Gar Meydanı’nda Büyükşehir Belediyesi kısa sürede çok güzel işler gerçekleştirdi.
Bazı eksikleri olsa da, bu haliyle de beğenmeyen insan sayısı yok denecek kadar az…
Demek ki güzel olan beğeniliyormuş.
Orhan Camii Meydanı için yapılan tenkitlerin bir tekine dahi rastlanılmayışı, böyle olduğunu gösteriyor.
Biz de gecesi gündüzüyle gezip görüp beğendiğimizi yansıtan yorumlarda bulunduk ve böyle yapmaya da devam ediyoruz.
İşin başında dedik ki, her şey güzel ama bir eksik var.
Onun da ne olduğunu bir başka güne bırakmıştık.
O gün geldi çattı.
Zira o kadar çok mesaj aldık ki, “Nedir eksik?” diye…
Dün gazetemizi ziyarete gelen AK Parti Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün ile de aynı konuyu konuştuk.
O da öğrenince neyin eksik olduğunu, görüşüme katıldı.
“Çok da güzel olacak” deyip, meydana farklı bir vizyon ve dahi anlam katacağının altını çizdi.
Sonra da, konuyu Zeki Başkan’a da ileteceğini söyledi.
Şimdi gelelim açıklanması istenen eksikliğin ne olduğuna…
Gar Meydanı 1994-99 dönemi Adapazarı Belediye Meclisi’nde de ele alındı ama eyleme geçirilemedi…
O zaman yapılacak düzenleme içerisinde meydanı daha zenginleştirecek bir önerim olmuştu.
Gar Meydanı’nın bitmiş halini görünce, çıkageldi belleğime o gün konuşulanlar…
Son derece güzel ve beğenilir bir görünüm alan meydanda, havuzla gar kapısı arasında geniş bir boşluk oluşmuş.
Eksiklik burada…
İşte oranın değerlendirilmesi gerekiyor.
Meydana ve ile yakışır bir özellik ve dahi güzellik taşıyacak bir proje yapılmalı ki boşluk dolsun…
Akla Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in “Sakarya” şiiri geliyor.
Unutulmaz şiirin Sakaryalılaştırılması, böyle bir eserle gerçekleşebilir ancak…
Bunun için bir proje yarışması da düzenlenebilir.
Necip Fazıl üstadın şiirinden seçilecek iki kıtanın bronz bir sayfa içerisinde sunulması, bu güzel meydanın eksikliğini gidereceği gibi, farklı bir zenginlik de ortaya çıkaracaktır hiç kuşkusuz...
Bunu, Necip Fazıl üstadın heykeliyle bütünleştirmek ise meydanın taçlandırılması yönüyle daha da mükemmel yapar sanırım…
Böylece şehrin giriş kapısında, gelen konukları ilk olarak Necip Fazıl karşılar, unutulmaz “Sakarya” şiiriyle…
Şehirler şairiyle, yazarıyla, şiiriyle, sanatçılarıyla yaşar.
Var mısınız “Sakarya” şiirini Sakaryalılaştırmaya?
Evet diyorsanız, işte size güzel şehrimizle bütünleşecek bir eser önerisi…
İster akıllı davranır durursunuz üzerinde, ister önerinin altında bir şeyler aramaya kalkan cüce düşünce sahiplerinden çekinir, çekilirsiniz bir köşeye…
Tercih sizin beyler…
Bu düşüncelerle, konuyu değerlendirecek yetkili ve etkililere, Bizim Bahçe’den kolaylıklar dileğiyle bir demet “Leylak” gönderelim istedik.
TOYOTA’NIN İFTARI
Toyota Fabrikası işçi sitem ve şikayetlerinden kaynaklanan haber ve yorumlara kayıtsız kalmadı, sırtını dönmedi.
Aksine önem verdi, konunun üzerine eğildi ve üst düzeyde inceleme, araştırma yapıp araştırmalarda bulundu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün’ün mektubuna, fabrikanın en üst düzey yetkilisi son derece sıcak ve samimi duygularla cevap verdi.
Bu durum, onların ne derece nazik ve dikkatli bir millet olduğunu gösteriyor.
Bu akşam fabrikada bir iftar yemeği düzenlemişler.
Vali, belediye başkanları ve milletvekilleri de iftar davetine katılacak.
Fabrikaya yeni genel müdür geldi.
Sanırım bundan sonra benzer şikayetler olmayacaktır.
İlimize ve ülkemize sağladığı katma değerle gönüllerde farklı bir yer edinen Toyota yetkililerine, bu anlamlı daveti nedeniyle Bizim Bahçe’den “Laleler” gönderiyoruz.
PROFÖSER ELMAS DEDE OLDU
Ramazan ayı Elmas ailesine hayırlar getirdi.
Sakarya Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Muzaffer Elmas’ın oğlu Ahmet Zahit ile cici eşi Kübra Elmas’ın adını “Zeynep Ela” koyduğu nur topu gibi bir evladı geldi dünyaya, önceki gün Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde…
Dünyamızın yeni konuğu “Zeynep Ela’ya” çile dünyasında çilesiz bir ömür dileğiyle “Pembe güller”, genç çift ile torun sahibi olmanın mutluluğu gözlerine ve sözlerine yansıyan SAÜ Rektörü Muzaffer Elmas’a gelin olacağı günleri de görmeleri nedeniyle “Beyaz güller” gönderelim istedik Bizim Bahçe’den…
ŞEHİT KOKAR MI?
Sakarya bir şehidini daha toprağa verdi, dün Serdivan’da...
Onu son yolculuğuna vali, milletvekilleri, belediye başkanları, sivil ve askeri erkan ile kalabalık vatandaş topluluğu uğurladı.
Al bayrağına sarılı tabutu, güneş altında kalmış.
Kalsın, ne değişir…
Şehitler ölmez, onlara ölü demek yanlış.
Onun için “Hay’dırlar”, mis gibi kokarlar.
“Farklı kokuyor” yakıştırması, en büyük gaf ve devrilmiş çamdır.
Onların aziz naaşına hakarettir aynı zamanda…
Bu hatayı yapanlar aziz şehitten ve naaşından tez elden özür dilemelidir ki, taşıdıkları ağır vebalden kurutulabilsinler.
Bizim Bahçe’nin “Zehirli zakkumları” burnu farklı koku alanlara gitsin istedik…
