DOYMAK
Gençliğine doymadan gitti derler.. Doymak mümkün mü ki, doyup da gitsin..Doymak orada değil…Burası acıkmanın yeridir.
Ve; tezatlar arasında ki ahengin şekilde en güzel ve en kamil ifadesi daire…O; giderken gelir, gelirken gider.(N F K)
----------------------------------------------------------------------
SEVMEK
BAZILARI “ Ben Allah’ı severim; Ondan korkmam” der. Bilmez ki, korku sevginin ta merkezine yerleştirilmiştir. Sevgi korkunçtur. Dağın tepesini seven uçurumundan nasıl korkmaz! (N F K)
-----------------------------------------------------------------------
SOFRA
Yemek için etrafına toplanılan alettir Sofralar dört köşe değil yuvarlaktır. Tıpkı Kabenin etrafında yuvarlak saf oluşumuz gibi toplar bizi sinesinde. Herkesin yüzü birbirini görür ve kalpler sevda dolar yüzler güldükçe.
---------------------------------------------------------------------

RAMAZAN DA BEŞ VAKİT
“İslam beş esas üzerine bina olunmuştur. Kelime-i şahadet, namaz, oruç, zekât ve hacdır.” Hadis şerifi oruç ve namazın yakın ilgisini göstermektedir.
Hangi ibadet olursa olsun ilk şartı namazdır. Zira namaz baraj dersidir. Onu geçen ibadet kredi notunu yükseltmiş olur. Orucun namazla ilgisinin en güzel ifadesi “teravih” adını verdiğimiz nafile namazdır ki, yirmi rekât oluşuyla meseleyi anlatmaya kâfidir. Gün boyu ifa edilen farz namazlar on yedi rekâttır ve vitirle beraber yirmiye baliğ olur. Diğer bir ifadeyle günlük namazların tam yarısına denktir.
Oruç da namaz gibi bedeni bir ibadettir. Başta söylediğimiz gibi namaz Ramazanın gece istirahatıdır. Zaten teravih istirahat anlamına gelmektedir. Müminin Ramazan da istirahatı namazdır. Teravih de bu namazın yorgunluk olmamasını temin eden duruşlardır.
Namaz ibadeti özünde orucu da barındırmaktadır. Zira namaz esnasında orucu bozacak kadar bir şeyin yenilip içilmesi namazı da bozar. Her namaz oruç dan bir şubedir.
İnsan oruç tutarda namaz kılmaz olur mu? Olmamalıdır. Eğer kılmayan varsa, orucuna da gereken değeri ve özeni göstermemiş olur. Zira “Namazsız dinde hayır yoktur” Nebevi sözü bunun açık şahididir.
Oruçlu iken üç vakit namaz eda edilmektedir. Sabah, öğle ve ikindi namazlarıdır. (yirmi iki rekâttır) Akşam ve yatsı namazlarıyla sonlanan beş vakit doyumsuzluğu bizi teravihe ulaştırmaktadır.
Düşüncem şu ki aslında biz Ramazan dışında da yirmi rekâtlık bir nafile kılabiliriz ve kılmalıyız. Bunu ister beş vakti sünnetleri olan namazları sayalım. İsterseniz teheccüd, işrak, duha/kuşluk, tahiyyetül mescid, evvabin, abdest namazı ve benzeri nafileler olsun. Demek ki bizler ger gün yirmi rekâtlık bir nafile kılabiliriz.
Farzları eda etmeden nafileyle meşgul olmak, malayaniyle meşgul olmak anlamına gelir. Esas olan farzları, nafilelerle sevgili hale getirmektir.
------------------------------------------------------------------------------------
KABİR
İnsan uzak bir yolculuktan geldi bu dünyaya, hayat, yaşam, makam, mesken ve iş, eş aş derken ölümü duydu, gördü ve tattı; ölüm denilen hakikati. Ana karnından kundağa, kundaktan beşiğe ve oradan ister mezar deyin ister kabir, bambaşka bir âleme hicret eyledi. Bedeniyle girdi kabir denilen sığınağa, ruhuyla berzah denilen âleme göç eyledi. Her musalla, her kabir ve her mezarlık sondan bir önceki durağımız oldu, bu gerçeği bilebilene. Kim hayatında imanından nasıl tat aldıysa, ölümünde de öyle tat bulacaktır. Ölüm ne bize mahsus, ne de bizden evvelki ve sonrakilere. Ölüm her nefse isabet edecek amansız ve yaman bir gerçektir. İşte Allahın sözü;“Allah onu hangi şeyden yarattı? Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi. Sonra ona yolu kolaylaştırdı. Sonra onu öldürdü ve kabre koydu. Sonra dilediği vakit onu diriltir.(Abese,17-22)
Mümin kişi imanın şartları muvacehesinde hayatı, ölüm ve sonrasıyla yaşamayı kabul etmiş insandır. Topraktan gelen biz insanlık, topraktan dirilmek için, tekrar toprağa dönmek üzere adına kabir denilen sandukaya emanet ediliriz”.
KISMETİNDİR GEZDİREN YER, YER SENİ/GÖKLERE ÇIKSANDA AKIBET YER, YER SENİ
ONUN İÇİN ONUN ADI OLDU YER,/İNSANI O KENDİ BESLER VE KENDİ YER.
Ğayb âlemin den gelen insan, yine bir Ğayb âlemine yolculuğa çıkmıştır. Kabir ve sonrası ğayba imanın başka bir penceresidir. Mümin kardeşlerin seni yıkadı, kefenledi ve dört tekbirle namazını kılıp, dört inanmış kardeşinin omuzun da şerefle taşıyarak dua ve istiğfarla seni tekrar, tekrar ziyaret etmek için Allah resulünü kabre bıraktığı gibi, seni de toprağın bağrına emanet etti.
Rahmet dualarından sonra, seni Huvel Bakı olan Allaha emanet edip ecel sıralarını beklemek üzere geriye döndüler. Şimdi yapayalnızsın eşten, dosttan ve evlattan yana ey mümin. Ey mümin kardeşim, kabrinde ziyaretçi ve duacı bekliyorsan, durma sende geçmişlerini ziyarete koş ve dua et. Seni bekliyorlar.
Kabirleri tevhid inancını muhafaza ederek ziyaret etmeliyiz. Kabir ziyaretlerini şirke, batıla ve bidate bulaştırmadan yapmalıyız. Sesimizle değil özümüzle ağlamalı ve dualarımızla ehli imanı anmalıyız. İslam’dan nasibi olmayanlar için, Allah’tan bağışlanma talebinde bulunmamız ne peygamberimize, ne de biz müminlere asla müsaade edilmemiştir. Resulullah sav buyurur ki;
: “Kabirleri ziyaret etmek isteyen ziyaret etsin. Çünkü kabir ziyareti bize ahireti hatırlatır.”: “Selam size ey bu diyarın Mümin ve Müslim halkı! İnşallah yakında biz de aranıza katılacağız. Allah’ın bizi de sizi de bağışlamasını dilerim.” Diyerek selâm vermeliyiz. Resulullah (s.a.s) bir gün bir kabre uğradı. “Bunlar azap çekiyorlar, azapları da büyük bir günahtan değil.” Buyurdu. Sonra da; “Biri laf getirip götürürdü. Diğeri de idrar sıçramasından sakınmazdı.” Buyurdu. Ardından yaş bir hurma dalı istedi ve dalı ikiye böldü. Birini bir kabrin üstüne diğerini de diğerinin üstüne dikti. Sonra da “Umulur ki bunlar kuruyuncaya kadar bu kabrin sahiplerinin azabı hafifleyecektir” buyurdular. Ağaçlar yapraklarıyla, müminler avuçlarıyla, duaya kucak açsınlar, imdat, imdat yok mu dua eden diyen kardeşlerimize istiğfarda bulunsunlar.
Allah’ım! Dirilerimizi, ölülerimizi, hazır olanlarımızı, burada olmayanlarımızı, erkeklerimizi, kadınlarımızı, küçüklerimizi ve büyüklerimizi af ve mağfiret eyle! Ya Rabbi, içimizdeki kimseleri İslâm üzere yaşat, ölenleri iman üzere öldür. Bilhassa vefat edenlerimizi, kolaylığa, rahata erdir! Onlara mağfiret et ve onlardan razı ol! Allah’ım! Eğer bunlar iyilerdense, iyiliğini artır. Kötülerdense, onları affet! Onlara emniyet, müjde, ihsan ve yakınlık nasip et! Allah’ım! Onların kabrini Cennet bahçelerinden bir bahçe eyle! Onların kabrini Cehennem çukurlarından bir çukur yapma! Ya Rabbi! Beni, ana babamı, ölü diri bütün müminleri ve Müslümanları affet, bi-rahmetike yâ erhamer-râhimîn.