Damacanalarla servis yapan firmaların kuyruğuna basılınca koptu kızılca kıyamet…
Bugüne kadar kaynak sularına ilgi hayli yoğundu.
Piyasa bu denli hareketli olunca, açılan su firmaları patlayıverdi tavaya düşmüş mısır taneleri gibi bir bir…
Talep fazla olunca suda kalite ve temizlik geri plana atıldı.
Nasıl olsa ardı arkası aranmıyor.
Temiz ya da kirli bakılmıyor.
Yeter ki soğuk olsun, içen içene…
Hal böyle olunca yetkililer bastı gaza, kuru yaş denilmedi yapıldı açıklama…
Su firmaları çırpınırken aksini ispat için, SASKİ’den halkı rahatlatıcı mesajlar düşmeye başlayıverdi peş peşe, “Şehir şebeke suyunu göğsünüzü gere gere içebilirsiniz” şeklinde…
Buna tepki gösterenler oldu.
Serdivan Esentepe’den geldi ilk şikayet…
“Şehir suyu kullanıyorum. Çeşmelerimize filtre taktık. Filtreyi gün aşırı değiştirmezsek, içilmez hale geliyor su…
Bunun neresi temiz ve gönül rahatlığıyla içilebilir?
Sanırım Serdivan Esentepe ve Arifiye suyu arıtmadan geçmiyor” diyen M.Ö. adlı okuyucumuzun sitemi alınır mı dikkate…
Diyorlar ki Hızır İlyas Tepesi’nde yapılıyor arıtma…
Yetişecek Hızır yakında imdada…
Bakalım işin sonu nereye varacak?
Hele bekleyelim, şunun şurasında ne kaldı ki arıtmanın devreye girmesine…
Yine şikayet sürüp giderse böylesine biteviye, çekeceği var SASKİ personelinin genel müdüründen kapıcısına kadar elimizden ve dahi dilimizden…
Bu duygularla önemli bir konuyu gündeme taşıyan M.Ö’ye Bizim Bahçe’den “Mor sümbüller” gönderelim istedik…
GÜNGÖRSÜN’LÜ GÜNGÖR KARIŞIKLIĞI
Nasıl olduysa, spor servisi oruçlu kafayla, Topuk Yaylası’nda oynanan ve 1-0 yenilgiyle biten maça, Cevdet Güngör yerine, bir süre önce vefat eden Necdet Güngörsün’ü tayin etmiş hakem olarak...
Güngörzade Cevdet aradı sabah sabah,
“Nazan Güngörsün çok üzüntülü, Necdet Güngörsün herhalde izne gelmiş ancak eve hiç uğramamış, Topuk Yaylası’na gitmiş maç yönetmeye…” diyen usta gazeteci ile rahmetli Necdet’in ad ve soy ad karışıklığı ilk kez meydana gelmiyor.
Daha önce de pek çok olaya konu oldu bu karışıklık…
Bizimkiler de karışıklığa nazire yapmışlar anlaşılan…
Ancak her iki gazetecinin de bu isim karışıklığı nedeniyle, başlarına gelmedik kalmadı bir zamanlar…
Bir defasında Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan Cevdet Güngör’ü, rahmetli Necdet Güngörsün ile karıştıran Dr. Hüsamettin Atasever’le ilgili bir hatıra var, her konuşulduğunda kahkahaların freni boşalıverir…
Biz, Nazan Güngörsün’e uğramadan Topuk Yaylası’ndan topuklayan rahmetli Necdet Güngörsün’e bu vesileyle bir kez daha rahmet, Güngörzade Cevdet Efendi’ye “Düdüğüne kuvvet” deyip iri dikenli bir “Kaktüs” gönderelim istedik, yanlışlığa yol açması nedeniyle…
TOPKARA VE ELİN TAVUĞU
Kim ne yaparsa yapsın, düşünceye saygı nedeniyle yazılıp çizilene tepki göstermem…
Ama bazı yorumlar var köşelere asılan, dikkatimi çeker…
Onlara, “Öyle değil, böyle” deyip tepki göstermek farz olur.
Mustafa Topkara’nın Gaziantep izlenimleri de o türden…
Gaziantep’i beğenmiş…
“Onlarda olup da bizde olmayan ne?” dedikten sonra sıralamış…
- Açılan yollar
- Alışveriş merkezleri
- Devasa parklar
- Hafif raylı sistem
- ve teleferik ile Gaziantep anlatılmış bir güzel…
Topkara’ya sormak gerek, alt alta sıraladığı yatırımlardan son ikisi hariç, onlarda olup da bizde olmayan ne var?
- Çevre yolları
- Güzelleşen ve gelişen caddeler
- İki büyük alışveriş merkezi
- Düzenlenen meydanlar
- Yeni kurulan semtler, mahalleler, ilçeler
- Parklar, bahçeler bu şehirde yok mu?
Peki olmayan ne!
Raylı sistem ya da elektrikli troleybüs mü?
Onun da projesi üzerinde duruluyor.
Dünkü Adapazarı ile bugünkü şehir mukayese edilse, aralarında bir fark olmasa, Topkara haklı…
Denilmiyor muydu, asrın felaketinden sonra bu şehir 20 yıldan evvel ayağa kalkamaz diye…
Öyle mi oldu?
Kısa sürede yaşanılır bir hal almadı mı şehir yoksa?
Bizim gözümüz farklı yerlere mi bakıyor da ayrılıyoruz Topkara’dan…
Gaziantep güzel şehir, biz de beğendik.
Şehrimizde kısa sürede daha da farklı ve geniş çaplı yatırımlar, yenilikler olabilirdi.
Ancak yapılanlara sırf muhalefet olsun anlayışıyla şaşı bakmak ve Çark Caddesi’ni, parkları, meydanları ve insanları görmezden gelip de Sakarya’yı tutuculuk açısından çifte zenci ilan etmek ne derece doğrudur?
Komşunun tavuğunu kaz görürken bizim folluğu tarumar etmenin de bir ölçüsü olmalı…
Topkara ile bir şehir turu yapmak gerekir ki, dışarıdan gelenlerin “Ne güzel şehriniz var, kıymetini bilin” sözlerinin değeri çıksın ortaya…
Bu düşüncelerle Topkara’ya, Bizim Bahçe’den iri bir “Zakkum” gidiyor...
KARAGÜLLE AİLESİ'NİN BÜYÜK MUTLULUĞU
Genç işadamlarından Emir Karagülle ile Nurcan Karagülle'nin beraberliklerinin ilk meyvesi düştü dünyamıza…
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi'nde hayata gözlerini açan minik yavrularına “Ece Yeşim” adını vermişler.
Genç anne-babaya minik yavrularının gelin olacağı günleri de görmeleri dileğiyle “Sarı güller”, Ece Yeşim'e çile dolu dünyada çilesiz bir yaşam dileğiyle “Beyaz güller” gönderelim istedik Bizim Bahçe’den, mutluluklarının daim olması adına…