Sevgili Okurlar,
Bir haftayı geçti, memleketimizdeyiz ve insan manzaraları içindeki yerimizi aldık..
Yazılarımızı takip eden okurlarımız bilirler..Bu şehir Sakarya ile ilgili çok yazılar yazdık, eleştiri ve önerilerde bulunduk..
Hani derler ya, ‘ İmam bildiğini okur’ diye !
Aynen öyle !
Sakarya’da ‘bir kim kime, dum, dumadır’, sürüp gidiyor !
Halk, çoktan kaderine razı !
Siyaset ehli, insanları ipotek almış gibi !
‘Gibisi’ fazla da, durumun özeti bu !
Memlekete gelişte, bazı hususları sizlerle paylaşmıştım. Şimdi bir haftalık gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum :
Adapazarı Mithatpaşa Mahallesi’ndeki komşum Beyazıt Usta ile selamlaştık..84 Yaşını devirmiş, evi ile cami arasında olduğu kadar, dairesinin küçük baçesinde kendine bir irem bağı kurmuş olan Beyazıt Ustaya seslendim , ‘Ooo bu yılda domates, biber ve bostan bahçen konuşuyor !..’
‘Ne yapabiliriz komşum ! Tekrar hoş geldiniz ! Vallahi 84 yaşına geldim. Bu yıl ki gibi kış ve yağmur görmedim. Yazı özlemle bekledik, ama sıcaklar beraberinde kuraklığı da getirdi ! Buna da şükür, oylanıyoruz işte !’
O bahçesinde işine koyulurken, bizde evimize doğalgaz bağlatmak için yola koyulduk..
Biliyorduk ama bu kadarını da bilmiyorduk ! Bu kent Sakarya ya ! Merkezde üç ilçe var..Adapazarı, Serdivan ve Erenler..
Bir de valilik, üç kaymakamlık, Büyükşehir Belediyesi, diğer üç belediye, vergi daireleri, sağlık kurumları, eğitim kurumları, emniyet müdürlüğü ve karakolları ile bu şehri bilene aşk olsun !
Hele de tapu işlemleriniz ?
Tam bir çile !
Tapuya gidip iş yapmak için, bir de geri dönüp, bankaya harç parası yatırmanız gerekiyor !..
Allah kolaylık versin !
Ya doğalgaz bağlatacaksınız, neler lazım biliyormusunuz ?
Bu kadar mı ?
İki bayan yaklaştı : ‘ Bayım Muradiye Camisi ne tarafta ? Bize yardımcı olurmuzunuz ?’
Bu kentten 30 yıldır ayrı olan birisi size Muradiye Camii’ni şıp diye gösterebilir mi ?
İnanız Muradiye Camii’ni çevremizdekiler gösteremedi ve onları en yakın camiye yönlenderdim, oradakiler yardımcı olsun diye !
Sonra kendi derdimize düştük. Ağdaş’a gitmemiz lazım. Oraya hangi araç ile ulaşabiliriz ?
Birisi, ‘şu cadde üzerinde bekleyin Camili’ye giden araçlara bininiz’,birisi, ‘Donatımı geç, ikinci geçit sağda terminal var. Oradan araçlar o istikamete kalkıyor’, birisi,’ taksi tut’ önerisinde bulundu..
Gülermisin, ağlarmısın !
Nihayet taksi tutmaya karar veriyoruz..
İyi ki işin başında taksici, samimi bir şekilde, AĞDAŞ’ın nerede, işlem yaptığını bilmediğini söylüyor..
Tam iki günümüzü aldı AĞDAŞ’da abonelik işlemi !
Uzatmayalım, 1999 depreminden sonra, yeni bir kent kurması gerekenler, bu kenti öyle dağıtmışlar ki sormayınız !
Kentte ne, nerede, nasıl oralara ulaşılır, vallah, bilen yok !
Tez elden bir rehber kitapcık ve kentin belli merkezlerine kent bilgimatik işelmcileri koymak gerek..
600 Bine yaklaşan nüfusu ile artık bu işlemleri Sakarya fazlası ile hak ediyor.. Ama yetkililerimiz bu işin farkındalar mı ?
Sahi sevgili valimiz, sevgili amirlerimiz, belediye başkanlarımız, sizler kendinizi halkın yerine koyup, bu kenti hiç gezdiniz mi ?
Bir iş için kuyruğa girdiniz mi ?
Haydi diğer kurumları geçtim, vatandaşınız Muradiye Camii’ni soruyor !
Sahi, nerede olduğunu biliyormusunuz ?
Demem o ki, lütfen bu kentin iki yakasını birleştiriniz !
Bu kentin kurum ve kuruluşlarını, nasıl oldu da ; bu kadar kolay, dağıtmayı başadrdınız !?
Lütfen, işleri koly kılmak için, bu hususa kafa yorunuz !
Vatandaş, bu dağınıklık karşısında perişan haldedir !
***
Sevgili okurlar,
Bir yanda da, memlekette ziyaretlerimizi sürüdürüyoruz.
Öncelikle, Yeni Sakarya Ailesi’ni ziyaret ediyoruz. Genel Yayın Yönetmeni, eski Sakaryasporlu futbolcu ve Sakarya Gazeteciler Birliği Başkanı Zeki Aydıntepe ve arkadaşları ile buluşuyoruz. Sıcak bir ortam ve yine bir yaşgünü ortamında sohbetteyiz.
Öncelikle medya sktörü üzerine konuşmalarımız devam ediyor. Konu ‘ cemiyet ve birliğe’ geliyor..
Aydıntepe, düşüncelerini bir çırpıda bemimle paylaşıyor..Projelerini hayata geçirmekten ve altyapı kurgusundan sonra, görevini genç yeteneklere bırakma düşüncesi içinde..
Nüfusu belli bir sayıya gelmiş, çok sesli medyası ile Sakarya’da, elbette basın adına yapılacaklar var..Zeki Aydıntepe ve arkadaşları bu yapılacaklar adına inançla, ihlasla,samimiyetle yola çıkmışlar..Yeniden yapılanma sözkonusu..
İnşallah düşündüklerini ve projelerini hayata geçirirler..
Tekrar bu yolda, Aydıntepe ve arkadaşlarını tebrik ediyor, başarılan diliyorum..
***
Sevgili okurlar,
Gazeteci, halk ile iç, içe olmak ve halkın nabzını bu şekilde tutmak zorundadır !
Gazetecilik yaşamım boyunca buna büyük bir önem gösterdim.
İstanbul’da sevgili gazeteci dostum Şahin Bingöl ile metro, marmaray, metrobüs ve minibüs seyahatlerim oldu..
Vatandaşın yaşadıklarını bizzat yaşadım..
Adapazarında da mümkün olduğu kadar, kent merkezine, aynı şekilde toplu taşıma araçları ile gelirim..
Önceki gün eşim ile Akyazı’ya gittik..Donatım semtinde yeni kurulan Büyükşehir Belediyesi İlçe Otobüs durağından Akyazı için bir otobüs değil,minibüsde değil,olsa,olsa bir midibüse bindik.. Tahminen 27-30 kişilik bir toplu taşıma aracı.. Plakasını da aldım..
Durakta bekliyor..Bu araç içinde bayanlar, ellerinde yelpazeler ile sıcaklarla boğuşuyor..Beyler ise dışarıda bir gölgeye sığınmış..Güneş alan küçük camlı durak bankında oturan yok..
Midibüsün kalkmasını bekliyoruz.. Neyse ki saat geliyor, bir iki eksik ile araç hareket ediyor..
Sıcaklıktan boğulacak gibiyiz..
Sesler yükseliyor, ’Klima yok mu?’
Genç şoför tınlamıyor bile!
Az ileride yaşlı bir bayan almak için duruyoruz. Elinde çantası ile bu yaşlı bayan zor araca kendini atıyor ama dilinde bir söz,’ Allah seni davul etsin!?
Kimseden bir ses yok..Bayan hemen yanımızda oturan bayanın yanına kuruluyor.. Ve önde beşlik simit kimi sekiz olmuş, bir kankası ile tefon muhabbetinde olan genç dilikanlıya sesleniyor:
‘Evladım, koltuğunu kaldır, evinde uyursun!?’
Genç delikanlı bu ses ile irkiliyor ama, koltuğu toparlayamıyor!
Neden diyeceksiniz biliyorum!?
Çoktan miadını doldurmuş ve trafikten men edilmesi gereken bu araç, tel, tel dökülüyor da ondan!
Birisi ise içtiği pet şişeyi kulvara atmış, bu pet şişe, her kalkışta, duruşta adeta dans ediyor!
Genç şoförümüz boş koltukları doldurduğu gibi, kulvara ve sağ yanında bir bayanı oturttu, haydi telefon muhabbetinde!
Midibüs içinden bir ses,’ Kapıları aç, bunalıyoruz!’
Ön sağ ve arka sağ kapılar açlıyor.. Rüzgar araç içinde bizi okşamaya başlıyor..
Yaşasın serinlikte!
Araç içine dolan rüzgar, aracı bir o yana, bir bu yana sallyor. Kanatlandık, kanatlanıp havalanacak gibiyiz!..
Eşimle bakışıp, gülüşüyoruz..Bugüne kadar böyle zevkli bir yolculuk yapmamıştık..
Bir tek müziğimiz eksik diyecektimki, arka koltukta genç bayan, son model telefonundan bizim için seçmiş.. Orhan Gençebay söylüyor;’ Kaderimse çekerim!’
Kadere, bu kadar inanan topluma ne olaki?
Ve yanda yaşlı anne tekrar o tekerlemeye sarılıyor:
‘ Ah Hasan, bu yaşta beni bu halde bıraktın ya davul olasın!’
Akyazı’dan ayrılalı tam 35 yıl oldu. Ne Akyazı değişt, ne de Akyazı-Adapazarı hattındaki bu yolculuk çilesi!
Allah kolaylık ve sabır versin!
Bu güzel hizmetten herkes memnu ki, değişim ve yenilik istenmiyor!?
Gazeteci olarak gözlemlerimi sizlerle paylaştım. Önerim,bu araçlar ve bu hatta derin bir temizlik gerekiyor..
Haberini olsun bu şekilde bizi AB’ye almazlar!..
Güldürdüm mü?
Hep milletce, ağlanacak halimize gülmüyormuyuz?
Pazarınız sağlık güzelliklere vesile olsun!
Saygılarımla..