Bu toplumun öğrenmesi gereken şeylerin başında eleştiri adabı var.
İnsan (insan ise) önce, muhalif olduğu bir görüşün, kendisinin henüz algılayamadığı sebeplerden ötürü doğru olma ihtimali olan bir görüş olduğunu kabul etmeli.
Sonra o konu hakkında kendi yanındaki akli ve nakli delilleri gözden geçirip; karşı tarafın delilleriyle çürütülme ihtimalinin olduğunu unutmadan, hakaret içermeyen MÜTEVAZİ BİR ÜSLUPLA EDEBİNCE sunmalı.
Tartışmak, sövüşmek, HAKARET, tekfir vs. delilsizlikten gelen CEHALETTEN ve acziyettendir.
Eleştiri Adabının Temel İlkeleri
1. Doğru olma ihtimalini kabul etmek: Karşıt görüşü dinlerken, “benim göremediğim bir hakikat olabilir” diye düşünmek. Bu hem tevazu hem de öğrenme kapısını açar.
2. Delile dayalı konuşmak: Akli (mantıksal) ve nakli (dini/metinsel) delilleri gözden geçirip, kendi görüşünü sağlam temellere oturtmak.
3. Çürütülme ihtimalini unutmamak: “Benim görüşüm de yanlışlanabilir” bilinci, insanı dogmatizmden korur.
4. Üslup: Hakaret, küçümseme, alay yerine; mütevazı, saygılı, edebe uygun bir dil kullanmak.
Materyal kullanma konusunda illa kendi materyal kaynaklarını dayatmamak.
5. Cehalet ve acziyetin maskesi: Sövgü, hakaret, tekfir… bunların hepsi aslında delilsizliğin, bilgisizliğin ve kendini ifade edememenin dışavurumudur.
Tarihsel ve Dini Bağlantı
Kur’an’da “Onlarla en güzel şekilde mücadele et” (Nahl 125) buyurulur.
Yani tartışma bile güzellikle, nezaketle yapılmalıdır.
İmam Şafiî’nin sözü meşhurdur: “Benim görüşüm doğrudur ama yanlış olma ihtimali vardır; senin görüşün yanlıştır ama doğru olma ihtimali vardır.” Bu, eleştiri adabının zirvesidir.
“Hakaret, delilin olmadığı yerde başvurulan ucuz silahtır.”
“Eleştiri, hakikati aramanın yoludur; kavga, egonun tatminidir.”
“Gerçek alim, karşıt görüşteki hakikati görebilendir.”
“ÜSLUP, HAKİKATİN ELBİSESİDİR; ÇIPLAK HAKİKAT BİLE KABA ÜSLUPLA ÇİRKİNLEŞİR.”
Bu söz aslında bir medeniyet çağrısı: Eleştiri kültürünü öğrenmeden ne fikir gelişir ne toplum olgunlaşır.
“Söz, kılıç değildir, yaralamak için değil, hakikati aramak için vardır.”
Karşıt görüş, belki de senin göremediğin bir ışığın yansımasıdır.
“Delilsiz öfke, hakaret ve tekfir; cehaletin maskesidir.”
Gerçek insan, önce kendi yanılabilirliğini bilir, sonra sözü edep ile söyler.
TARTIŞMA, KAVGA DEĞİL, BİRLİKTE HAKİKATİ ARAMAKTIR.
BEN ÜSTÜNÜM DİYEN, ATEŞTEN YARATILDIĞINI SANAN ŞEYTANIN İZİNDE YÜRÜR.
Üstünlük iddiası, otoritenin çekirdeğidir.
KÖTÜ SÖZ, ÖNCE SAHİBİNİ YAKAR.
Negatif enerji, çıkış yerinde tahribat yapar. İYİ SÖZ İSE BİR BÇİÇEK GİBİ AÇAR, HEM SÖYLEYENİ HEM DE DUYANI SARAR.
Özür dilemeyen, tevbeyi de yürekten edemez.
İnsana tevazu gösteremeyen, Allah’a yönelirken de dik kalır.
ÖZÜR,TEVBENİN İNSANA BAKAN YÜZÜDÜR. 17.10.2026
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ