Deli bir tane olsa balla börekle beslenir…
(Atasözü)


“Akıllı” insanların oranı, sorunlu insanların oranı ile rekabet edemeyecek hale geldiğinden beri, bu dünya yaşanmaz hale geldi maalesef. Bu dünyanı kuralıdır; her insanın kendisine göre yüklendiği sıkıntıları var ama “akıllı” insan olma gereği, sıkıntılarımızı diğer insanlara büyük hasar vermeden çözmektir…
Öyle günlerden geçiyoruz ki, en büyük dertler hep bizim üzerimizde zannediyoruz… Karşımızdaki insanlarla dertlerimizi paylaşmak bize pahalıya mâl olacağını düşünüyoruz… Yüklendiğimiz yükleri gözümüzde öyle büyütüyoruz ki kurumuş bir yaprak tanesi düşerse üstümüze, devrileceğimizi zannediyoruz…
Bir anne ve sürekli ağlayan çocukları gibi oldu dünyamız… Ufak tefek şeylere feryadı basıyoruz. Çözülmesi için annemizi yanımızda istiyoruz. Çözüm üretecek annemiz var nasıl olsa… Ağlayan diğer kardeşlerimizi ise umursamıyoruz… Çünkü “en büyük dert bende, anne de benim” mantalitesi ile diye yaşıyoruz…
Birbirimizi tam dinlemiyor ve duyduklarımızı istediğimiz gibi algılıyoruz. Yanlış anlaşılmaları büyütüyor ve öyle noktalara getiriyoruz ki olayları uzaktan bakılınca tirajı komik bir hale sokuyoruz… Bu durumun en büyük örneği ise geçmiş aylarda tıklanma sayısı oldukça fazla olan “piston aşağı indi” videosunu verebiliriz…
Sadece kendimiz için yaşıyoruz. Bir anlık mutluluk için bütün değerlerimizi ortaya koyuyoruz. Belki kazandığımız zamanlar oluyor ama yetmiyor. Mutlu anlarımız bitince ortaya koyacak değer arıyoruz. Bazen öyle çirkinleşiyoruz ki insanlık adına hiçbir şey kalmıyor ne yazık ki…
Oysa bizim gıpta ile baktığımız insanlar kendi hayatlarından vaz geçerek dünya yararına mücadele vermiştir. Bütün peygamberlerin mücadelesi çok ağırdı ve nefisleri için değil ümmetleri için savaşıyorlardı. Kurtuluş savaşında bizim için her şeyden vazgeçmiş ecdadımız en büyük örnektir bu duruma. Günümüz dizilerinde hayatları vur patlasın çal oynasın olan padişahlar, gerçek hayatlarında vatan ve inançları uğruna ne eğitimlere tabi tutulmuş, ne kadar büyük savaşlardan çıkmışlardır…
Marketlerden aldığımız ürünler gibi, yaşadığımız dünyanın da son kullanma süresi geliyor. Gün geçtikçe yaşadığımız hayat, ağzımızın tadını bozuyor. Geçmiş çağlarda insanoğlu nereden geldiği bildiğinden olsa gerek manevi duygularına daha sıkı bağlıydı… Şimdiki zaman da nerden geldiğimizi unuttuğumuz gibi nereye gideceğimizi de bilmiyoruz…
İlk başta yazdığım atasözü gibi “deli bir tane olsa balla börekle beslenir”… Sayımız maalesef az değil ve biz mızmızlandıkça sırtımızı sıvazlayan kişi de bulmak zor oluyor artık. Biz sesimizi duyurmak için haykırdıkça sadece gürültü yaptığımızla kalıyoruz. O zaman gün bugündür yapacak başka çare yok. Bebekler nasıl büyür ve akıl baliğ olursa bizim için de “akıllanma vakti” gelmiş demektir… Allah’a (c.c.) emanet olun…
e-mail : [email protected]