Bu şehirde en çok övülen ve de eleştirilen isim hiç şüphesiz Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’dur…

Kendisinin konumu ve görevi gereği eleştirilerin odak noktası olması son derece doğal…

Peki, Toçoğlu’nun bu eleştirilere bakışı nasıl?

Kulak arkası mı ediyor, görmezden mi geliyor yoksa her bir eleştiriyi değerli bulup yeri ve zamanı geldiğinde gereğini mi yapıyor…

Başkanın icraatlarına baktığımızda “kayda değer” bulduğu her eleştiri sonrası gereğini yaptığını görüyoruz…

Şemsiyeli Bahçe ve Gar Meydanı düzenlemeleri, Maltepe Tesisleri’nin halka açılması kararı, Orhan Camii Meydanı’ndaki direklerin yenilenmesi, çok katlı bina sahiplerine yönelik Korucuk’ta kalıcı konutlar yaptırılması, 3 kat imar izni,Yenikent bölgesinde ulaşımın güçlendirilipsair yatırımların artırılması, Uzun Çarşı restorasyonu, Kampüs hattına takviye yapılması gibi hususlar sık yapılan eleştiriler sonrası atılan adımlardır…

Geç de olsa tren raylarının yeraltına alınması kararı da yapılan şiddetli eleştirilerin getirdiği bir icraattır…

Başkan Toçoğlu, bu yönüyle yapıcı eleştirilere açık olduğunu ve de eleştirilerden olumlu anlamda beslendiğini gösteriyor…

Hal böyle olunca da eleştirilerin dozunun günden güne düştüğüne, Toçoğlu’nun eskisi kadar eleştirilmediğine tanık oluyoruz…

Stat ve şeker fabrikası arazilerinin yeşil alan yapılması, Yenikent bölgesindeki ulaşımın takviye edilmesi, her yağmurda felç olan altyapının güçlendirilmesi, şehirdeki dolmuş ve minibüs enflasyonunun önüne geçilmesi ve sivil toplum kuruluşları ile daha sıcak bir diyaloğa girilerek birlikte yönetimin esas alınması gibi taleplerin de göz ardı edileceğini düşünmüyorum…

Zira zaman gösteriyor ki her bir eleştiri bir kenara not ediliyor ve şartlar olgunlaştığında gereği yapılıyor…

Ve de yine anlıyoruz ki Başkan Toçoğlu basını çok sıkı ve dikkatli bir şekilde takip ediyor…

AK PARTİ’NİN İLACI DEMOKRASİ

Seçimlerin ardından herkes kendine göre muhasebesini yaptı/yapıyor…

En fazla muhasebe yapması gerekenlerin başında da parti teşkilatları ve belediye başkanları geliyor…

Kendilerine “Yeteri kadar çalışıldı mı, sahaya hâkim olundu mu, propaganda da başarılı olundu mu, birlik ve beraberlik tesis edildi mi, miting başarılı geçti mi, adaylara yeterince destek verildi mi” gibi sorular yöneltmesi gerekiyor teşkilat başkanlarının…

Bunun yanında bilhassa yerel yönetimlerin de kendisini hesaba çekmesi gerekiyor…

Kendilerine, “Halka verilen sözler yerine getirildi mi, vatandaşla yeterince diyalog kuruldu mu, seçim öncesi düşmanlıklar yerini dostluklara terk etti mi, milletvekili adaylarıyla birlikte hareket edildi mi” benzeri sorular sorması gerekiyor belediye başkanlarının…

Şurası bir gerçek ki AK Parti’nin oylarının düşmesinde belediye başkanları ve teşkilatların rolü büyük…

“Nasılsa seçildim” diyerek işleri savsaklayan ve vatandaşla kurduğu diyalog son derece arızalı olan bazı belediye başkanlarının alınan mağlubiyette büyük rolü var…

Kendi içlerinde birlik olamayan, milletvekili adaylarının tamamına eşit mesafede duramayan, yöneticiliğin hakkını veremeyen teşkilat mensuplarının da günahı büyük…

Benzeri hadiselerin tekrarlanmaması için AK Parti’nin bir an önce demokrasiye sarılması şart…

Belediye başkanı, milletvekili ve de meclis üyesi adayları belirlenirken temayül yoklamalarına önem verilmesi, adayların gerçekten bu işe layık olup olmadığının çok iyi belirlenmesi gerekiyor…

İnsanların hiçbir bilgi ve becerisi olmaksızın falancanın desteği, filancanın torpili ile makam ve mevki elde etmesinin önüne geçilmesi gerekiyor…

İl ve ilçe teşkilat başkan ve yöneticilerinin de delegenin hür iradesi ile herkesin özgürce aday olabildiği seçimlerle belirlenmesi gerekiyor…

Tepeden inme belirlenen ve birçok insanın istemeyeistemeye kabullenmek durumunda kaldığı başkan ve yöneticilerle bu saatten sonra başarılı olunması hayli güçtür…

Bir veya birkaç kişiye endeksli olarak ve de onların kumandasında hareket eden, tabanın taleplerini hiçe sayan, yeri geldiğinde kendi partililerine ve adaylarına bile bayrak açmaktan geri durmayan teşkilatlarla bir yere varılması mümkün değil…

AK Parti 7 Haziran seçimlerini milat kabul ederek yeniden parti içi demokrasiyi işletmeli ve gerek başkan ve milletvekili adayı, gerekse teşkilat başkan ve yöneticilerini belirlerken partililerin önüne sandığı koymaktan imtina etmemelidir…

Hastalık bellidir; hastalığın çaresi dehiç şüphe yok ki demokrasidir…

ENGİN ÖZKOÇ DESTAN YAZAR

Koalisyon görüşmeleri nihayet başlıyor…

Yapılan yorumlara ve ortaya çıkan tabloya baktığımızda iki seçenek görülüyor: Ya AK Parti-CHP ya da AK Parti-MHP koalisyonu…

Her iki durumda da şehrimizin 6 milletvekili hükümet etme, bir vekili de muhalefet etme görevini yürütecek…

Geride kalan 4 yıllık dönemde muhalefet partisine mensup olmasına rağmen yaptığı işlere baktığımızda,CHP Milletvekili Engin Özkoç’un iktidar vekili olması halinde bu şehre büyük faydaları olacağı açıktır…

Eldeki kısıtlı imkânlarla büyük işler başaran Özkoç’un hele ki iktidar gücüyle destan yazacağına ve de şehrin birçok sorununu çözüp daha fazla yatırım almaya imkân sağlayacağına inanıyorum…

Ve de bu anlamda bir AK Parti-CHP koalisyonunun şehrimiz açısından daha evla olacağını düşünüyorum…

Şehrimiz ve milletimiz için hayırlısı olsun…