1. Üniversitemin (Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi) Yenikapı Mevlevihanesi yerleşkesindeki kütüphanesinin eski çilehaneler olduğunu bilmek oldukça tuhaf geliyor bazılarına. Halbuki çile ile okuma eylemi arasında bir mütekabiliyet olmadığını kim söyleyebilir ki?
2.Sakallarım iyice uzadı. Onları tavana bağlayarak başımın öne düşmesini engelleyebilirim. Eski dervişler gibi. Ve böylece daha fazla vakit geçirebilirim bir çeşit çilehane olan kütüphanemde.
3. Bir çeşit hücrenişinim ben şimdilerde. Tefekkür ile hayâl arasında gidip geliyorum. Hayâl de bir çeşit tefekkür sayılabilir mi?
4. İşte, orda, rafların birinde Mürûc-uz Zeheb ile Çocuk ve Allah nasıl yan yana gelmişler? Bunu bir işaret mi saymalı?
5. İçimin kalabalığında gül atsanız yere düşmez. Öyleyse bu inziva neden? Bir kitap ayracı gibiyim ‘ben’ ile O arasında?
6. Bütün kitaplarımı yakarsam huzura erişebilir miyim?
7. Ya da bütün kitaplarımı Sakarya’nın sularına savursam, günlerce mürekkep akar mı Sakarya?
8. Manguel’in ‘Geceleyin Kütüphanesi’ni okumalı yeniden.
9. Ama ben kütüphaneme onun gibi, yani bir bakıma bir aziz gibi girmedim ki hiç?
10. Hilmi Yavuz çalışma masasını bir kuyu’ya indirmişti. Ben de kütüphanemi bir ‘kuyu’ya indirsem mi? Hem böylece daha çok bir çilehaneye benzer kütüphanem.
11. ‘Ben okuma bilmem’. Hiç kalbimi okuyamadım ki…
12. Örümcekler benden öte benden ziyade…
13. Karanlık… Sadece sayfaları aydınlatan bir ışık. Ve gölgeler. Onlar da kütüphaneye dahil. Henüz okuyamıyorum onları.
14. Kitapların kendilerine özgü sesleri var. Eşyanın sesi. O irkilten sesleri kaydetmeyi plânlıyorum.
15. Bir boşlukta gibiyim. Yoksa boşluk benim cismimi mi giyiniyor. Benim sûretimde mi görünüyor zaman. Her şey nasıl da karmakarışık…
16. Sanki bir çatıya tünemiş binlerce baykuş beni seyrediyor.
17. İnşirâh. Nerede olduğunu biliyorum. Ama nerede?
18. Ansızın bir kitapla gözgöze geliyorum: Sevanihu’l Uşşak. Bunun anlamı ne şimdi?
19. Kuş olup uçuyor bir kitap…
20. İp kopmak üzere…