Sevgili okurlar,
Her pazar bu köşeye konuk olanlar bilirler.
Özellikle,' terör, çevre, trafik ve eğitim ve diğer konularındaki' görüşlerimi, sizlerle paylaşırken, hiçbir zaman abartıya kaçmadan söylenmesi gerekenleri, sizlerle paylaşmaya özen gösteririm..
Bir kere şunu ifade edelim ki, Akyazı İlçesi sınırları içinde,Türkiye'nin en önemli otobanlarından birinde, elim bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden, 'Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adadetepe'nin maruz kaldığı kaza akıllara durgunluk verecek cinsten!..
İşte insan hayatı Türkiye'de bu kadar ucuz!'
Hadi canım sende! Birşey olmaz! Ne olmuş yani!..' türünden nemelazımcılıkların nelere mal olduğunu, yaşayarak görüyoruz!..
Yaşayarak görüyoruz ve ders almıyoruz..
Almamakta da ısrarcıyız!
Hep derim ya, burası Türkiye!
Burada fırtınalar başka eser!..
Denizler başka kabarır!..
Sögüt dalları başka eğilir!
Ve içimizdeki kabadayılıkları, öfkeleri, maganda dalgalarını bir türlü frenleyemeyiz!
Düz yolda devrilen araç ve biten hayatlar!...
Akıllara durgunluk verecek cinsten!
Gel anlat, anlatabilirsen?
İnanılacak gibi değil!?..
Suikast gibi bir kaza!
Ve sonuç!
Teslimiyet!Takdiri İlahi bu!Takdiri İlahi!
Sevgili Ülkü Adatepe'yi işte böyle bir ortamda kaybettik!
Daha dün arkadaşlarımız ile birlikte yaş gününü kutlamıştı..
ATA'nın hatırasıydı!..
Onu da trafik cnavarına kurban verdik!
Allah rahmet eylesin ve mekanı cennet olsun!..
Ve 7 kişilik bir ailenin yok olmasına neden olan TIR şoförü?..
Vicdanen rahat mısın?
O koca TIR'ın üzerine yüklediğin yükü, hiç mi bağlamak aklına gelmedi?
Hiç mi, ey sorumsuz, vicdansız trafik canavarı!
Seni hangi suçlama ile yargılayacaklarını merakla bekliyorum, merakla, sorumsuz ve vicdansız!..
Allah senin gibileri ıslah etsin, ıslah vicdansız!
* *
Eşim ve bir yakınım ile Akyazı'ya gideceğim..
Bu sefer özel otomobilim yok..
Akyazı Minibüscüler Kooperatifi'nin ' Adapazarı Donatım' mevkiinden kalkacak otobüsten bozma araçlarından birine biniyoruz:'
-Saat kaçta kalkacak?' sorularına mahtap olan genç muavin, her gelen yolcuya' 20 dakika sonra' diye cevap veriyor..
İftar vakti ağır ağır yaklaşıyor..
Bunaltıcı sıcakta araç içine binenler, buram buram terliyor..
Nihayet kalkış saati geliyor ve şoförümüz yerini alıyor, aracı çalıştırıyor, basıyor gaza... Vınnnnnnnnnn!....Vınnnnnnnnnnn!
Sonra havalı klaksona dokunuyor..
Taratidadaaaaaaaa!......
Geride siyah bir egzoz dumanı bırakarak Mithatpaşa Mahallesinden ayrılıyoruz..
Boş koltuklar için yolda yolcular alıyoruz..
Sonra 'Atatürk Sanayi Sitesi'ni geçince iki genç yolcu alıyoruz..
Şoför, yanındaki gazetelerden birini yanına koyuyor..
Genç tam şoförün sağ yanına oturuyor, öteki ön kapı dibinde ayakta!..
Yolcular ile birlikte izlemeyi sürdürüyoruz..
Sohbet mi, harika!
Arada şoför,arkadaşı ile cilveleşiyor..
Dirsek atıyor, el kol, dokunmalar..
Sonra telefonunu çıkarıyor...
Alo Hasannnn, nasısın! Muhabbeti başlıyor..
Bitmiyor muhabbet, yanındakine telefonu veriyor...
Önümüzde araçlar dizi,dizi..
Araç bir sağa,bir sola yalpalıyor..
Önümüzdeki araca dokunduk ha dokunacağız...
Sonra yanımızda bir kamyon beliriyor, yol istiyor..
Bizimkisi aldırmıyor..
Basıyor gaza..Kamyon geride kalıyor..
Sonra bir yolcu almak için duruyoruz, kamyon geçiyor neyse ki!
Biraz daha ilerliyoruz..
Ormanköy’e gelmeden telefon muhabbeti yine başlıyor.
Yolcular ve biz soğuk terler döküyoruz.
Herkes kuzu, kuzu izliyor bu durumu!..
Eşim ile bir daha göz göze geliyoruz.. Telefonum ile bu anları hatıra kabilinden çekiyorum..
Vakıf Köyü yakınlarındayız..
Aman Allah'ım virajlara bizimkisi tam gaz giriyor..
Telefon yine ellerde..
Tek kol usta, sanki şov yapıyor..
Ara sıra direksiyonu bırakıp yanındakine bir dirsek vuruyor!
Ve nihayet kazasız, belasız Akyazı'ya geliyoruz..
Yıllar önce yaptığım yolculukları hatırlıyorum..
Adapazarı-Akyazı...Bir iki, bir iki!...
Yıllar geride kaldı,saçlarımıza aklar düştü ama bu hatta, Akyazı-Adapazarı hattında değişen birşey yok!
Vah ki, ne vah!
Allah bu hatta yolculuk yapanlara güç ve sabır versin!
* * *
Daha öncede yazdım..
Türkiye'de herkes kendi kuralını uyguluyor.
Adamını bulan işini kılıfına uyduruyor, bulamayan cezayı ödüyor.
Akyazı Vergi Dairesi'ndeyiz..
Kızım Ebru, yeni telefonunu kaydettirmek istiyor.
Yurtdışından geldiği için bir nevi cihaz kaydı bu!
Hükümetin aldığı yeni kararın gereğini yapmalıyız.
Artık yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız beraberlerinde getirdikleri telefon cihazları için 100 kayme ödeyecekler..
Yurtdışındaki Türkler ballı börek!
Bugüne kadar kaz gibi soyulanlar, söğüşlenenler!
100 Kayme bu! Devlete gidecek!
Akyazı'da gün akşam olmak üzere..Vergi dairesindeki memurlar, biran önce mesai saati bitsin de evimize gidelimlerde!.
Veznede iki memur..
Biri kayıt yapıyor..Diğeri ise parayı alıyor..
Bilgisayar yokluğundan böyle bir uygulama var!..
Derken, içeri üç kişi giriyor..
Kucağında çocuğu ile yurt dışından geldiği belli olan kadın,' paramı geri istiyorum. Adres istiyorlar, şunu istiyorlar, bunu istiyorlar' diye öfke saçıyor.
Haklı mı, haklı!
Hani Özal'dan bu yana bürokrasi kaldırılacaktı?
Kendisine yol açıyoruz..Parasını alıp arkasına bakmadan gidiyor.
Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza atılmış bir kazık!
Kızım Ebru, yeni telefonunu kaydettirecek..Akyazı Vergi Dairesi'nde sıradayız..
Nihayet sıra bize geliyor.
Parayı yatırıp belgeyi alıyoruz.
Girdiğimiz bir Turkcell Bayii, işlem yapılacak adresi bize tarif ediyor.
Şimdi kayıt sinyalleri bekliyoruz. Kayıt sinyalleri...
'Cihazınız kayıt edildi' sinyalleri geliyor.
Türkiye'de bir yanda deveyi hamudu ile götürüyorlar, biz ise kayıt kuyruklarındayız.
Hem de küçük bir telefon cihazı ile...
Vay ki, ne vay!
Türkiye sizin ile gurur duyuyor!
Ne diyeyim kardeşim, başka ne?
Burası Türkiye, gemisini yüzdüren ise kaptan!