Hayat sırlarına erilmeyen bir imtihandır. Hepsi “sabır” denilen mükâfatı yaşamak ister. Tüm imtihanların sırrı “Allah içiniz ve Allaha döneceğiz” ayetinin derinliklerinde gizlidir. Kazançlı sonuç acaba hangi imtihandadır bilemeyiz. Kulluk istikametinden saptırmayan imtihanlar bereketlerle doludur. Gözlerini yitiren Yakup aleyhisselam misali “Sabrun Cemil” gerekir ki basiretimiz açılsın.
Huzeyfe Aydın göz tansiyonu hastalığıyla dünyaya geldi (1999), kendi ifadesiyle “kör”, toplumsal kabul ile “görme engellidir”. Uzun yılları alan tedavisi sonuç vermedi. “Hasta olduğum zaman şifa veren O’dur” ayeti üzere ümidimiz vardır. İlk beş yılı İstanbul da türkülere konu olan Cerrahpaşa da hastanede geçti. “Yaş akar gözüm sızlar, ne kalir gerisine, Herkesin bir derdi var, durur icerisinde. Vay seni cerrahpasa, icmem suyundan imcem, icmem suyundan içmem, oyyy ”
Beş yılın sonunda Sayın Hale Bacakoğlunun kurduğu “okul öncesi görme engelliler derneği olan parıltı” da eğitimine haftada bir gün giderek devam etti. Bu eğitim yolculuğu dokuz yılı geçti devam etmektedir. (www.parilti.org.tr)
Huzeyfe Aydın Adapazarı Fatih ilköğretim anasınıfından başladığı okuluna, bu yılki eğitim sezonu itibarıyla sekizinci sınıfı bitirerek mezun olmuştur. Dokuz yıllık eğitiminde görev alan dostlarına, öğrenci arkadaşlarına, öğretmen ve idarecilerine teşekkürlerimizi arz ederiz.
Huzeyfe daima sevilmiş ve ilgi görmüştür. Görme engelli olduğu için ilgilenilmiş ama kayırılmamıştır. Bu yıl SBS sınavları sonucunda SBS puanı; 544,444. Orta öğretime yerleştirme puanı; 415,692. Genel başarı sıra; 77603. Genel başarı yüzde, 7,4. İl başarı sıra; 969. İl başarı yüzde; 7; 77
Huzeyfe Aydın için OGES yılsonu başarı (YPB) puanları; 8 sınıf puanı; 96;54. 7. sınıf puanı; 95;26. 6.sınıf puanı; 95;14.
Görme engelli oluşunun getirdiği olumsuzluk olmasaydı muhtemeldir ki Türkiye’nin ilk bin öğrencisi arasında olması mümkündür. Herkes de böyle beklemekteydi. Tüm öğretmenlerinin şahadetiyle. Fen lisesi ile birkaç okul hariç birçok okula girmesi için puanı yeterlidir. Eğer MEB’nın (Müdürlüğünün) bazı tedbirleri almış olsaydı daha iyi puan ve başarı alabilirdi. Yetkililer bizi ararsa derdimizi onlara anlatabiliriz.
Huzeyfe’ye başarılar dilerken, engelleri gönül gözüyle aşan yavrumuza gelecekte daha kolay bir ve emsallerine örnek yaşam temennisiyle selamlar.
KÖR ÇOCUK
Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın heemen yanıbaşındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş.. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.
Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.
Çocuk: -Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor muusunuz? diye gülümsemiş.
Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
- iyi ama, demiş adam, bunların parktan deeğil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?
- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmmez, diye atılmış çocuk. Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kağıt para çıkartıp teşekkür ederken farketmiş onun kör olduğunu.
Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini farkettiğini.
Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken - Üç yil önce bir kaza geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim ki.
Sizinkiler sağlam öyle değil mi?
Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken: - Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür.
KAZANAN KÖR
Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:
“İsrail oğullarında abraş, kel ve kör olmak üzere üç kişi vardı. Allah-u Teâlâ bunları imtihan etmek istedi de onlara bir melek gönderdi……
Buna müteakiben melek köre geldi:
–Sana en sevimli şey nedir? dedi.
Kör: –Allah-u Teâlâ bana gözümü geri versin de onunla insanları göreyim, dedi. Melek onu sıvazladı ve Allah-u Teâlâ ona gözünü geri verdi.
Melek ona:–Hangi mal sana daha sevimlidir? dedi.
Oda:–Koyundur, dedi ve ona da kuzulu bir koyun verdi……
Sonra melek eski suretinde köre geldi ve:
–Ben fakir bir adamım! Yolculuğumda bütün çarelerim kesildi. Artık bu gün benim için muradıma erişe bilmem ancak evvela Allah’ın yardımıyla sonra senin yardımınladır. Şimdi ben sana gözlerini geri veren Allah için sende bir kuyun istiyorum! Bu seferimde onunla muradıma erişebileyim! dedi.
Bu istek üzerine eski kör:–Allah’a yemin olsun ki ben kör idim. Allah bana gözümü geri verdi. Fakir idim ve Allah’a yemin olsun ki Allah beni zengin yaptı. Şimdi dilediğin kadar al! Allah’a yemin ederim ki bugün Allah için aldığın bir şeyde sana zorluk çıkartmam, dedi.
Bunun üzerine melek:–Malını muhafaza et! Allah sizleri imtihan etti. Allah’a yemin olsun ki Allah senden razı oldu! İki arkadaşın da (Abraş ve Kel) gazaba uğradılar, dedi.”
Buhari 7/3274, Müslim 2964/10
NEBİNİN DİLİNDEN KÖRLER
“Gözün kör olması günahlara mağfirettir. Kulağın sağır olması da günahlara mağfirettir. İnsanın vücudundan kaybettiği her şey günahına sebebi mağfirettir." Ravi: Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma) (Ramuzu'l Ehadis)
Bana Cebrail (a.s.) Allah'dan naklen söyledi ki: "Gözlerini kör ettiğim kimsenin mükafatı, evime girmesi ve Bana nazar etmesidir" Ravi: Hz. Enes (r.a.) (Ramuzu'l Ehadis)
Cehennem, Allah korkusundan ağlayan göze ve Allah yolunda uykusuz kalan göze haram edildi. Allah'ın haramlarına bakmıyan veya Allah yolunda çıkarılmış olan göze de ateş haram kılınmıştır. Ravi: Hz. Ebû Reyhane (r.a.) (Ramuzu'l Ehadis)
Allah (c.c.) buyuruyor: "Ben bir kimsenin gözlerini ama ettiğimde ona mukabil kendisine Cennet veririm." Ravi: Hz. Câbir (r.a.) (Ramuzu'l Ehadis)
DOĞUŞTAN KÖR
Brooklyn köprüsünde, bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde “doğuştan kör” yazılı imiş. Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş.
Bir reklâmcı bunu görmüş. Tabelayı almış arkasına bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış.
Ne olduysa olmuş… Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, habire para atmaya…
Bir cümle yetmiş, onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına… Şunları yazmış:
“GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ… AMA BEN BAHARI GÖRMÜYORUM… ”
Gerçeği bir bakıma da bir başka türde süslemek hayal ettirmektir.
KÖR ŞEYH
Bir temmuz ayında yoksul bir şeyh , kör pirin evine misafir olmuş, yalnız yaşadığını bildiğinden duvarda asılı duran Mushaf dikkatini çekmişti.
- “Burada Mushaf’ın ne işi var?.. Bu adam kör!..
Ondan başka kimse de yok!!… Sersemlik edip sormayayım da, sabredip işin aslını çabuk öğreneyim.” dedi içinden.
Sabretti. Bir müddet gönlü sıkıldı ama sonunda olayın iç yüzünü anladı. Çünkü sabır, genişliğin anahtarıdır.
Gece yarısı Kur’an sesi duydu.
Sesin geldiği tarafa yöneldiğinde Kör olan pirin Mushaf’tan bakarak Kur’an okuduğunu gördü. Sabırsızlandı sordu:
— Şaştım doğrusu.
Gözün kör olduğu halde bu satırları nasıl okuyabiliyorsun?
Okuduğun satıra bakmakta, elini okumakta olduğun harflerin üzerinde gezdirmektesin.
Parmağını okumakta olduğun satırın üzerinde gezdirişinden anlaşılıyor ki sen mutlaka görüyorsun!…
Kör pir dedi ki:
- Ey ten bilgisizliğinden kurtulan!…
Niçin şaşıyorsun?… Allah bunu yapamaz mı?
Bir gün Allah’a dua ettim, dedim ki : “ Ey yardımcım olan Allah’ım , ey yardımı dilenilen Rabbim.
Her kes canına nasıl düşkünse, ban de Kur’an okumaya öyle düşkünüm.
Fakat hafız değilim ki!…
Ya Rabbi; Kur’an okuyacağım zaman gözlerime sebepsiz bir nur ver, gözlerimi aç ta Kur’an’ ı elime alıp okuyayım!…”
Allah da:
- Ey Kur’an’a düşkün adam, ey her dertte bize sığınan, bizden isteyen, ümidini kesmeyen kişi !… Senin bize karşı öyle bir hüsnü zannın, öyle güzel bir ümidin var ki , o hüsnü zan, o ümit; sana daima yücel demekte.
Ne zaman Kur’an okumak istersen,
Mushaf’ı ne zaman eline alırsan ben de o vakit sana gözlerinin nurunu bağışlayacağım, ey yaratılışı büyük kişi!… diye nida etti.
Öyle de yaptı Kadir Mevlam . Ben ne zaman okumak üzere Mushaf’ı elime alsam, gece çerağı gibi gözlerime nurunu iade etmekte.
Allah ne alırsa , ona karşılık ihsanda bulunur.
!… Mesnevi:3.Cilt - Sayfa:149-…-153
Biliniz ki Huzeyfe Aydın da Braille denen altı nokta körler alfabesinde, dokunarak, parmak uçlarıyla KUR’AN okumayı bilmektedir. Bizler gözlerle okumayı bilmiyor veya okumuyorsak acaba gerçek kör hangimizdir.