Aslında niyetim farklıydı bu hafta. Hafta içi yaşadığım yeni hayat tecrübeleri ile birlikte insanlığın işin ucunda para olunca Mübarek Ramazan Ayı olmasına rağmen nasıl küçüldüğünü, iftiradan nasıl kaçınmadığını kaleme almak istemiştim. Mevlana’dan örneklerle cevaplarım da hazırdı ama ülkesel anlamda çok önem verdiğim Suriye’deki son gelişmelerle ilgili olarak sizlerle dertleşmenin daha anlamlı ve geçen hafta ki yazımın tamamlayıcısı olduğunu düşündüm. O yüzden kalemimiz Suriye yazdı ister istemez.
Ramazan ayı malumunuz, günler uzun, havalar sıcak. Dolayısıyla bir rehavet durumu söz konusu… Bu ister istemez bazı sektörlerde ticari hareketlerinde zayıflamasına neden oluyor. Biz de bu dönemde gündemi daha fazla takip etme fırsatı yaşıyoruz.
Geçen hafta içi Habertürk’te bir haber programını izliyorum. Konu Suriye ve bir röportaj hazırlığı var. Konuk Barzani’nin dış ilişkiler sorumlusu Sefin Dizai… Programda çevirmen sıkıntısı yaşanıyor, çünkü Dizai İngilizce konuşuyor ve spiker çevirmene ihtiyaç duyuyor. Fakat o sırada izleyicilere çeviri yapacak bir tercüman yok ama ben şunu gayet iyi biliyorum ki, Dizai Türkçeyi bir Türk kadar iyi konuşuyor. Çünkü İstanbul’da katıldığı bir konferansta sorulara Türkçe cevap vermişti. Spiker rica ediyor, Dizai inadını kırıyor ve sizin benim gibi akıcı bir Türkçe ile sorulara cevap veriyor. Neyse dedim, Sayın Davutoğlu’nun ziyareti böbürlenmeyi de beraberinde getirmiş herhalde. Ama röportaj sırasında konuşulanlar bazı kesimleri şaşırtmış gibi gözükse de beni hiç şaşırtmadı. Çünkü Dizai adresi PYD olarak gösterdi. Suriye’nin kuzeyinde sorun istemiyorsanız adres PYD lideri ile diyalog. Biz bu konuya karışmayız. Peki, biz Barzani’ye ziyaret etmesi için Dışişleri Bakanımızı göndermedik mi? Bu ziyaretin amacı Suriye’nin kuzeyinde terör örgütünün oluşumuna engel olunması değil miydi? Eee sonuç olarak Barzani’nin dış ilişkiler sorumlusu bize adres olarak Terör Örgütünün siyasi yapılanmasını gösteriyor. Yani diyalog kurulması istenen kişi sayısı bir iken şimdi iki oldu. Ve röportajın sonunda da şöyle bir aba altından sopa gösteriliyor. Suriye’de PYD’ye dayalı oluşum Türkiye için sorun olmaz fakat Türkiye her kesime eşit bir tavır alırsa!
Aslında beni hafta arası Suriye’deki gelişmeler ile ilgili İran’dan gelen açıklama şaşırttı. Çünkü İranlı Ordu Komutanı, Türkiye eğer Suriye’nin kuzeyine askeri bir müdahale de bulunursa buna cevap vereceklerini açıkladı. Geçen yazılarımda da belirtmiştim diplomaside size savaş açıyoruz denilmez. Gereğini yapacağız, cevap vereceğiz gibi cümleler kullanılır yani bu açıkça bir tehditti. Ama şunu İran çok iyi bilmeli ki eğer Suriye’de Irak’ta olduğu gibi bir eyalet sistemi kurulursa ki ben geçen hafta böyle bir oluşumun olacağını iddia etmiştim. İran şunu unutmamalı ki Irak’ın kuzeyi ve Suriye’nin kuzeyi tandemle bir bütünlük oluşursa İsrail fiili olarak olmasa da dolaylı olarak daha güçlü bir yapılanmayla İran’a komşu olacaktır. İran açısından en büyük tehditte bu olsa gerek. Ben İran’ın yerinde olsam Suriye’nin kuzeyinde bir oluşum olacaksa burada Türkiye’nin hakim olacağı bir yapıyı tercih ederim her ne kadar Malatya’daki füze kalkanı sistemi onları tedirgin ediyor olsa bile. Çünkü çember artık iyice daralıyor.
Suriye’de şöyle bir durumda söz konusu, ben gün geçtikçe Esad’ın kamuoyunda reyting kazandığını düşünüyorum. Neden mi? Birincisi halkına uyguladığı şiddet nedeniyle haklı tepki toplayan Esad’ın yerine gelmesi planlanan muhaliflerin uyguladığı işkence görüntülerinin gün geçtikçe daha fazla kamuoyu ile paylaşılması insanların aklına ister istemez Libya’da yaşananları göz önüne getiriyor. Kaddafi’nin öldürülüş şekli ve Arap Baharı’nın demokrasi adına Libya’da yaşanan seçim süreci haricinde bir gelişme kaydedememiş olması bu süreçte Esad’ın elini kuvvetlendiriyor gibi geliyor bana.
Milliyet gazetesinin internet sitesini takip ediyorum. Hatta bilgisayarımın sık kullanılanlar bölümünde üç site adresinden biri de Milliyet’in internet sitesidir. Suriye ile ilgili çıkan haberlerin hemen hemen hepsini okudum diyebilirim. En çok dikkatimi çeken de okuyucu yorumları. Son dönemde yapılan yorumlarda ilginçtir ki halkın gözünde Suriye’de bir oyun oynandığı ile ilgili yorum sayısı gün geçtikçe artıyor. Hatta Esad’a destek mesajları da yazılıyor.
Umarım en kısa sürede bizim ülkemizin güvenliği anlamında da büyük önem taşıyan Suriye’de barış ve huzur ortamı sağlanır. Kansız ve silahsız.
YILDIZ MAHALLESİ
Serdivan’da oturanların çok yakından tanıdığı bir mahalledir Yıldız mahallesi. Özellikle depremden sonra lüks sitelerin sayısının artması burasını bir cazibe merkezi haline getirmiştir. Adatıp Hastanesinin arkasından yazlık köprüsüne kadar verimli tarım arazilerinin yok olması canımızı acıtsa da bu yerin gelişimi için öneride bulunma ihtiyacı hissettim kendimde.
Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı’nın bu mahalle üzerinde kaldırım çalışması var. Yapımı devam ediyor. Biliyorsunuz bu sıralar kaldırım çalışmaları olumlu ve olumsuz eleştirilerle gündemde. Benim tavsiyem kaldırımın bir tanesinin yanına bisiklet yolu yapılırken diğerinin yanına da çevre yolunda olduğu gibi bir yürüyüş yolunun yapılması yönünde olacak. Eğer bu çalışma Yıldız Mahallesinin başından Yazlık köprüsüne kadar yapılırsa Serdivan Alışveriş Merkezine olan ilgiyi arttıracağı gibi bu mahalleyi Sapanca Kırkpınar’daki Bağdat caddesi gibi bir yapıya da kavuşturacaktır.
AKYAZI’DA İFTAR KEYFİ
Geçen Cuma akşamı Akyazı Ticaret ve Sanayi Odası’nın düzenlediği iftar programına Yönetim Kurulu Başkanımız Fikri KOÇ ile birlikte katıldık. Kuzuluk’ta yeşilliğin arasında verilen iftar kadar gösterilen yakın ilgi, misafirperverlik bizleri son derece mutlu etti. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Sayın Şemsi Bayraktar’ın yaptığı konuşma da son derece anlamlıydı. Bu güzel ortamı konuklarına hazırlayan Akyazı Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Şinasi Bayraktar’ı ve emeği geçenleri tebrik ediyorum.