Yalnızlık kavramı her zaman tek kalmışlık olarak algılanmamalı. Çevresinde insan olduğu halde yalnızlık hissi çekmek kadar koymaz insana bir başına soluklanmak. Bazen kendi başına kalmak bile yalnızlık sayılmaz çünkü hiç sevemediğin belki de küs olduğun iç sesin konuşur durur yanı başında…
Kendine küsmek ile başka kişiye küsmek arasında uçuruma sürükleyen fark vardır. İstersin ki bir yanım dağ bir yanım tavşan olsa. Keşkeler işe yaramaz, her dargınlığa uzaklaşabilirsin, kendine asla… Herkesten kaçarsın kendinden asla…
Koşulsuz sevmek ve sevilmek kişiye taşıtsız dünya turu yaptırmak gibidir. Kendinden sadece bir insanın daha doğrusu sevdiğin bir insanın yanında, kaçarsın. Belki de bu yüzden seversin o kişiyi…Bu yüzden kutsal hale gelmelidir,“koyu sohbetlerle açılan yelken”. Vazgeçmek için zor bir süreç aşılmalıdır;geçilen büyük dalgaları bir daha görmek demektir vazgeçmek.
Kutsallık dedik ya bu benzetmedeki amaç vazgeçişimizin zorluğunu anlatmak. Bizim insanımızın için kutsal saydığı birkaç şey sayalım ve vazgeçiş sürecini düşünelim… Tuttuğun takımı değiştirirsen hain, dönek olursun. Evlenip aileden ayrı eve çıkmak istesen hayırsız evlat, hanım veya kocam köylü olursun. Siyasi partini değiştirirsen, çıkarcı olursun…
Hangi dine mensup olursanız olun, araştırmadan ailenizden gelen inançtan vazgeçemezseniz, aklınız ve kalbiniz başka bir şey söylese de ben inanmıyorum demek hep zordur…
Örneklerim belki sınırlarda dolanıyor ama bu raddede insan kazanmak kolay değil… Tutulan takım gibi, aile gibi, ideolojisi fikri icraatları ne olursa olsun oy vereceğiniz parti gibi hatta inancımız kadar sevmeli ve vazgeçerken bu seviyede düşünmeliyiz dosttan ve yardan…
İyi hoş da bu kadar sevgiyi hak edebilecek bir varlık var mı dünyada. Sevginin çıtası yüksek olmalı da sevmenin çıtası ne olacak. Gönül içeri herkesi alamaz kötü yolda sanırlar, gönül birini almalı divane olsun yoksa meczup ilan ederler… Ama dedik ya çıtayı nasıl ayarlayacağız… En iyisi Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken eserine başvuralım bakalım ne diyor: “Acaba ağaçtan, ottan ya da uçamayan böceklerden filan bir yerden sevmeye başlamış mıydım? Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. Ya hiç sevmemişsem bugüne kadar? Bir kitaba yeniden başlamak gibi, sevmeye yeniden başlamak pek kolay sayılmazdı herhalde”.
Evet, bir yerden başlamalı sevmeye. Bu duyguya değer verecek, çıtayı kaldırıp indirecek sevdiğimiz kişilerbulunur ve ona göre yön verilir gönül işlerine… Haftaya görüşmek dileği ile Allah’a(c.c.) emanet olun…
e-mail : [email protected]