Sakaryaspor-Tarsus İdmanyurdu maçını her zaman olduğu gibi, eski bir futbolcu ve hakem olan Gazeteci Güngörzade Cevdet Efendi ile birlikte izledik…
Sakaryaspor 1-0 galipken girdi içeri, oturdu yanıma;
“Bu maç zor geçecek, Tarsus çok iyi takım, işimiz zor” demeye başlamasıyla Tarsus beraberlik golünü attı…
Tabii ne dediğimi kendisi bilir…
“Endişe etme, bu dakikaya kadar yeşil siyahlı ekibin ortaya koydu performans çok iyi. Göreceksin rahat kazanacağız” demeye kalmadı ikinci golü bulduk...
Altın kafaların olduğu takımımız üçüncü golü de kazanınca rahatladı…
Sonra da Tarsus’u adeta gole boğdu…
Öylesine hareketli ve süratli bir tempoda geçen maçın kahramanı, orta sahada bitmez tükenmez enerjisi ve olumlu pas yüzdesiyle Hüseyin Altuntaş oluyordu...
Bu alanın bir diğer güçlü ve oynamaya hazır futbolcusu Ferhat, öyle kolay elde edilir ya da vazgeçilir bir oyuncu olmadığını gösteriyor, oyuna girdiği kısa süre içerisinde…
Talha, Serdar, Hüseyin gibi yetenekli ve top ayağına yakışan oyuncuları bir kalemde silip atan Tuncay, bakıp alınan neticeye ve oynanan futbola, ne düşünür bilemeyiz ancak teknik sorululuk alanındaki ilk sınavı onun için büyük kayıp olsa gerek…
Osman Özdemir de Tuncay gibi yeşil siyahlı formayı giydi ancak yıllardır bu liglerde teknik direktör rüştünü ispatlayan işler yaptı...
Hisleriyle hareket etmedi…
Aklıyla ve mantığıyla yola koyulup, pahalıya mal olmuş futbolcuları kazanmayı bildi...
Böylece hem futbolcularını hem de peş peşe maçlarını kazanarak kredibilitesini artırdı...
İster lider olarak, isterse de play off’tan bir üst lige çıkmayı, grubunda her takımdan daha çok hak eden bir kaliteli ekip haline geldi Sakaryaspor, Osman Özdemir’in elinde…
Artık maçları yarıda bırakıp gitmiyor, aksine keyif alıyorum takımın oyunundan…
Her zaman eski bir futbolcu olarak derim ki, sakın ola şımarmayın!
Koruyun ciddiyetinizi… Çalışmayı elden bırakmayın.
Zira futbolun bu konudaki tokadı çok şiddetli olur.
Sanırım Güngörzade Cevdet maçtan sonra, karşılaşmanın başlarındaki endişelerinden uzaklaşıp Sakaryaspor’a güvenir hale gelmiştir.
Ona “Kaktüsler”, takıma ise “Yeşil siyah laleler” gitsin istedik Bizim Bahçe’den…