Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Barış Mantoğlu; meme kanserinin tedavisi, erken tanının önemi, belirtileri ve hastalığa karşı alınabilecek önlemler konusunda sitemize özel açıklamalarda bulundu. Meme kanserinde erken teşhisin tedavi sürecindeki önemine dikkat çeken Mantoğlu, düzenli kontrollerin ve taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.

HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Meme kanserinde erken teşhisin önemini vurgulayan Mantoğlu, “Meme kanseri, tüm dünyada kadınlarda en sık görülen kanser tipi. Tüm kanserlerde erken teşhis yüz güldürücü oluyor ama meme kanserinde ekstra yüz güldürücü. Meme kanseri erken fark edildiğinde, kadınların ömürlerinin tamamını yaşamalarına müsaade edecek kadar iyi sonuçlar verebiliyor.” dedi.
FARKLI TÜRLERİ VAR
Meme kanserinin kendi içerisinde birçok farklı çeşidinin olduğundan bahseden Mantoğlu, “Meme kanserinin birçok farklı tipi vardır. Örneğin süt kanallarından kaynaklanan ve süt bezlerinden kaynaklanan türleri bulunur. Ayrıca hücrelerin histopatolojik özelliklerine göre de birçok alt tipi mevcut. Biz bunların hepsini “meme kanseri” çatısı altında topluyoruz. Ancak patolojiye gönderilen doku örnekleri incelendiğinde, meme kanserinin kendi içerisinde birçok farklı çeşidinin olduğu görülüyor. Bu nedenle tedavi yöntemleri de kanserin türüne ve özelliklerine göre değişiklik gösteriyor. Yani aslında tek bir meme kanserinden değil, farklı özelliklere sahip birçok meme kanseri türünden bahsediyoruz.” dedi.
TEŞHİSİ KOLAYLAŞTIRIYOR
Meme kanserinde kendi kendine muayenenin önemini ve erken teşhisi kolaylaştırdığını vurgulayan Mantoğlu, “Meme kanserini mümkün olduğunca herhangi bir belirti vermeden, erken evrede yakalamayı tercih ediyoruz. Buradaki en önemli nokta da bu. Erken teşhis açısından en sık karşımıza çıkan bulgulardan biri memede kitle olmasıdır. Bazen, çok nadiren ağrı da görülebilir. Ancak ağrı, genellikle çok ilerlemiş bir meme kanserinin bulgusu olarak karşımıza çıkar. Kadınların çoğunda birçok farklı ve iyi huylu nedenden dolayı meme ağrısı görülebilir. En sık karşılaştığımız durum ise memede bir kitlenin fark edilmesidir. Bunların yanı sıra meme başından kanlı akıntı, meme cildinde değişiklik, çekinti benzeri bulgularada rastlayabiliriz. Kadının kendi kendine meme muayenesi yapması bu açıdan oldukça önemlidir. Kendi kendine muayene sırasında kitleyi daha küçük boyutlardayken fark edebilir. Bu da meme kanserini erken evrede yakalama ihtimalini artırır. O yüzden kendi kendine meme muayenesi önemlidir.” dedi.

İYİ HUYLU OLABİLİR
Memede görülen her kitlenin kanser olmadığını belirten Mantoğlu, “ Memede görülen birçok farklı türde kitle vardır. Özellikle genç kadınlarda, fibroadenom dediğimiz iyi huylu meme kitleleri sık görülür. Bunun yanı sıra fibrokistler de kadınlarımızda sıklıkla rastladığımız iyi huylu meme kitleleri olarak sayılabilir. Bir kitlenin değerlendirilmesinde hareketli olup olmaması ve kenarlarının düzgün olup olmaması gibi özellikler önemlidir. Kişi kendi kendine muayene sırasında fark ettiği kitlenin hareketli ve düzgün kenarlı olduğunu düşünüyorsa, bu genellikle iyi huylu bir kitleyi düşündürür. Dolayısıyla bir kadın, memesini muayene ettiğinde bir kitle fark ettiğinde bunun mutlaka kanser olduğu düşünülmemelidir. Bu kitle bir kist olabilir veya başka birçok iyi huylu nedenden kaynaklanabilir.” ifadelerini kullandı.
ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ
Mamografinin erken teşhiste çok büyük bir rol oynadığını vurgulayan Mantoğlu, “Mamografi için önerilen yaş 40 civarıdır. Aslında mamografi çok önemli bir görüntüleme yöntemidir çünkü henüz kitle oluşmadan veya çok yeni başlamış bir kanseri yakalamamıza yardımcı olur. Kadınlar genellikle mamografinin çekilme şeklinden, memenin sıkıştırılmasından ve bir miktar radyasyon verilmesinden dolayı endişe duyabiliyorlar. Ancak verilen radyasyon miktarı oldukça düşük ve bu durum mamografinin sağladığı faydaların yanında önemli bir risk oluşturmaz. Mamografi, henüz kitle oluşmadan önce kanserin gelişebileceği alanları gösterebilmesi açısından erken tanıda çok önemli bir yardımcıdır. Bunun dışında mamografi, meme kanserine bağlı ölümleri yaklaşık yüzde 30 oranında azaltabildiği bilimsel olarak gösterilmiş tek görüntüleme yöntemidir. Ultrason veya MR bu konuda mamografinin yerini tutmaz. Bunları gerektiğinde tamamlayıcı görüntüleme yöntemleri olarak kullanıyoruz. Mamografinin bir diğer özelliği de yaş ilerledikçe daha güvenilir hale gelmesidir. Bu nedenle 40 yaş, mamografiye başlamak açısından önemli bir yaştır.” dedi.
MUTLAKA İZLENMELİ
Meme kanseri belirtilerini anlatan Mantoğlu, “Memede belirgin bir çekinti görülebilir, dışarıdan fark edilebilen bir asimetri ortaya çıkabilir, meme başından akıntı olabilir. Bu akıntı kanlı olabileceği gibi bazen berrak da olabilir. Bu tür belirtiler meme kanserinde karşımıza çıkabilecek bulgulardır. Dolayısıyla kadının kendi memesini tanıması çok önemli. O yüzden kendi kendine meme muayenesinin önemli olduğunu söylüyoruz. Özellikle ayna karşısında muayene yapılması önemli. Kadın elini ve kolunu yukarı kaldırdığı zaman, memesinde daha önce fark etmediği değişiklikleri gözlemleyebilir. Birçok platformda meme muayenesiyle ilgili standart videolar da var. Kadınlara bunları mutlaka izlemelerini ve kendi kendine muayeneyi öğrenmelerini öneriyoruz. Çoğu zaman poliklinikte bunları anlatmak için yeterli vaktimiz olmuyor. En azından bu videolardan faydalanarak evde rahat bir şekilde kendi kendine muayene yapabilirler.” dedi.
YAŞ ORTALAMASI DÜŞÜK
Türkiye’de meme kanseri yaş ortalamasının Avrupa’ya göre 10 yıl daha erken görüldüğünü söyleyen Mantoğlu, “Meme kanseri kadınlarda çok sık görülüyor ve giderek de artıyor. Türkiye'nin bu konuda önemli bir farkı var. Avrupa'da meme kanseri ortalama yaş 55-60 yaşlarındayken, bizde yaklaşık 10 yıl daha erken görülüyor. Yani biz Avrupa ile aynı standartlara sahip değiliz, farklı bir popülasyonuz. Dolayısıyla birçok konuda onların yaptıkları araştırmalardan ve elde ettikleri verilerden yararlanıyoruz ancak bizim de kendimize özgü bir dinamiğimiz var. Bu nedenle hastalarımıza 40 yaşından itibaren mamografi çektirmelerini özellikle öneriyoruz. En önemli noktalardan biri bu. Bunun yanında kişi kendi kendine meme muayenesi yapmalı. Aile hikâyesi varsa, özellikle ailesinde genç yaşta meme kanseri görülmüşse, takip ve muayenelere çok daha erken yaşlarda başlanmalı. Ailesinde riskli gen taşıyıcısı olanlarda, kişilerin en azından 25'li yaşlarda kendi kendine meme muayenesini öğrenmeye başlamalarını öneriyoruz.” dedi.
MAMOGRAFİDEN KORKMAYIN
Tedavi yönteminin her hasta için aynı olmadığını belirten Mantoğlu, “Sosyal medyada mamografiyle ilgili çok fazla yanlış bilgi görüyorum. “Mamografi şöyle zararlı, böyle zararlı, yaptırmayın” gibi söylemlerle karşılaşıyoruz. Mamografi çektirmekten çekinmesinler, çünkü her yıl yapılması zorunlu olan bir şey değil. Zaten genel olarak önerilen takip aralığı da buna göre belirleniyor. Örneğin 40-50 yaş arasında iki yılda bir mamografi önerilebilir. Ancak ailede risk faktörü varsa veya başka bir lezyon söz konusuysa, takip sıklığı doktor ve hasta tarafından birlikte değerlendirilmelidir. Bir tedavi yöntemi veya takip şekli her hasta için aynı olmayabilir. Ailede risk faktörü varsa veya geçmişte biyopsi yapılmış ve şüpheli bir sonuç nedeniyle takip gerekiyorsa, o hastaya “iki yılda bir gel” demek doğru olmayabilir. Gerekirse daha sık aralıklarla (en az 1 yıl) mamografi ve diğer görüntüleme yöntemleriyle takip yapılabilir.” dedi.





