10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü´ olarak bilinir. Bu vesile ile telefon ederek, ileti göndererek, günümüzü kutlayan dostlarımız var. Ancak en mutlu olduğum bilgi ise Brüksel Schaerbeek Belediye Başkan Yardımcısı Sait Köse´den geldi. Köse, telefon ederek, ´ Öncelikle çalışan gazeteciler gününüz kutlu olsun. Bu vesile ile yarın akşam, çalışan basın mensuplarına bir yemek veriyorum. Aramızda olmanız bizleri mutlu kılar´ dedi.
Hatırlayanlara ve Köse´ye teşekkür ederiz.
Evet, çalışan gazeteciler?
Kim bunlar?
Ne iş yaparlar ve nerede çalışırlar?
Lise yıllarında bizlere dikte edilen gazeteciler ve yazarlar vardı. Bunları takip etmek için gazete satın alırdık. O yıllar gazete satın almak, büyük bir lüks idi. Ama okul harçlıklarımızı, yine de gazete için harcardık..
Akyazı´da bir gazete bayii vardı. Bu bayiinin Kaşif Amca´sını tanımayan yoktu. Bir ıslık çalardı ki, kentin öte başından duyulurdu. Bu ıslık, Akyazı´ya sabah saatlerinde gazetenin ulaştığı işareti idi.
Hey gidi günler hey!
Şimdi Akyazı´da ne kadar gazete satıldığını bilmiyorum. Ama, o yıllar bizler, göle bir maya çalmıştık. İşte o mayanın tuttuğunu söyleyebilirim.
Sevgili arkadaşlarım; Salim Özyılmaz, Kenan Certel, Zeki Al, Engin Şenol, bizim kulvardan yetişen gazeteciler oldu. Onların kulvarından da yetişenler, şimdi farklı görevler ifa ediyor..
Ne güzel!
* * *
Sakarya yıllarımız ise farklı heyecanlara vesile oldu. ´Bakırcılar´ içinde gazeteciler ve matbaalar ile tanışmam, bu mesleğe olan aşkımı alevlendirdi. Sevgili Yeni Sakarya gazetesinin kurucusu Hasan Uyar, Zekai Erdal Işık, Niyazi Güdüloğlu ve ardından Abdullah Çelik, İlhan Uygun, Necdet Çardak, Orhan Polat, Adnan Mersinoğlu, Semih Köprülü, Hüseyin Komite, Nejdet Güngörsün, Cevdet Çelik, Burhan Güven, Şaban Mergül, Suat Beyenal, Murat Uygun, Yusuf Dursun.. ile devam eden süreçte, genç gazeteci arkadaşlarımız da oldu. (İsimlerini hatırlayamadıklarımdan özür dilerim..)
Hepimizin hedefi, Sakarya´ya ışık olmaktı. İnsanımızı haberdar etmek, bilgilendirmek idi. O yıllar İstanbul merkezli çalışmalara, Sakarya´yı da yarışa sokmak, hepimizin arzusu idi..
Ne yarıştı, ne anlayıştı, ne bitmeyen sevgi idi!..
* * *
Yıllar akıp gitti. Yolumuz Avrupa´ya düştü. Burada da birbirinden farklı gazetelerde çalışan arkadaşlarımız, dostlarımız, meslektaşlarımız oldu.
Geçtiğimiz gün, Schaerbeek´te o yıllar Anadolu Ajansı Brüksel Bürosu´nda çalışan Tufan Ersin ile karşılaştım. Yüzü yine gülüyordu. Sarıldık. Hoş-beşten sonra eskilere gittik. Arkadaşlarımızın nerede ve ne yaptığını konuştuk.
Evet, arkadaşlarımız nerede ve ne yapıyorlardı?
O yıllar Hürriyet´in Brüksel Temsilcisi sevgili ustamız Şerif Sayın´ı erken yaşta kaybettik!.
Tercüman ve Anadolu Ajansı çalışanı, duayen gazeteci Sıtkı Uluç, İstanbul´a yerleşti. Sağlık sorunları ile boğuşan ve Belçika´da aynı zamanda ´ Anadolu´ adlı bir dergi de çıkarmayı başaran Sıtkı Uluç ile muhterem eşleri Dolunay Uluç-Kışlalı´yı unutmak olur mu?
Sevgili Ahmet Sever ise çıtayı yükseltti ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül´ün, basın danışmanlığı görevine getirildi.
Kısıtlı zamanlarda, İPC´de(Uluslar arası Basın Merkezi) sıkça buluşarak, haber değerlendirmelerinde bulunduğumuz arkadaşlarımız, Emre Aygen, Bahar Tunalı, Muammer Elveren, Nusret Özgül, Sabih Akay, Sebatay Varol, Tufan Ersin ve basın müşavirlerimizi unutmak olmaz..
* * *
Bugünlere gelecek olursak, üzülerek ifade edelim ki, gazeteciliğin mana ve anlamı da değişti!?
Brüksel´de temsilci bulundurmak artık gazetelere, ajanslara lüks gelmeye başladı.
İnternet ve yeni teknolojilerin keşfi, Brüksel´de ´temsilci´ bulundurma zorunluluğunu ortadan kaldırdı. Brüksel´in ağır faturalarını boşu boşuna ödemek yerine, artık internet ortamından bedava haberlere ulaşmak moda oldu!
Başta Anadolu Ajansı(AA) olmak üzere, hala Brüksel´de temsilci bulunduran ajanslarda var. Anadolu Ajansı, Cihan Haber, İhlas Haber Ajansı bunlar arasında yer alıyor. Gazetelerin ise dediğim gibi böyle lüksü yok!. O lüks gazete künyelerinde kaldı!
* * *
Belçika´da görev yaptığım yıllarda, hep haberin arka tarafı beni düşündürdü. Haberin özünü geçen biz çalışanlar, asıl yazılması gerekenleri, okur ile nasıl paylaşacaktık? İşte bu gerekçe ile arayış içinde oldum. Hem çalıştığım gazetelere haber geçmek, hem de kendi gazetemi kurmak için harekete geçtim.
O yıllarda gazete, dergi hazırlamak gerçekten yürek ve cesaret işi idi. Ama biz yine bu yolda kafa yorduk. Bir iki iş adamının katkısı ile ´ Gurbet´ adını verdiğimiz bir gazeteyi, üç sayı çıkarmayı başardık.(Ayrı bir hikayedir)
Bu kötü tecrübeden sonra, bu arzudan vazgeçmedim. O yıllar Sakarya´da yayınlanan ´Çark´ adlı gazete-dergiyi, Belçika´da ´Çark Europe´ olarak çıkardık. 17 Ay düzenli olarak basılan ve Belçika´da dağıtılan bu gazete, Belçika´da en uzun soluklu gazete oldu.
Bu meyanda, şunu da ifade edelim ki, o yıllar Belçika´da ´ Türk-Danış´ tarafından ´Emek´ ve ´ Türk-Danış´ adlı ´aylık A4 ebadında´ bir gazete çıkarılıyordu.
Devlet tarafından masrafları karşılanan bu dergi, öncelikle sosyalist sendikaya üye olanlara dağıtılıyordu.
Yukarıda da söylediğim gibi ´Gurbet´ ile başlayan yerel periyotta, Çark Europe, Hasret, Beltürk ve YeniHaber ile Belgotürk gazetelerini hazırlaya geldik.
* * *
Geri dönüp baktığımızda,´ gazetecilik´ mesleği ile ilgili elbette söyleyeceğimiz çok şey var.http://www.yenihaber.be/photcat/photos/329/p_32977_o.jpg
1961 yılında çıkarılan yeni yasa(212 sayılı Yasa) ile sokağa dökülen gazeteci meslektaşlarımızın önü, 1971´de gerçekleştirilen 12 Mart Muhtırası ile sekteye uğradı.
2013 yılına geldiğimiz de ise manzara yine aynı!. Yine içeride olan gazeteci meslektaşlarımız var.
Maalesef, devrin iktidarı, yönetimi, gazetecileri hep yanında görmek istiyor. Bu hükümetler nezdinde böyle, yerel yönetimler bağlamında böyle!
Gazeteciler, özgür, kendi iradeleri ile eleştiri ortaya koyamıyor!?.
Koydukları zaman ise demir parmaklılıkları boyluyorlar!. Bazen özgür haberde veremiyorlar. O zaman da menfaatleri zedelenenler karşınızı çıkıyor!
Bunları yaşamış, hala yaşayan bir gazeteci olarak yazıyorum.
Meslektaşları içeride olan bir gazeteci olarak,´Çalışan Gazeteciler Günü´nü, ben nasıl huzurlu geçirir ve kutlarım!.
Bu bağlamda, Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından ´ çalışan gazeteciler´ onuruna verilen yemekte, mikrofonu alıp birlikte türkü söyleyen, sevgili Zeki Aydıntepe ile Cevdet Güngör´ü kıskanarak dinledim!.Keşke böyle tabloları sıkça yaşayabilsek!
Hakkını teslim edelim, Sakarya´da tatildeyken, Sakarya Gazeteciler Cemiyeti ve Akyazı Belediye Başkanı Yaşar Yazıcı´nın, gazeteciler için verdiği yemekli toplantılara katıldım. Hatta iki buluşmada da birer kısa selamlama konuşması da yaptım.
* * *
Gazeteci meslektaşlarımızın durumu, dünden bugüne pekiyi değil! Yani gazeteci meslektaşlarımızın geliri yetersiz..Gazete çıkaranları da bu işler kurtarmıyor. Ancak bu mürekkebi koklayanlar, bu işi de bırakamıyorlar. İşte bu mali yetersizlik nedeni ile Sakarya´da işlenen cinayet, bu acı gerçeğin bir kötü örneği olarak ortada!.
Devletin ilan vererek desteklediği gazetelerden, yandaş haberler, yorumlar ve hatta destek bekleyenlerin baskısı, giderek artıyor. Bu durumda özgür gazetecilik yapma düşüncesi, rafa kaldırılıyor!. Yandaş olup, parayı cebe indirmek, yandaş haberler yapmak, yandaş yorumlar ile günü kurtarmak, geçer akçe oluyor!
Vatandaş, esnaf, işveren, kurum ve kuruluşlar ile ilişkilerde gazetelerin yayın hayatında önemli bir yer tutuyor..
Sizi yandaş görüp ilan verenler, sizi doğru ve dürüst görüp destekleyenler yanında, basının önemini kavrayarak gerekeni yapanlar da var. Kimi de hızını alamayıp, sizi hedef bile gösterebiliyor!.
Hatta size ´yasak´ bile koyanlar var!?.
Bunları Türkiye´de yaşadım, Belçika´da da yaşıyorum!.
* * *
Has-bel kader bir derneğin, birliğin, federasyonun, vakfın başkanı, bir firmanın sahibi, bir kurumu amiri, müdürü olanların, hışmına çok uğradık!.
Bunları dert edinsek, bu mesleği hakkıyla icra edemeyiz. Bize gelen gizli bilgileri okur ile paylaşamayız. Hortumlanan paralar, suistimal edilen bütçeler, tehdit için kullanılan makamları, sizlere nasıl anlatacağız?
İşte gazetecilik mesleğinin, asıl işlevi burada ortaya çıkıyor. Onun içindir ki, basına ´ 4. Kuvvet´ denilmiştir..Bu ´kuvvet´ demokrasilerde hür bir şekilde kullanılıyor,önemseniyor. Diğer sistemlerde ise işiniz daha da zordur.
* * *
Belçika´da yerel manada, amatörce gazetecilik mesleği ile uğraşanlar var. Bunların amatörlüğü, gazeteciliği, bu mesleği ´ yan iş´ olarak görmekle sınırlı! Ya da, ´bir toplantıya katılmak, bir resepsiyonda boy göstermek, kendi gücünü ortaya koymak, bir siyasi anlayışı temsil etmek´ için gazeteci kılığına girenler var!?
Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Belçika Türk Toplumu, bu manada kendi gazetecisini de yetiştirecektir. Nasıl ki siyasi temsilcilerimiz oldu, bu toplumun bu işi ikinci iş, ya da yan iş olarak görmeyen, bu işi öğrenmiş, eğitimini almışları da olacaktır..Bunun doğum sancıları var.
Sakarya´da ilk ofset gazeteyi çıkardığımızda, durum puslu gözüküyordu. Şimdi Sakarya´da 12 ofset gazete var. Belçika´da yaşayan 220 bin Türk kökenlinin de gelecekte, aylık, haftalık ve hatta günlük gazetesi olacaktır.
Toplum olarak, gazeteciliğin bir meslek olarak görülmesi, bu süreci daha da hızlandıracaktır..Tüm olumsuz örneklere rağmen, Belçika´da böyle güzel bir gelecek görüyorum..
Biz ise bu yolda öncü rolü üstlenmeyi sürdüreceğiz..
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, çalışanlara, mesleğe gönül verenlere sağlıklı, güzellikler getirsin..