Trafikte, hastanede, iş yerinde ve günlük yaşamın farklı alanlarında giderek daha görünür hale gelen öfke patlamaları, bireysel bir tepkiden çok toplumsal stresin de yansıması oluyor. Öfkenin tek başına olumsuz bir duygu olmadığını, önemli olanın kişinin bu duyguyla nasıl başa çıktığına dikkat çeken Psikolog Şevval Bostancı, öfkenin nedenlerini, bedensel etkilerini ve kontrol yöntemlerini Yeni Sakarya’ya anlattı.
STRES BİRİKİYOR
Psikolog Şevval Bostancı, öfkenin doğal ve insani bir duygu olduğunu belirterek, “Öfke; engellendiğimizde, haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde ya da sınırlarımızın ihlal edildiğini hissettiğimizde ortaya çıkan doğal bir duygudur. Günümüzde yoğun stres, ekonomik ve sosyal baskılar, trafik, kalabalık, uykusuzluk ve tahammül eşiğinin düşmesi öfke patlamalarını artırabiliyor. Bazen kişi yalnızca o anki olaya değil, gün içinde biriken strese de tepki veriyor. Bu nedenle küçük bir olay, daha önce birikmiş birçok duygunun açığa çıkmasına neden olabiliyor.” şeklinde konuştu.
BEDEN ALARMDA
Öfke sırasında yalnızca zihinsel değil, fiziksel değişikliklerin de meydana geldiğini belirten Bostancı, “Öfke sırasında kalp atışı hızlanabilir, kaslar gerilebilir, nefes değişebilir ve düşünceler daha keskin hale gelebilir. Kişi o anda olayları daha dar bir çerçeveden değerlendirebilir ve verdiği tepkinin sonuçlarını yeterince düşünmeden hareket edebilir.”Öfkenin yoğunluğu ve sıklığının önemli olduğuna dikkat çeken Bostancı, “Öfke çok sık yaşanıyor, olayla orantısız hale geliyor, uzun süre devam ediyor veya kişinin ilişkilerine ve günlük yaşamına zarar veriyorsa normal sınırların dışına çıkmaya başlamış demektir.” diye vurguladı.
ALTINDA NE VAR?
Kontrol edilemeyen öfkenin her zaman yalnızca öfkenin kendisinden kaynaklanmadığını belirten Bostancı, bu duygunun altında farklı duygusal süreçlerin bulunabileceğine dikkat çekti. Bostancı, “Öfke kontrol edilebilir ancak amaç hiç öfkelenmemek değil, öfkeyi sağlıklı şekilde yönetebilmektir. Öfkenin altında bazen incinmişlik, değersizlik, korku, çaresizlik, yoğun stres ya da kontrol kaybı hissi bulunabilir.Geçmiş deneyimler, ailede öğrenilen iletişim biçimleri, dürtü kontrolü güçlükleri ve alkol ya da madde kullanımı da öfkenin kontrolünü zorlaştırabilir” ifadelerini kullandı.
ÖNCE UZAKLAŞIN
Öfkenin yükseldiği anda tartışmayı sürdürmenin çoğu zaman sağlıklı sonuç vermediğini belirten Bostancı, “Öfke yükseldiğinde tartışmayı o anda çözmeye çalışmak yerine kısa süreliğine ortamdan uzaklaşmak faydalı olabilir. Nefesi yavaşlatmak, bedendeki gerilimi fark etmek, kısa bir yürüyüş yapmak ve ‘Şu an beni asıl öfkelendiren ne?’ diye kendine sormak kişinin sakinleşmesine yardımcı olabilir.” dedi. Öfkeyi bastırmanın doğru yöntem olmadığını da vurgulayan Bostancı, “Önemli olan öfkeyi bastırmak değil, yoğunluğu azaldıktan sonra konuşmaya devam etmektir. Kişi sakinleştiğinde yaşanan olayı daha sağlıklı değerlendirebilir ve karşısındakiyle daha yapıcı bir iletişim kurabilir.” dedi.
ŞİDDET ÇÖZÜM DEĞİL!
Öfke ile şiddetin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Bostancı, “Öfke bir duygudur, şiddet ise bir davranıştır ve öfke şiddeti haklı çıkarmaz. Kişi kendisine ya da çevresine zarar verme ihtimali olduğunu fark ediyorsa öncelik güvenliği sağlamak ve ortamdan uzaklaşmaktır. Yakın ve ciddi bir zarar riski varsa acil destek alınmalıdır. Öfke patlamaları sık tekrarlanıyor, kişi kendisini durduramadığını söylüyor, ilişkiler zarar görüyor, eşyalara zarar verme, tehdit etme veya kendine ya da başkasına zarar verme düşünceleri ortaya çıkıyorsa profesyonel destek alınması önemlidir.” dedi. Sözlerini şu şekilde tamamlayan Bostancı,“Öfke bize bir şeylerin yolunda gitmediğini söyleyen bir sinyal olabilir. Önemli olan bu sinyali fark etmek, ancak davranışlarımızın kontrolünü öfkeye bırakmamaktır.”diye konuştu.
FOTOĞRAF: GÜLTEN KUZGUN





