Yani, kaybeden muhtardan, muhtarlığın hesabı sorulur mu? 

            Bir diğer ifade ile “muhtar olmayan, olamayandan”, çözülmeyen köyün ya da mahallenin sorunlarının çözümü beklenir mi? 

            Yetkisiz muhtara, muhtar olmayan muhtara,”sorunların sebebi sensin” denir mi? 

             Ya da, seçilemeyen belediye başkanına, seçilemeyen vekile, atanmayan bakana, müdüre, müsteşara hesap sorulabilir, tenkit edilebilir mi? 

               Müzmin taraftarlar, Parti müritleri ve bir merciden, makamdan, siyasetten  nemalananlar,  yetki ve sorumluluk sahibi olanları değil de, hep seçilmeyenleri, yetkili ve sorumlu olmayanları, muhalefettekileri, hiçbir yetkisi ve sorumluluğu olmayanları tenkit ederler. TENKİT ETME MAKAMINDA, VAZİFESİNDE OLANLARI ELEŞTİRİR, SORUMLU TUTAR, DİKKATLERİ HEP ORAYA ÇEKER VEYA GEÇMİŞTE YAPILANLARA ATIF YAPARAK, DEDENİN HESABINI TORUNDAN SORARLAR! 

              Yetkilileri, sorumluluk sahibi seçilmiş ve atanmışları eleştirenlere de kızar ve hep muhalefettekileri hedef gösterir, suçlu olarak onları görürler. 

              Bir türlü partilerine, BAŞKAN, MÜDÜR, BAKAN YA DA MÜSTEŞARLARINA ve partili yetkililere yöneltilen tenkitleri kabul etmez, hain, işbirlikçi ve hatta terör şebekeleri ile beraber göstererek, en ağır yaftayı yapıştırmaktan geri durmaz, vicdanları ve aklı rafa kaldırırlar. 

               Seçilmiş veya atanmışları tenkit edince hemen, muhalefeti neden tenkit etmiyorsunuz? derler. Sizi otomatik olarak muhalefetten bir partiye, belki de ömrünüzde hiç rey vermediğiniz bir partiye yamar, onların kayıtlı üyesi gibi muameleye tabi tutarlar. 

               Onların partisinden olsanız, oraya kaydınız bulunsa bile, yanlışları görüp, gösterince, hemen hain damgasını yapıştırırlar. 

               Hatta, yarım asırdır o parti veya yetkili ile olanlardan biri, yanlışı görüp,  tenkit ettiğinde, daha dün o partiye gelen tarafından dışlanır, dünkü çocuk, babasını evden kovmaya kalkar! 

               Sebebi, çoğunlukla menfaat ilişkisidir ve elde edilen çıkarın kaybedilme korkusudur. 

               Bu kökten yanlış anlayış ve inanışa, en başta sorduğumuzu, hemen şunu sormak gerekir. 

               Seçimi kaybeden muhtara hesap sorulur mu? Ya da seçilmiş muhtarın başarısızlığının hesabı, seçilmeyen muhtardan sorulur mu? 

               Mahalle ve köyün sorunlarının çözümü, kaybeden muhtardan beklenir mi? 

               Ya da mahalle veya köyün muhtarının yaptığı hataların hesabı, seçimi kaybedenden, muhtar olamayandan sorulur mu? 

               Yine her defasında, yetkili muhtarın hataları, yetkisi olmayan ve muhtar seçilmeyenden sorulur mu? 

               Bu misalleri çoğaltabiliriz. 

               Bir kurumun başına getirilmeyen bir kişiden, müdür ya da başkandan, o kurumun hesabı, 

               Aday olup kazanamayan belediye başkanından, Belediyenin hesabı, 

               Merkeze alınmış yetkisiz bir Validen, bir İlin hesabı, 

              Bakan olmayan bir vekilden, o bakanlığın icraatları, 

              Başbakan olmayan bir muhalefet liderinden, ülke idaresi ile ilgili yanlışların hesabı sorulabilir mi? 

              Aday olup kaybeden bir parti il başkanı ve yönetiminden, il başkanlığının hesabı sorulur mu, sorulabilir mi? Kazanan, yetkilendirilen il başkanı mı, yoksa kaybeden, yetkisiz il başkanı mı sorumlu tutulur, tenkit edilir? 

              En basiti, bir evin idaresi babadan değil de, anne veya çocuklardan sorulabilir mi? Hatta, elbiseyi diken terziden değil de, dikmeyenden, çürük meyve veren bakkalın hesabı, başka bir bakkaldan sorulabilir mi? 

              Hiç şüphesiz sorulmaz, sorulamaz. 

              Yetkisi ve sorumluluğu olmayandan, dahası muhalefetten tek bir şey sorulur ve beklenir. O da; sorumlulardan neden hesap sormuyor, neden yanlışlarını söylemiyor, neden muhalefet etmiyor, neden tenkit etmiyorsundur. Muhalefete sadece bu denebilir, bu yönden tenkit edilebilir. 

              Bunun dışında yetkisizler ve  muhalefet eleştirilmez mi? 

              Bunun da elbette istisnası vardır ve o da şudur? 

              Muhalefet ederken hakaret, aşağılama, ötekileştirme, ayrıştırma, düşmanlaştırma, bölme,  yaftalama, kin ve nefret dili kullanıyorsa! 

              Ülke aleyhine alenen bir şey söylüyor, yargılanıp suçlu olduğu kesinleşmiş bir yasadışı eylem veya söylemi varsa. Ya da çok haksız, absürt ve alakasız  bir tenkitte bulunuyorsa. 

               Bu durum da bile sorumlu tutulamaz, sadece tenkit edilebilir. 

                Bunların dışında tenkit edilmez, sorumlu tutulmaz, tutulamaz. 

                Tenkit edilmesi gereken tek merci, yetki ve sorumluluk sahipleridir. 

                Yani, atanmış veya seçilerek görev verilenlerdir. 

                Seçilmiş muhtar, belediye başkanı, İl ya da ilçe başkanı, dernek, oda, sendika veya kooperatif başkanı,  esnaf odası, sanayi odası başkanı, vekil, bakan ya da başbakandır. 

                Ev de “baba”, köy de “muhtar” olduğu gibi. 

                YANİ, YETKİLİ VE SORUMLULARDAN, SEÇİLMİŞ VE ATANMIŞLARDAN HESAP SORULUR VE ONLAR TENKİT EDİLİR. Hiçbir yetkisi ve sorumluluğu olmayanlar değil.