Sevgili Okurlar,
Sakarya merkezden bir acı haber, Avrupa’ya kadar ulaştı. Sakarya Üniversitesi’nde ‘Çevre Mühendisliği’ tahsili yapan genç kız Tuğba Erdoğan’ın feci ölümü ne ile izah edilebilinir?
İhmal mi?
Neme lazımcılık mı?
Para kazanma hırsı mı?
Artık çok geç! Ne derseniz deyiniz, tüm söylemler bu genç kızımız Tuğba Erdoğan’ı geri getirmeyecektir. O okumak için geldiği Sakarya’da feci bir ölümle tanıştı. Ailesi O’nu Sakarya’ya tahsil için göndermişti. Nice gencimiz, bu amaçla Sakarya’da konuk bulunuyor. Bu gençlere başta Sakarya Üniversitesi, Sakarya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve diğer Sivil Toplum Kuruluşları sahip çıkmalıdırlar.
Bu çocuklar, ülkemizin geleceğidir. Nereden gelirse, gelsinler, bizim çocuklarımızdır. Onlara gözümüz gibi bakmalıyız. Bu vesile ile Sakarya’dan okumak için başka kentlere gönderdiğimiz çocuklarımıza da bu gözle bakılması tek isteğimizdir.
Gençlerimiz üniversite dışındaki yaşamlarını kolaylaştırmalıyız. Uygun yerlerde kalmaları, yaşamlarını idame ettirmeli sağlanmalıdır.
Sevgili dostum, Yüksek Mühendis Cemalettin Kılnaz ile Serdivan’da boş zamanlarını değerlendiren Sakarya Üniversite öğrencilerini görme fırsatım oldu. Burada yeni ve sıcak bir semt oluşturulmuş. Öğrenciler için yeni kahvehaneler, restoranlar hazırlanmış. Çevredeki evler öğrencilere kiralanmış.. Elbette yeni rant alanlarının cazibesi, farklı sorunları da beraberinde getirir. Bu nedenle buraların çok iyi bir şekilde denetlenmesi gerekmektedir.
Şimdi gelelim, kaza kurbanı Tuğba Erdoğan’a! Ailesi kendisini okumak üzere Sakarya’ya göndermiş..Öğrenci olarak Sakarya’ya gelen on binlerce öğrenci var. Bu öğrencilerimiz, okumak için geldikleri yörelerin geleneklerini, hassasiyetlerini dikkate almak zorundadırlar..yani her öğrenci ailesine, okuluna, çevresine,arkadaşlarına karşı sorumluluklarının bilincinde hareket etmesi gerekir.
Üniversiteye devam eden bir öğrencinin böyle bir eğlence hakkı pek tabii vardır. Ama unutulmamalıdır ki, bir üniversiteli öğrenci, boyunda fuları,atkısı ve uzun saçları ile böyle bir araca binerken,bir defa değil,kırk kere düşünmelidir!.
Yaz aylarında Sakarya’nın incisi Karasu’da böyle araçlara binen minikleri görmüştüm. Uzun saçları ile böyle bir araca binen genç minik bir kızımızın kaskı düştü. Onları izleyen velileri ve izleyenlerin yüreği ağızlarına geldi. Hemen minik kız durduruldu ve saçlarının araç aksına sarılması önlendi.
Daha önceleri de Bir Sakaryalı kızımızın böyle bir kaza geçirdiğini biliyorum. Ölümden saç postu koparak kurtulan bu kızımız tedavi görüyordu. Ailesi, kızlarının kopan saçlarının derdindeydi. Ucuz atlatılan bu kaza gibi başka kazalarda hatırlıyorum..
Sakarya Gazetesi’ni çıkardığımız günlerde, Kaynarca İlçesi köylerinden birinde bir genç kızımız saçlarını makineye kaptırmıştı. Kafa derisi tamamen kopan bu genç kızımızda ölümden son anda kurtarılmıştı. Kopan saçları başına ameliyat ile dikildi.
Bu genç kızımız hayata,bu kazanın korkunç izleri ile devam etti..
Evet, bu tip başka kazalarda hatıra geliyor..Ancak Sakarya’da meydana gelen bu kaza hepimizi iyi düşündürmeli..
Her işin bir sorumluluğu var..
Şoför direksiyonda, vatandaş sokakta tedbiri elden bırakmayacak..Son yıllarda teknolojik gelişmeler nedeni ile elimize aldığımız telefon bile canımızın yanmasına neden olabiliyor..
Direksiyon başında telefon görüşmelerini hala sürdüren minibüs,taksi,otobüs şoförleri var..
Hem de tam-gaz giderken..
Yolda kırmızı ışıklara aldırmadan, cep telefonu ile konuşarak yoluna devam edenleri es geçmeyelim!..
Bilinen bir sözdür..Hatta birçok esnafın da baş köşesindedir..
Sakın bir Çiviyi Küçümseme. Bir Çivi Bir Nalı, Nal Bir Atı, At Bir Komutanı, Bir Komutan Orduyu, Bir Ordu Koca Bir Ülkeyi Kurtarır..
Keşke kızımız Tuğba Erdoğan’a bu yönde bir hatırlatmada bulunan olsaydı..
Keşke!
Ama bu keşkeler fayda etmiyor!
Son pişmanlıklar gibi!..
Pazarınız, yaşamınız sağlıklı ve güzelliklere vesile olsun..
Hata! Köprü başvurusu geçerli değil.