-Dans etmek için birçok sebep var?
-Benimki ne baba?'
'Neşeli Ayaklar' filminden.
Baba penguen ile oğul penguen arasında geçen bir diyalog.
Hüzünlü.
Anlamlı.
Şiir gibi.
Bu şiirini, büyüsünü, anlamını ve hatta hüznünü bile yitirmiş dünyada.
Ne diyordu şair:
'artık keder bile keder vermiyor'
Ve bir başka şair:
'Ne çok acı var!'
Dans etmek için birçok sebep yok artık.
Gülmek için, eğlenmek için, haz almak için...
Tanpınar 'zevk hezimeti'nden bahsediyordu.
Bakışlarımızla estetize edebileceğimiz bir şehir var mı bugün?
Filistin'den sonra şiir yazılabilir mi?
Şeyhü'l Ekber'in kabri yerinde duruyor mu Şam'da?
Prizren'de Sûzî Çelebi, Üsküp'te Yahya Kemal yaşıyor mu?
Somali'de çocuklar içinde 'buğday' geçen bir şiir okuyabiliyorlar mı?
Doğu Türkistan'da turkuaz rengi mi ölüm?
Mısır'da Nil, Musa'nın kalbine mi akıyor hâlâ?
Ortadoğu'da çocukları 'küçük mermilerle' mi öldürüyorlar?
'Muhabbet' lügatlerden çıkarıldı mı ülkemde?
'İnsan insanın kurdudur' fragmanını bir muska gibi taşıyoruz boynumuzda.
'dünya yara içinde yara' dostlarım!
Senin asırlar önce söylediğin gibi ey Şeyhülislâm Yahyâ:
'Bülbüller öter güller açar şâd gönül yok
Hiç böyleliğin görmemişiz fasl-ı bahârın'
Dans etmek için hiçbir sebebimiz yok!