Sevgili okurlar,
Bu pazarda, seçimler arifesinde, Sakarya’nın sorunlarını irdeleyelim istiyorum.
Bakınız, gazetemiz yeni Sakarya’da Erenler Belediye Başkanı Cavit Öztürk’ün bir haberi gözüme ilişti.
Gülümsedim..
Hem acı, acı!
Önce bir habere göz atalım:
‘İLÇEDE DÖNÜŞÜM
İlçede devam eden kentsel dönüşüm çalışmalarındaki gelişmeleri ve bugüne kadar gelinen tabloyu katılımcılara aktaran Başkan Öztürk, “Kentsel dönüşüm çalışmamız tüm hızıyla devam ediyor. Erenler Belediyesi Kentsel Dönüşüm konusunda Türkiye’nin en önde giden belediyesi. Şu ana kadar inşaata başlayan tek belediyeyiz. İlk protokol imzalayan, ilk ihaleye çıkan, ilk inşaatları yapan belediye biziz ve Türkiye’nin lideriyiz” dedi.’
(Yeni Sakarya Gazetesi)
Vallahi tebrikler!
Ne diyelim de?

* * *
Sevgili okurlar,
‘ Kentsel Dönüşüm’ programlarına bundan tam on yıl öncesinde dört elle sarılan Avrupa başkentlerindeki yöneticiler, sonuçları bakımından hemen çark ederek, kent dokusuna dokunmama ve bozmama kararı aldılar.
Neden mi?
Kentin dokusunu bozduğunuzda, orada yaşam mı kolaylaşacak? İnsanlar mı akın edecek o alanlara? 
Ya da, dengeleri bozduğunuzda size aferin mi diyecekler?
Kenti bir dere yatağı olarak düşünün.. O dere yatağına dozeri vurduğunuzda, orada ki yaşamı alt üst etmiş olmaz mısınız?
Balıklar, yılanlar, yengeçler, böcekler ve diğer canlıların yuvasını bozmuş olmaz mısınız?
İşte onun gibi bir şey bu ‘Kentsel Dönüşüm!’
Bakınız, Avrupa’nın başkent Brüksel’in en görkemli merkez mahallerinden bir bölümü büyük para babalarına satıldı..
Gelip, evimin dibindeki mahalleye(Brüksel Merkez Belediye) kepçeler,dozerler,yıkım araçları girdi..
Bakınız resimlerini de sizlerle paylaşıyorum..
O mahalleler, bin yıllık evler, caddeler, sokak fenerleri, bahçeler, ağaçlar, parklar yıkıldı ve üzerlerine  gökdelenler dikildi..
O mahallede kuş sesi, çocuk sesi bile kalmadı!..
Aileler büyük paralara evlerini sattılar ama, gittikleri yerlerde o huzuru bulamadılar..
Gittikleri yerden alış-veriş için her gün merkeze, çocuklarını uzak okula, uzaktaki fırından ekmek almaya, uzaktaki kiliseye ibadete gider oldular..
Yani yaşamları belli yaşlarda alt üst oldu..
Gökdelenlere ise talip çıkmadı..
Issız gökdelenlerin soğuk görüntüsü insanları ürküttü! Herkes buradan göç etti gitti..
Bir kültürün, renklerin dibine kibrit suyu çaktılar!..
Geri dönüş mümkün değil idi..
O gökdelenlerin yanından geçenler, eski evlerini, çocukluk anılarını aradılar nafile!
O camdan saraylar onları da mutlu etmemişti..
Ve sonunda bu ‘Kentsel Dönüşüm’ planları durduruldu.. Yani belediyeler yaptıkları yanlışı anladılar..
Belediyelerin elindeki o gökdelenlere,  sabah çalışmaya gelen, akşam evine giden ve sonra yapayalnız ıssız bir görüntüye sahip gökdelenli mahalleler kaldı!..
* * * 
Sevgili okurlar,
İyi ki durduruldu bu proje?..
Evim bu ‘Kentsel Dönüşüm’ canavarındankurtuldu..
Şimdi Brüksel’in merkezinde üç katlı, balkonlu, bahçeli bir evde oturmanın keyfini yaşıyorum. Komşularım, arkadaşlarım, fırıncımız, kahvecimiz, marketçimiz yerli yerinde kaldı. 
Okulumuz ötelenmedi. Camimiz de bu yıkımdan kurtuldu..
Ama dibimizde, yani az ötedeki sakinlik, sessizlik, gökdelenlerin soğuk görüntüsü bizim de asabımızı bozmuyor değil..
Allah o dozerleri, greyderleri, yıkım kepçelerini durduranlardan razı olsun!
İnsanların yaşamanda en zor şey, göç etmektir. Zorla göçe zorlanmaktır!
Biz zaten buralara göç ederek, büyük çilelere razı olduk. Bir daha para uğruna, yeni yaşam adına ve yalanlar adına, buna razı olamazdık..
Biz bu yıkımdan kurtulduk..
Darısı diğer insanların başına!
İstanbul bu ceremeyi çekmeye başladı!..
Bozulan siluetler, dikilen gökdelenler, bize ülkenin nasıl da parsel, parsel talan edildiğini gösteriyor!..
Erenler’i bilirim..
Mahalle araları cıvıl, cıvıldır!..
Birbirine yakın, omuz omuza vermiş evler..
Pencereden, pencereye, taban komşuların muhabbeti ne güzeldir..
Evler kerpiçten değil ama yine de sağlamdır..
Bu dokuları yıkmak, talan etmek, yaşam alanlarını yıkmak artık hüner ve beceri sayılmıyor!..
Ey başkanım, geliniz, misafirimiz olunuz, size acı ama, doğru gerçekleri anlatalım, gösterelim..
Derelerin canına Hes’ler ile kıyıldı, bari kentleri bu ‘Kentsel Dönüşüm’ projeleri ile yıkmayanız!
Bunun adı; Kentsel Dönüşüm değil, rant alanları yaratmaktır..
Adapazarı merkezindeki cadde ve sokaklardan  ‘Arnavut kaldırımlarının’, parke taşlı yolların kaldırılması bile başlı başına bir skandaldır!..
Bunların adı; belediyecilik ve hizmet değildir..
Lütfen, başınızı kaldırınız, dünyadaki gelişmelere bakınız!..
Bir de bu, Beldibi Köyü’ndeki vatandaşların mağduriyetlerinin giderilememesi üzüntü vericidir..
Madem ki, oraya bir şey yapıyorsun, istimlak ettiğin alanların bedelini öte be kardeşim!..
Devlet yetkilileri,  eften, püften projelere milyonlar akıtırken, bu insanların mağduriyetine nasıl rıza gösterilir?
Gününüz güzelliklere vesile olsun!
Saygılar..
SON NOT: 
Bu görkemli camdan sarayların dibine yeni gökdelenler yapılması durduruldu. Şimdilik istimlak edilen bu boş alanlar park haline getirildi.
Hatta belediye bu boş alanlara  konut yapmaya başladı..Yani insanları tekrar geri getirmek istiyorlar..TOKİ benzeri değil!..’Kayya kuyuları’ hiç yaratmıyorlar!  Geçici olarak bazı çocuk parkları yapıldı. Ama o mahallenin çocukları yok ki, bu alanlardan yararlansınlar!
Ya, siyasetçi kardeşim!
Madalyonun bu yüzünü sakın unutma!