-Cami Ve Şiir
Bursa'da bir eski cami avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdayan su;
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinde gülüyor bana derinden.
Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
Ovanın yeşili göğün mavisi
Ve mimarîlerin en ilahîsi.
-Cami Ve İslam Şehri
İslam şehirlerinin karakteristik yapılanmalarının en önemlileri camiler, pazarlar ve hamamlardır. İslam coğrafyacısı Yakut böyle söyler 12. Yy civarlarında. Elbette ki Yakut’un İslam şehriyle, bugünün İslam şehri büyük değişiklikler gösterecektir. Öncelikle ekonomik ilişkilerden doğrudan etkilenen hamam ve pazarların, kapital düzene ayak uydurması gerekeceğinden eskisi gibi kalması olanaksızdır. Malum, pazar mantığı AVM tarzı tüketim merkezlerine kaydı. Hamamlar da mahallelerden çıkıp turizmin bir kolu haline geldi. Yani artık İslam şehirlerinden bahsederken pazar ya da hamamdan karakteristik yapılar olarak bahsetmek mümkün değil. Nasıl Yakut’un tarifini bugünün İslam şehri tarifine uymuyor, yarının İslam şehri de bugünün İslam şehri tarifine uymayacaktır. Ancak Yakut’un dünyasıyla, günümüzün dünyası arasındaki ‘cami’ ortak noktası; bugünün İslam şehri ile yarınınki arasında da ortak nokta olmaya devam edecektir. Camiye yüklenen bu yükü, günümüz ruhsuz yapılarının kaldırması ne mümkün?
‘Ey bu caminin ruhu: Bize mucize göster
Mukaddes huzurunda el bağlamayan bu yer’
Nâzım Hikmet
-Cami Avlusu
Cami kelimesinin içinde bir serinlik var. Hissederim bunu hep. Sıcağın alnında saatlerce koşturup, serinlemek için kendini cami avlusuna atan çocukluğumdur buna sebep. Ufak çam ağaçları, usul usul söyleşen ihtiyarlar, buz gibi mermerlerde serilmiş biz. Söylenen, o ölmeden önceki anın sakinliği. Zaman mefhumu önemini yitirmiş. Tepemizde tertemiz bir gökyüzü. Cami avlusunun kapısının eşiğinde biz çizgi. Bu mermerlerdeki dünya ile o eşiğin öncesindeki dünya. Ve bir leyleğin sesi. Ve şadırvanda su sesi. Ve avluyu inleten ezan sesi.
(Çocukluk hep bir kapı aralığı. Yaşamakta.)
Cami Ve Garip
Ülkemizdeki vakıf ve derneklerin çok büyük bir kısmı ‘cami yapmak ve yaşatmak’ adına kurulmuştur. Şeytan ayrıntıda gizlidir. Cami yapmak neyse de ‘yaşatmak ’tan anladığımız, caminin boyasını yapıp sağını solunu tamir etmek yerine orayı kullanmak olsa; bunca dernek ve vakıf bu ne kutsal görevi layıkıyla yapmış olacak.