* Taraftar ama konjonktür gereği muhalif olur.

* Muhaliftir ama konjonktür gereği taraftar olur.
 
* Küçüktür ama çok büyük görünmeyi becerir.
* Her tarafını tıraş ettirir ama burnundan kıl aldırmaz.
 
* Öyle naziktir ki özür dileye dileye zulmeder.
* Şaha kalkmış bir egosu vardır ama çok mütevazı görünür.
 
* Öyle cahil ve cüheladır ki hiç kimseye durumunu göstermez.
* Güç zehirlenmesine maruz kalmıştır ama zavallı farkında bile olmaz.
 
* Kendisine ‘eşek’ dersiniz kızar, ama ‘eşek’ olur aldırmaz.
* Ciğerleri soğuyasacıların ciğerleri soğumuştur ama onlar hâlâ sıcak sanırlar.
 
* Gayri âdil her türlü işleri yapar ama dünyanın en âdil davrananı gibi görünür.
* Namaz kılmazlar, hatta namaza karşıdırlar, ama Türkçe Namaz’ı savunurlar.
 
* Şu âlemden nice yaratıklar gelip geçmiştir ama hiç kimse onların birer gerçek yaratık olduğunu fark etmemiştir.
 
* Şu memlekette hak etmediği halde makam işgal eden bazılarının karizmalarının bazı tipler tarafından çizilmesi gerek…
 
* Şu memlekette seçime giden her adaya, her seçim öncesinde, seçildikten sonra terk edeceği emir erleri gerekir.
 
* Şu garip memleketimde öyle eleştirmenler yetişmiştir ki dört kelimeyi yan yana getirip bir cümle kuramazlar ama “adam gibi eleştirmen” olur âhkam keserler.
 
* Asi ve isyankâr bir ruhun, muti ve itaatkâr bir ‘kalem’ haline gelmesi beklenmemelidir.
 
* Ölü farelere kurşun sıkmak anlamlı değildir. Kurşuna yazık olur, namlu üzülür.
 
* “Boş çuval dik durmaz”mış ama etrafımızda içi dolu görünen, saman dolu ve dik (!) duran o kadar çok çuval var ki…
 
* Hamam böcekleri kafasız sekiz gün yaşar, ama bazı insan kılıklılar yıllar boyu ömür sürerler.
 
*Alçaklar hep ‘alçaktır’ ama her alçağın son sığınak yeri vatansever görünmektir.
* Haindir ama öyle bir hava estirir ki dünyanın en vatansever kimsesi kendisidir.
 
* Beyazın kaderi kirlenmek olduğu halde siyahın kaderi kararmak değil hep suçlanmaktır.   
 
* İnsanlarla yüz yüze konuşarak her problemi çözebilirisin, ama bazı insanlar vardır ki, hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin.
 
* İnsanların hiçbir hakkının kendisi için önemi yoktur ama köpeklerin haklarını savunur?
 
* Çokbilmiş ve Kraldan çok Kralcı bazı Donkişotlar, bazı gazetelerde yazılan makalelere eleştiri notları yazarlar ama bu gerçek (!) kahramanlar (!) gerçek adlarını saklarlar.
 
* Ezan okunmasından rahatsızdırlar ama Türkçe okunmasının faziletini savunurlar.
 
* Kur’an’a karşıdırlar ama ‘Arapça olmasın, Türkçe okunsun’ diye mücadele ederler.
 
* İstisnasız her canlının ölümü muhakkak tadacağını, bu mutlak gerçeği bilir ama kendisine bu gerçeğin kendisine geç geleceğini sanır.
 
* “Şüphesiz Allah'tan geldik ve tekrar O’na döneceğiz” ama bazıları her nedense buna inanmıyor.
 
* Hayatları boyunca horlanıp, temsil ettiği fikre saldırılanlar ve aşağılananlar ölünce; arkasından ‘yüreğini melekler öpsün, hocam’ diye ağıt yakarlar.
 
* Sağlığında hep kötülenen, “gerici” denen, “Suudcu” denilen, “şeriatçı” denilen bir lider ölünce, “o tamamen bizdendi ve millî idi… Siyasî hayatımızdan bir yıldız daha kaydı” derler.
 
* Adamı, “28 Şubat Soğuğu” veya “balans ayarı yapılan gün”  ya da “tankların sahiplerinin üzerine sürüldüğü gün” denen tarihte aşağılayacak, küfredecek,  hakaret edeceksin; ölünce de, “değerli bilim ve siyaset adamı olarak ülkemize yaptığı büyük hizmetleri daima hatırlanacaktır”diyeceksin? Bu ne perhiz bu ne lâhana turşusu?

* Biz Türkler irsî olarak ‘iyi insanların’ ölüsünü ‘seven’ bir milletiz. Ölünceye kadar ‘tu kaka’, öldükten sonra ‘badem gözlü, mükemmel bir insan’ … İnsanların kıymetini sağlıklarında neden bilemeyiz ki?
 
Gerisi lâf u güzaf…
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az…