İbranice “özür dilerim” demek. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Başbakan Erdoğan nezdinde Türk halkından dilediği özür, aynen bu kelime ile ifade edildi. Bu, İsrail’in tarihinde dilediği 3. özür.
1967’de “altı gün savaşları”nda ABD'nin “Liberty” adlı gemisinin İsrail uçakları tarafından vurulması nedeniyle Washington'dan dilenen özür… Geçen yıl, Ağustos ayında, Sina'da 3 Mısır askerinin ölümü yüzünden Kahire'den dilenen özür… Bir de bu.
Lieberman’ın, “Bu özür İsrail ordusunun gururunu kırar” demesine bakılırsa, tahmin ettiğimiz kadar hatta sevindiğimiz kadar önemli bir gelişmedir, İsrail’in özür dilemesi. İsrail’in “İtznatlut diyeceğini hangimiz tahmin ediyorduk? Hiç birimiz.
Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarının, sadece Türkiye’nin iç barışına dair olumlu anlamlar taşımadığını, Türkiye’nin bölgesinde ve tabii dünyada da güçlü ve önemli aktörlerden biri olmasının altını kalınca çizeceğini söylemeye hazırlanırken, İsrail’den özür geldi. “One Minute”tan daha büyük bir başlıktır bu. Cumhuriyet tarihinin satırbaşlarından biri olacak bu özür. Yeni bir paragraf açılacak hatta.
Erdoğan kazandı. Kim ne derse desin. Davutoğlu ve Türk dış politikası kazandı. Türkiye için büyük bir psikolojik eşik aşıldı. Hatta bütün Müslümanlar için. Bakın göreceksiniz, AB bile hiza alacak bu özürden. Ben yanılıyorum diyelim, dünya basını da mı anlamsız bir heyecana kapılıyor? Hayır. Bu özür, dünyanın en güçlü devleti kabul edilen ABD’nin, Ortadoğu’nun ABD destekli hakimi sayılan İsrail’in yanına Türkiye’yi büyük harflerle yazdırdı. Bölge ve dünya siyasi dengeleri yeniden ağırlıklarını ve hesaplarını gözden geçirecektir.
Ne kendimizi küçük görerek bir sünepe gibi kenara çekilelim ne de özür diledi diye İsrail’i küçümseyelim. Korkak olmak kadar korkutmayı marifet saymak da yeni dünyanın modası değil. Barışacaksınız. Affedeceksiniz. Diyalog kuracaksınız. Hakkınızı arayacaksınız. Hakkınızı verdiklerinde de acaba neden verdiler diye sormayacaksınız. Dikleşmeden dik durmak doğru politikadır. Türkiye, on yıl öncesinin Türkiye’si değil. Çok daha saygın, çok daha güçlü.
Filistin Davası başta olmak üzere Ortadoğu’nun dolayısıyla Müslümanların kaderi adına son derece önemli bir sayfa açılıyor. Türkiye, iç barış ve huzuru da sağladığı gün, sadece Ortadoğu’da değil bütün dünyada sözü şimdikinden de çok dinlenen bir devlet olacak.
Bunu ben söylemiyorum. Peres’in “Türklerle dostluğa 1000 tane sebep var” dediği “sebepler” söylüyor. 1000 yıllık “geçmişimiz” söylüyor. 1000 yıl sonrasının “beklentisi” söylüyor. Türkiye, barışın teminatıdır. Peres, bunu çoğumuzdan iyi biliyor. Haklılığımıza ve güçlü olduğumuza kendimizi alıştırsak iyi olur. Yalnız sınır komşularımız değil, bütün coğrafyalarda, bütün gönül komşularımız bunu bekliyor Türkiye’den.