Kafası ve ruh hali karmakarışık hale gelmiş bir AKSAKAL, durup dururken mırıldanmış:

Haçan No'lacak şindi?

 

‘Hikmetli’ bir söz söylemek üzere tefekküre dalan bir AKSAKAL, derin bir tefekkür halinde iken birden irkilmiş ve bağırmış:
Lüzumsuzluğun âlemi yok!
(Kim bilir ne demek istediyse)

 

Geçmişi çok özleyen bir AKSAKAL, derin derin iç geçirmiş ve sessizce mırıldanmış:
Eskiden ne güzeldi, tuvaletlere girip çıktıktan sonra, yaptığınıza dair bir belge (fiş) veriyorlardı ve her şey kayıt altındaydı. Bir işe yaradığını, en azından ŞEY yaptığını belgeliyordun. Şimdi nerdeeeee o günler?

 

Her yemeğe maydanoz olan bir AKSAKAL, güya 'hikmetli’ bir söz diye şöyle demiş:
Eline aldığı bardağın hep ‘boş’ kısmına bakıp, hayatlarını bunu eleştirmekle geçiren, hayatın her alanında sürekli olarak hep ‘boşluk’ları gören, tek yanlı bakış sahibi, ‘boş’ kişilere bir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

 

Ruhen (kafadan) engelli bir AKSAKAL şöyle bir tespitte bulunmuş:

Ülkemizde son yıllarda yapılan tuvaletlerde ‘engelli’ vatandaşlarımız da düşünülüyor ve onlar için özel kabin yapılıyor. Bu uygulama çok güzel de… Sadece fiziki engellileri kapsıyor. Hani diyorum bir de, fiziki engeli olmayan, ancak benim gibi ruhi engelleri bulunanlar için de böyle bir uygulama olsa, acaba iyi olmaz mı?


Ruh burkuntuları yaşayan bir AKSAKAL, içinde yaşadığı halkı Müslüman bir ülkede meydana gelen olaylara bakıp hayretle mırıldanmış:

Allah, Allah… Ne garip! Hem ‘Müslüman kimliği’ taşıyacaksın, hem de ‘Müslüman kimlik taşıyan’ birine İNANMAYIP, Kâfir Kimliği’ taşıyan ve bunu herkese alenen gösteren birine İNANACAKSIN… Acaba İslâm, Müslüman’a böyle bir telkinde (!) mi bulunuyor (Hâşâ) ?  Ne garip? Hadi, çık işin içinden çıkabilirsen…

 

Ehl-i vukuf, tecrübeli bir AKSAKAL ile yeni yetme bir AKASAKAL birlikte oturmuş sohbet ediyorlarmış. Tecrübeli olan diğerine:

Sana şimdi bir soru soracağım. Eğer cevabı bilirsen artık gerçek bir AKSAKAL olduğuna karar vereceğim demiş.

Yeni yetme de razı olmuş. Bunun üzerine tecrübeli olan sormuş:

— Attığını hep 12'de vuran, bu hususta hiç hata yapmayan, milimetrik ölçüde bile saptırmayan bir meslek var. Söyler misin bana onlar kimlerdir? Yeni yetme AKSAKAL, bir saat kadar mühlet istemiş ve sonunda şöyle demiş:

Şöyle: Karşınıza üzerinde hiç bir şey olmayan, boş bir hedef tahtası koyacaksınız. Sonra oku ve yayı alıp karşısına geçeceksiniz. Oku atacaksınız. Elbette her hangi bir noktaya isabet edecektir. O noktanın etrafını daire içine alacak ve üzerine 12 yazacaksınız. Sonra da diğer daireleri, onun dışına 11,10,9... şeklinde çizeceksiniz. Her sefer aynı işlemi yaparsanız, hayatınız boyunca KARAVANA ATIŞ yapmamış olursunuz... Şimdi bunu yapanlar kimler mi? Çok meslek sahibi sayabilirim de (meslektaşlarım bana kızarlar), mesela bir olay meydana gelmiş ve sonuçları ortada... Bir uzman YORUMCU bunu tahlil ediyor ve ben 'demedim mi?' diyor... Adam şimdi haklı değil mi? Meslek mi? O kadar çok ki...

Hâsılı kelâm:

Bu aksakallar da ne çok şey biliyorlar…

Hep bunlar mı bilecek?

Biraz da başkaları bilse olmaz mı?