Yol olsun da ulusal veya uluslararası hiç fark etmez!

Dünyanın ‘küçük’ olduğunu söyleyenler, seyahat etmeyenlerdir!

Hani diyorum; Güneşin gölgesine sığınıp bulutların arasında kaybolmak vardı.

Burnuna ‘yol kokusu’ gelen var mı? Varsa Ne mutlu burunları sağlıklı koku alanlara...

İyi kullar, hep iyi yollarda olurlar. Şayet yol kötü ise ve yolcu iyi ise, yollar hemen iyileşirler…

Yolları bilmeyenler, onları anlayamayanlar, seyahat halinde iken onları yorumlayamayanlar, yollarını bulamazlar…

Yol kokusu kışın bir başka güzeldir. Her mevsimin bur kokusu olduğu gibi her mevsim yolların da kendine has güzel kokuları vardır... Tabii almak isteyene...

Hani diyorum; şimdi kalkıp Utah’a gideceksin, ‘Gökkuşağı Köprüsü'ne üzerine çıkıp bir hatıra fotoğrafı çektireceksin, sonra da etrafı biraz turladıktan sonra geri geleceksin... Hayal, ama olsun. Hayal kurmaktan ölen var mı ki?

Hani diyorum; şimdi kalkıp gideceksin ilkbahar’ın yeni geldiği diyarlara... Bir süre yürüyüş yapacak, yeşillikler içinde ciğerlerini oksijenle doldurup geri döneceksin yaşadığın diyara... Hayal, ama olsun. Hayal kurmaktan ölen olmamış ki...

Hani diyorum; şu garipler âleminde, kimselerin bilmediğini de ‘bilen’ bir siyasetçi; ‘ortamdan’ şutlandığında, uzun süre ‘kırgın değilim’ diyordu… Bugünlerde ‘adam beni harcadı’ diye yakınıyormuş. Soru şu: Uzun zamandan beri ‘kırgın olmadığı’ doğru mudur?

Hani diyorum; gündemin üzücü, sıkıcı, bıktırıcı ve usandırıcı tartışma ve görüntülerinden uzaklaşmak için, iki deve sahibi olup, gündemden süratle uzaklaşacak, karlı dağların ruhlarına mı olur, yoksa çöllerin kalbine mi, nereye olursa olsun, alıp başını gideceksin... Hayal, ama olsun... Hayalden ölen olmamış ki...

Hani diyorum; şimdi kalkıp Afrika'nın Avrupa'ya en yakın olduğu, gâvurların Morok, yerlilerin Memleket’ül Mağrib ve biz Türklerin Fas diye isimlendirdiği diyara gidecek, Marakeş, Rabat ve Fez'i gezdikten sonra Meknes şehrinin esrarengiz havası içinde kaybolmak vardı... Hayal, ama olsun... Hayal kurmaktan ölen var mı ki?

Yollar SEYYAH’ı, Seyyah da YOLLAR'ı özlemiş. Bugün sabahtan itibaren 550 km boyunca birlikte olup hasret giderdiler. Sık sık mola verip 40 yıllık hatırları defalarca katladılar. Günün sonuna gelirken Seyyah, yolun yorulduğunu hissetti. Bir kenarda durdu ve o anda kendisini selamlayan ve yerküreye veda etmeye hazırlanan Güneş ile karşılaştı. Birlikte hatıra fotoğrafları çektirdiler. Sonra da Seyyah, yolları daha fazla yormamak için mekânlardan bir mekânda mola verdi. Yarın tekrar buluşacaklar inşallah. GÜNEŞ ile VEDALAŞMA fotoğraflarını burada paylaşma istedi ama internet müsaade etmedi. Sırlar şimdilik aramızda kalacakmış... Öyle dedi. Dostlar kusura bakmasınlar.

Ahh, ah…

Yollar ah… Sizler olmasanız seyyahların hali nice olurdu…