Sevgili okurlar,
Türkiye’de bulunduğum ‘sayılı günler’ tükendi..
Elbette vatandan, sizlerden ayrılmak zor !
Ülkemin güzelliklerini, doya, doya yaşadık..
Dostlarımız, yakınlarımız ve arkadaşlarımız ile göz, göze geldik, kucaklaştık, sohbetlerde bulunduk..
Her zaman söylediğim gibi, Yüce Allah, Sakarya’ya birbirinden değerli güzellikler vermiş..
Hepsinden önemli bu güzellikler arasında, en değerlisi, dört mevsimi yaşamak gösterilebilinir..
Denizi, gölleri, nehri, çayları, dereleri, dağları, yaylaları, bağları ve bahçeleri ile Sakarya, dün olduğu gibi, bugün de bizlere harikalar sunmaya devam ediyor..
Bunun farkında olanlara diyeceğim ne ola ki?
Ama, bu güzelliklerin farkında olmayıp, hala oflayıp, puflayanlar, kendi yarattıkları girdaplarda bocalayanların, değişime, geleceğe hala ayak direttiğini görmek, bizleri ziyadesiyle üzüyor..
Sevgili okurlar,
Bu satırları yazarken, bir yandan da Ankara’da gerçekleştirilen AK Parti Genel Kurulu’na kulak kabarttım.
Üzülerek ifade edelim ki, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde vatandaşın verdiği mesajı, siyasi partiler okuyamadılar!?
Yani,’ imam bildiğini okumada’ ısrar etti!
Oysa, seçmenler, ‘uzlaşın’, ‘birlikte ülkeyi yönetin’ mesajı verdi..
Bu mesajı, AK Parti cenahı farklı, CHP cenahı farklı, MHP cenahı farklı ve HDP ise, kendi açısından farklı okuyarak, ortaklık zemininde zamanı tükettiler !
Bir genel seçim sonucu, böylece çöpe atıldı ve yeni bir seçim için start verildi..
Demokrasilerin en güzel yanı bu işte !.. Seçmeli, seçebilmeli ve seçime gidebilmeliyiz..
Ülkenin durumu hepimizin malumu !
Tereciye, tere satmanın alemi yok !
Maşallah, Türkiye’de olduğu gibi, Sakarya’da da herkesin ‘ maşallahı’ var !?
Neden yana biliyormusunuz ?
Herkes, siyaseti çok iyi biliyor !
Hangi siyaset okulunda okudular bilmem !?
Herkes, futbol analizlerine bayılıyor !
Brezilya’da staj yaptılar sanki ?
Eee bu kadar,’bilenin’ arasında, bize düşen ne ola ki?
Elbette bize düşen?
Geldiğimiz bu yaş diliminde şahit olduklarımız, yazdıklarımız, gözlemdiklerimiz ile tecrübelerimizi bir araya getirerek, elde ettiğimiz sonuçları, okurlarımız ile paylaşmaya büyük özen gösteriyoruz..
Yani kantarın topuzunu kaçırmamak çok önemli..
Dostlarımızı, arkadaşlarımızı incitmemek, kırmamak, onları bildiklerinin ötesinde, şoka uğratmamak çok önemli..
Bu manada, Hendekli iş adamları Adem Sarı, İlyas Sarı(Sarılar Fındık), Halil Kurt(İstanbul Fındık), Vahit Serbes( Serbesler), Hasan Kılıç(Hicran-Eski Futbolcu), Cemalettin Kılnaz( Yüksek Mühendis), Tevfik Tetik( Harmanlıkspor Teknik Direktörü),Halis Kopya( Yüksek Mimar) ve diğer arkadaşlarımız ile buluşma ve sohbetlerimizde ülke meselelerini irdeledik..
Tatlı,hoş sohbetlerde bulunduk..
Birbirimize saygının temelinde konuştuk,dinledik,dersler çıkarmaya özen gösterdik..
Konuşmalarımızın temel değerlerini, gelecek kaygıları, endişeler ve terör ateşi oluşturdu !
Ya da ‘ Ne olacak bu Türkiye’nin hali’ noktasında, eksikler, yapılan yanlışlar ve törörün yeniden hortlaması, insanları, iş adamlarını ve sağduyu sahibi vatandaşlarımızı ürkütmüyor değil !?..
Bir kere şunu sizlerle paylaşmak isterim ki, AK Parti iktidarı ve 13 yıllık geçmişte, aklımızda kalan en önemli husus, ‘ aldatılmışlık’ olarak, öne çıkıyor..
Bir siyasi erkin aldatılmışlığı, çok önemli bir itiraftır !
Bu itiraf bağlamında gerçekleştirilen kongrede, öne çıkan en önemli husus ise, ‘terörün’ hala ülke geneline damga vurmasıdır !..
Şehitlere gönderilen selam ve gönderilen dualar, terör sıkıntısını açıkca su yüzüne çıkarıyor..
Öyle ya, bu ‘aldatılmışlık’ noktasında, işinden olan binlerce polis, ‘Ergenekon, kafes, balyoz’ suçlamaları ile hapse atılan ve suçsuz yere paramparça olan yürekler ve Türk Silahlı Kuvvetler’deki travma unutulacak gibi değil..
PKK, DHKP-C ve diğer terör örgütlerimize, bu bağlamda eklenen IŞİD terörü de hesaba katılırsa, Türkiye’de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı kesindir..
Kendine yaptırdığı Saray’da, farklı bir cumhurbaşkanı profili ile siyasetin içinde olan ve her dem ekranlara, meydanlara çıkıp mesajlar veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gölgesinde oluşturulamayan ‘koalisyon hükümeti’ sonrası oluşturulan ‘Anayasal Zorunluluk Hükümeti’ndeki uç noktalar da ;Y Türk siyaseti hakkında sanırım büyük ipuçları veriyor..
‘İstikrar’ adına, tek başına iktidar için,uzlaşmaya yanaşmayan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları temelinde gidilen seçimlerde, çıkacak sonuçta muamma gibi değil..
Peki, bu seçimlerde de tablo aşağı yukarı, 7 Haziran seçimlerine yakın çıkarsa ne olacak ?
Bu işin, bu durumun, bu sonucun vebalini kim, kimler üstlenecektir ?
Oslo görüşmeleri ardından sürdürülen İmralı, Kandil görüşmeleri, Habur’da terör örgütünün karşılanması, kurulan çadır mahkemeleri ve akil adamlar, çözüm süreci sonrası başlayan terör olaylarının vebali hakkında, bir fikriniz var mı ?
PKK, neden silaha başvurdu ?
Ne değişti ki ?
Bu ilan edilen ‘özyönetim’ açıklamaları, neye, nelere işaret ?
Derin bir yapılanmayı seyreden siyaset kurumuna, güven kaldı mı ki?
Zengin sınıfın parasını verip askerden tırstığı, fakir aile çocuklarının ‘vatan’ görevine gittiği ve teröre kurban verdiğimiz bu günlerde, ‘ istirkar’ adına neden oylarımızı AK Parti’ye verelim ki?
Bunun için gerekçeler ne ola ki ?
Hala, AK Parti’yi ‘alternatifsiz ‘ kılan CHP ile Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP ile Devlet Bahçeli, çıkış ve politikaları mıdır !?
Hiç sanmam !
13 Yıllık AK Parti iktidarında,’Devlet’ kavramı ortadan kaldırılmıştır! ‘Belediyecilik’ anlamında, bir zihni temel üzerine politikalar üretilmiş, ‘ yol yapan’, ‘ çalışan’, ama çalan bir anlayış karmaşasında, ‘ bal tutan parmağını yalar’ anlayışı ile yapılan uygulamalar, icraatlar, bir kılıfa uydurulmuş, uydurala gelmiş ve bu temeldeki bu anlayış, kitlelere, yığınlara dayatılmaya çalışılmaktadır..
Dini değerlerin, alabildiğince suistimal edilmesi ise bir başka husustur !
Zihni temelde görüştüğümüz insanlar, bir ailedeki engelliye verileni, aile içinde ona hizmet edene sunulan maaşı hala önemsemektedir. AK Parti sosyal yardım paketlerinin de, bu manada büyük rağbet ve ilgi görmeye devam ettiğini söylemek, görmek yanlış olmaz !
Sonuç olarak, Türkiye’nin geleceği, ‘istikrar ‘adına AK Parti’nin, tek başına iktidara gelmesinde mi ?
Yoksa, bozulan devlet çarkının, fabrika ayarlarına çekilmesi, adalet, eşitlik, hukuk, eğitim, ‘aldatılmışlığın’ yılkınlığı, yolsuzlukların sorgulanması noktasında, farklı politikalar oluşturan CHP ve MHP’ye bel bağlanması mıdır ?
İşte bu noktada seçmenin, bu ikilemi üzerinden atması zor görünse de, seçimlerden,’ 7 Haziran seçimlerine’ yakın bir sonuç çıkacağı beklenmektedir..
O zaman Türkiye, tüm bu dayatmalara rağmen, bir ‘uzlaşma hükümeti’ kurma mecburiyetinde kalabilir..
CHP ve MHP’nin, AK Parti ile hükümet etmede, ortaya koyduğu şartları iyi anlamak ve değerlendirmek gerekir..
Siyasi bataklığa iyice batmış bir AK Parti ile diğer siyasi partilerin, niçin hükümet kurma noktasında uzlaşamadıklarının temel değerlendirmelerini, iyi yapılmalı ve okumalıyız
Sevgili okurlar,
1 Kasım genel seçimleri, seçmen açısından bir fırsattır. Bu fırsatı iyi değerlendirmek, elbette seçmenin işidir. Seçmenin önüne konan sandığı iyi değerlendirmek gerekir..
‘ Oyumuzu kime verelim’ noktasında ; bu toplumda, hala iyi kişiler vardır. Onları iktidara taşımak, seçmek, geleceğimizi kurtarmak açısından önemlidir !..
Geliniz, hep birlikte, iyiyi iktidar yapalım !
Bu toplumda, iyileri iktidar yaptığımızda, sorunların halledilmesi noktasında, önemli bir adım, atmış, tatlı su kurnazı siyasilere de önemli mesajlar vermiş oluruz..
Pazarınız, sağlıklı güzelliklere vesile olsun !
Saygılarımla..
