Her Pazar Brüksel’den yaptığı ilginç yorumlarla okuyucularımızla buluşan, yılların tecrübeli gazetecisi Yusuf Çınal, hafta başında yayınlanan yazısında, Türkiye’den yükselen seslerden rahatsız olmalı ki, şöyle diyor…
“Türkiye’de hala alternatifsizlikten söz edenler var.
Bu durum düşündürücü ve tiksindiricidir…
Bir kere unutmayalım ve haksızlık yapmayalım, bu milletin kendisi başlı başına bir alternatiftir.
Kendi öz değerlerimizi iyi bilelim, iyi öğrenelim…
Bu toplumun içinde ne cevherler ve insanlar var.
Onları iş başına getirelim.”
Sevgili Çınal…
Bu milletin 10 yılı aşkın süredir tercih ettiği ne peki!
Bu millet o güne gelinceye kadar neler çekmedi, ne çilelere göğüs germedi ki!
Sonunda o statükocu, dayatmacı ve halkın değerlerine saygı duymayan partiler yerine; kendilerini adam yerine koyan, inançlarına, özgürlüklerine geniş alanlar açan bir partiyi ve partilileri bulup işbaşına getirmedi mi?
Hala ve inatla aynı partiye oy veren vatandaşı suçlamak da neyin nesi!
Hani görüşlere saygı?..
Evet, AK Parti bin bir tuzak ve hileye karşı direniyor ve halkın güvenini kazanmayı sürdürüyor...
Bu neyle ve nasıl izah edilebilir...
Durup burada bir düşünce muhasebesi yapmak yerine, doğrudan ve önyargılı bir yaklaşımla halkın tercih ettiği siyasi iradeyi suçlamak, sanırım yanlış olur…
Bakın, en son önceki gün gazetemizde yer alan habere göre, “Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz?” sorusuna, ülke genelinde yüzde 47,3; yerelde yani ilimizde ise yüzde 57,3 oranında oy çıkıyor...
ORC Araştırma Şirketi 30 büyük şehirde yapmış anket çalışmasını…
Bu sonuç neyi gösteriyor, neyi ifade ediyor?
Ülke içinde ve dışında yapılan acımasız ve korkunç şer ittifaklara rağmen çıkan tablo; hala ve ısrarla böyle ise orada durup düşünmek ve halkın göreve getirdiği cevherlere, insanlara saygı duymak ya da tahammül göstermek gerekmez mi?
Ülkemiz koalisyonlar döneminden çok çekti…
Şimdi istikrar için sandığa gidiyor ve alternatifsiz bir parti konumunu hala muhafaza eden partiye oy veriyor…
Böyle giderse ki, gideceğine yönelik rakamlar ortada…
Bize düşen görev bu ülke için yola koyulanlara, yanlışlarını söyleyip olumlu ve ılımlı tenkitlerle destek olmaktır...
Bence vatanseverlik bu duyguların ocağında pişer...
Tenkit ve hakareti birbirine karıştırmamak gerekir…