterisi daha düzenlendi.
Türk Bayraklarının açıldığı bu gösteride Mechelen Belediyesi protesto edilerek, anıtın Belçika’da yaşayan insanlara bir fayda vermeyeceği, aksine kardeşliği, dostluğu daha da uçuruma sürükleyeceği vurgulandı.
Uzatmayalım, bu iki önemli gelişmeden sonra bu defa, Brüksel’den bir başka haber, Belçika’da yaşayan insanımızın moralini bozdu.
Brüksel Jette Belediyesi’nin,10 Mayıs 2015 tarihinde açılışı yapılmak üzere,belediye sınırlarında, bir başka soykırım anıtına izin vermesi insanımızı adeta ‘şok’ etti..

***
Sevgili okurlar,
Bu tartışmalar elbette,100.Yıl hazırlıkları içinde olan Ermeni Diasporası’nın çalışmalarını taşıdı. Ermeni Diasporası, bu tür çalışmaları yeni yapmıyor ki? Daha önceki yıllarda bu tip çalışmalar yapmış ve hedefe Türkleri oturtmuşlardı..
Mesele, bu kadar insanımızın yaşadığı, siyaset içinde bu kadar ağırlığımız olduğu bir dönemde, hangi gizlilik içinde Ermeni Diasporası bu iki anıtı dikmeyi başarmıştı?
Eskiden, bu bilgiler alınır, belli bir birliktelik içinde ilgili belediyeler mektup yağmuruna tutulur, ziyaret edilir, kendilerine konu hakkında bilgiler verilir, kitaplar dağıtılır ve belli bir kamuoyu oluşturulurdu..
Maalesef dış politikanın iflası bu alanda da yaşanıyor!

***
Sevgili okurlar,
Belçika Türkleri hiç bu kadar bölünmüşlük içinde olmamıştı. Aynen Türkiye’de olduğu gibi siyasi, bölgesel, ideolojik, dini, ekonomik parçalanmış içinde olan vatandaşlarımızın bu cılız gösterileri, şu an Belçika’da tartışılan en önde gelen konuları teşkil ediyor.
Bölücü terör örgütüne karşı girişilen mücadele, Türkiye’deki şehit cenazeleri ile birlikte acı paylaşımı, Türkiye’nin ‘ milli hassasiyetleri’ konusundaki birliktelik uçup gitmiş!..
Avrupa’ya gönderdiğimiz insanlarımızı 50 yılda ihmallerimizin sancıları bunlar!
Bu insanlarımızı önce devlet soydu!..’
‘Aman paralarınızı bankalara gönderiniz’ dediler..
Paraları batan bankalar iç ettiler!
‘Aman devlet yatırımlarına, fabrikalara ortak olun’ dediler..
Fabrikalar kapandı, sermayeler artırıldı, bizimkilerin ortaklık payları uçtu gitti!
‘Aman paraları bankerlere gönderiniz’dediler.
Paraları bankerler batırdılar!
‘Aman, paraları holdinglere gönderiniz, bol nema var’ dediler..
Holdingler battı, paraların üzerine bir bardak su içildi!
Sonra devreye, ‘Deniz Feneri’ benzeri yardım kuruluşları girdi!
‘Yardım sandıkları Ankara’da sayılacak’ diye, insanımız aldatıldı, paralar başka ceplere girdi!
Şimdi Avrupalı Türklere musallat ettiğiniz cemaatler, soyguna devam ediyor..
Sermayeleri mi?
Din, Allah, Peygamber, Kuran!
Paralar cebe, gerisi yalan!

***
Sevgili okurlar,
Avrupalı Türkler,1993 Yılından itibaren Milli Güvenlik Kurulu’nun işareti ile bir çatı olarak örgütlenmişti.
Avrupa’da ‘ Milli Hassasiyetler’ konusunda büyük özveride bulunarak, evini, barkını ihmal ederek, ‘ Vatan’ için yollara düşenler, bir kenara itildi ve bu yapının yerine siyasi parti ‘arka bahçeleri’ kuruldu.
Maalesef bu kurulan arka bahçedekiler, üzerlerine yüklenen bu yükü kaldıramadılar..
Bayrak taşımak, milli meselelerde haykırmak öyle kolay mı?
Hele de kamuoyu oluşturmak, ikna etmek, yalanı anlatmak herkesin harcı mı?
Kendi adamlarında ısrar eden bir siyasi zihniyet, güya Avrupalı Türkleri seçme hakkı vermiş!
Kusura bakmayınız, sizler kendi vekillerinizi seçerken, Avrupalı Türklerde
siyasi partilerini seçecekler!..
Ne garip bir durum!
Çok önemli ya!
Siyasi otorite, seçme hakkı vermiş!
Hani seçilme hakkı?
Ankara’nın cebinde!
Kimse kusura bakmasın, biz bu kafa ile daha çok Haymana’dan Ankara’ya yaya gideriz!..
Pazarınız, sağlıklı güzelliklere vesile olsun!
19 Nisan 2015/Brüksel