Sevgili okurlar,
Türkiye’de seçim çalışmaları yoğun bir şekilde devam ederken, biz Belçika’da, Almanya’da ve diğer ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları, gidip oyumuzu kullandık. Bu bir hak elbette!..
Bizler, sizlerden farklı olarak, erken oyumuzu kullandık..
Vatandan uzak olmanın bir avantajı mı, yoksa, bu işin bir fıtratımıdır, sizin karar veriniz?
Bakınız yurtdışında yaşayan Türkler olarak bu ikinci sandığa gidişimiz. Oysa kardeş Azerbaycanlılar bile bizden çok önce yurtdışında bulunmalarına rağmen bu oy haklarını tepe, tepe kullanmaya başladılar!
Demem o ki, siyasiler meydanlara çıkıyor, bunu bizlere bir lütufmuş gibi sunuyor!
Geçiniz efendiler, geçiniz!
Ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğim, bu kabahat sadece onların değil, haklarını söke, söke alamayanlarındır!

Her şeye, her çıkarılan yasaya kayıtsız kalırsan, ses çıkarmazsan, bu işi siyasiler bilir deyip işin içinden çıkarsan olacağı bu!
Evet yurtdışında oy kullandık!
Oyumu atarken, sandık kurulunun duyacağı şekilde,’ Oyumu kullanıyorum. Biz de Türkiye’deki seçmenler gibi vekillerimizi seçmek, Ankara’ya göndermek istiyoruz. Bizi siyasi partileri seçmek zorunda bırakanları kınıyorum’ diye seslendim.
Bir şey anladınız mı?
Sanmam!
Zira Türkiye ve Türkiye’dekiler bizi anlamak istemiyorlar? Koyu bir siyasallaşma batağında debelenip duruyorlar!

Bakınız, sizler vekillerinizi ve siyasi tercihinizi yapmak için 7 Haziran 2015 tarihinde sandık başına gideceksiniz.
Biz Avrupa’da yaşayan 2. Sınıf Türkler, yani Avrupa’da ‘Alamancı’, Türkiye’de ‘yabancı’, hatta ‘gavurcu’ olanlar, sandık başına gittik. Siyasi partilere oy attık. Ama vekillerimiz için oy kullanamadık.
Peki bu ne işe yarayacak?
Bizim attığımız oylar, siyasi partilerin aldığı ülke oylarına ilave edilecek. Yani hazine yardımlarına katkıda bulunmuş olacağız..
‘Yaylanın çimenine kuzu yayılır, kuzu!’
* * *
Sevgili okurlar,
Brüksel’de yaşayan ve Türk, İran, Asya ülkeleri halıları ile antik bir mağazada çalışan, Akyazı Lisesi’nden öğrencim Ahmet Üstün aradı.
‘ Hocam, Akyazı’dan konuklarımız var. Reis Kebap’tayız. Seni de aramızda görmek isteriz..
Bilgisayarımın başından hemen ayrılarak, bir iki gazete ve son kitabım ‘ İz Bırakanlar’dan birkaç kitapla, Reis Kebap’ın yolunu tuttum.

Cevdet Akbaş’ta, Akyazı Lisesi’nden öğrencim olur. Akyazı Belediyesi’nde iki dönem meclis üyeliği yaptı. Başarılı çalışmaları ile takdir edildi. Bundan cesaret alarak ‘Akyazı Belediye Başkanlığı’na aday adayı oldu. O bilinen süreçte dostu, düşmanı daha iyi görme fırsatı yakalayan Cevdet Akbaş, bu üçüncü siyasi denemesinden sonra köşesine çekildi. Kendini mesleğine verdi. Ama AK Partili olarak bilindiği için çalışmalarını hiç aksatmadı. En çetin tartışmalarda bile siyasi taraf olduğu kesimi savundu, savunmaya devam etti.
Uzatmayalım, Cevdet Akbaş, beraberinden matbaacı kardeşimiz, köylümüz Emin Üstün ve Kuzuluk’ta ticaret hayatına atılan balıkçı Hüseyin ile birlikte Almanya’ya gelmiş, oradan ver eline Brüksel ve Amsterdam..
Onlarla olmak, Akyazı’yı, Sakarya’yı, Türkiye’yi konuşmak bir ayrıcalık tabii..
Kucaklaşmadan sonra koyu bir sohbete daldık. Masaya karışık bir ızgara tabağı ve arkadan mis gibi çaylar geldi..
Brüksel’de gün akşam oluyor..

Sevgili Emin Üstün,’ hocam yazılarınızı merakla ve ilgiyle takip ediyoruz. Çok önemli ve hassa konular hakkında bilgilendiriyor ve iğneliyorsunuz’ dedi..
Sonra Cevdet Akbaş, ’Evet bize de sıkça göndermeler var. Mesajı alıyoruz’ diye ekledi ve gülüştük..
Koyu bir Akyazı sohbeti bu! Uçunda Sevgili Belediye Başkanımız Hasan Akcan, bir önceki başkanımız Yaşar Yazıcı ve siyasi süreçler, hizmetler, hatta Ballıkaya Baraj Alanı, yaylalar, Sakarya, Sevgili karasu Belediye Başkanımız Mehmet İspiroğlu, Taraklı Belediye Başkanımız Tacettin Özkahraman, Akyazı’dan adayımız sevgili Zihni Açba, Elif Başer kızımız ve sevgili Karusulu adayımız Hüseyin Avni Şahin var..
Tüm bunlar arasında Sakarya için hala fikirlerini söylemekten çekinmeyen Kent akillerinden sevgili Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu ve arkadaşlarını es geçmek olur mu?
Bir ara aklıma sevgili öğretmenim, meslektaşım Abdullah Çelik düşüyor. ‘Acaba adını bir sokağa vereceklerdi ne oldu ‘diyorum..
Hatta daha ileri gidiyorum, Sakarya Üniversitesi, sevgili Abdullah Çelik’e, Sakarya’ya yaptığı katkılardan ötürü, ’Halk Bilimcisi’ ünvanı ile bir fahri doktora cübbesi giydiremez mi, diye düşünüyorum!?
Bu kadar zor mu bu iş!?
İnsanları yaşarken, onurlandıramaz mıyız?
Sonra aklıma sevgili üstat Mehmet Niyazi Özdemir düşüyor! Konuşmaya uygun olarak,Ermeni mezalimini anlatan ‘ Bayram Hediyesi’ ilk romanı Akyazı’yı anlattığı ‘Varolmak Kavgası’, Avrupa’da iki kültür arasında bocalayanları anlattığı ‘ Çağımızın Aşıkları’ ve Çanakkale kahramanlarını anlattığı ‘ Çanakkale Destanı’ kitapları ve yüzlerce köşe yazısı aklıma geldi. Akabinde, Akyazı’da, Sakarya’da halk önderleri, lider, sözü dinlenen ve herkes tarafından kabullenen bir neslin azlığına dikkat çektik.
Hala Akyazı’da adından söz edilen Ahmet Sarıçizmeli, Necati Temel, Hüsamettin Bayraktar, Baykal kardeşler, Hacı Ziya Özdemir, Osman Kilit, Naci Ünlütürk ve o nesil..
Bu nesli öğrenmek için, yine Mehmet Niyazi Özdemir’in son kitaplarından ‘ Daha Dünde Yaşadıları’ okumak gerek..
***
Sevgili okurlar,
Avrupa Birliği başkenti Brüksel’de Akyazılılar buluşur da ünlü Grand Place’(Büyük Meydan) gezilmez mi?
Bir Brükselli olarak kentimizi gezdirmenin, anlatmanın hazzı içinde kardeşim AliosmanCinal’ın işlettiği ‘Sultan Mansur’ nargile barının yolunu tuttuk.
Orada aynı nesil arkadaşların buluşması çok farklıydı. Faslı sanatçı karim bizi , İbrahim Tatlıses’in ‘ Arama beni’ şarkısı ile karşılaması da hoş idi..
AliosmanCinal, Magrep ülkelerine Brüksel’de onların müziğini pazarlamakla meşgulken, ayrılarak, kardeşim, Akyazı Lisesi’nden öğrencim Hüseyin Cinal’ın mekanını yolunu tuttuk..
Brüksel’e hoş sohbetlere doyum olurmu?
Onlardan ayrılırken, rahmetli Hanyataklı kemençeci Deli Şükrü’nün kaydaları ile annemin de çok söylediği yayla türküleri eşliğinde, evimin yolunu tuttuğumda, saatin çok geç olduğunu fark ettim..
‘Ah duman, kara duman, ağlarsın merağımdan..
Götür sevdiğim köye, tutsana kollarımdan!..
(Salih Yılmaz,Abril’den sonra)
Gününüz, sağlıklı güzelliklere vesile olsun!