Bu yazıyı kaç kişi okuyor merak etmiyor değilim. On yedi haftadır gazetemizde yazı yazıyorum. Hayata dair fikirlerimi kendi kalemimden size aktarmaya çalışıyorum. Gerek fotoğrafımdan gerek daha önce ki yazılarımdan engelli bir kişi olduğumu bilirsiniz. Bu haftaki konu da engelli dostlarımla ilgili olacak. Son cümleyi okuduktan sonra kaç kişi sayfayı çevirecek asıl onu merak ediyorum…
Yazıma devam eden okuyucularımızın aklından “niye sayfa çevrilir ki?” diye soru geçmiş olabilir. Biraz ağır olabilir ama herkes sizin gibi düşünceli değil maalesef. Amacım ne duygu sömürüsü yapmak ne de yardım beklentisi… Sadece yaşamın bir parçası olan dostlarında sizin yaşadığınız dünyada yaşadığını anlatabilmek…Yazılarımı okumuş ve internet üzerinden konuşma fırsatı bulduğum Selim Özen ağabey gibi insanları tanımak insanın içine umut ışığı aşılıyor. Kendisi de engelli olan ve bizim için canla başla verdiği mücadeleyi anlattığında duygulandım. Engelli insanların yüzündeki mutluluktan başka bir isteği yok bu ağabeyimizin… Bizleri yaşamın bir parçası yapmak tek gayesi…Engelli insanlar hayata dâhil olursa kim ne kaybeder? Hangi insanın önüne engel olur? Ben Yeni Sakarya Gazetesi’nde yazıyorum. Ömer Ali Kılıç dostumuz başka yerel gazetede yazıyor peki “sağlam insanlar” ne kaybediyor? Sadece yaşama tutunacak bir dalımız var ve bu dal sayesinde yaşıyoruz…Biz size engel olmadığımız gibi siz bize köstek oluyorsunuz. İnsan kaderine katlanabiliyor lakin Allah’ın (c.c.) yarattığı başka kullar engel koyuyorsa, işte onlar çok yaralıyor. Gözlerine sis perdesi inmiş insanlardan, daha iyi görüyor görme engelli kardeşim. Kulakları tıkanmış insanlardan, daha iyi duyuyor duyma engelli kardeşim. Zihinleri bulanıklaşmış insanlardan, daha iyi algılıyor, zihinsel engelli kardeşim…Sakarya’nın en meşhur caddesi Çark Caddesidir. Bu cadde araçlara kapalıdır ama galiba tekerlekli sandalyeye de kapanmıştır. Oturmada ve rahat etmede güçlük çeken birisi olarak bu caddede iken defalarca düzeltilme ihtiyacı düzeltilme ihtiyacı duyuyorum. Bu problemi sadece ben yaşasam keşke, o zaman daha az üzülürüm. Sorun bu kadar olsa iyi. Çoğu dükkâna girmemizde yasak herhalde. Birçoğunun önünde yirmi, otuz santim yüksekliğinde engeller. Acaba bu durum bizim kaderimiz mi, yoksa başka insanların koyduğu engeller mi?..Bizi unutan, görmezden gelen veya savsaklayan insanlara tekrar soruyorum. Bütün engelliler evde otursa, sosyal yaşamda olmasa, daha iyi bir dünya mı olacak? Savaşlar çıkmayacak mı? İnsanlar daha mı çok para kazanacak? Önümüzde Stephen Hawking ve engelli olup yaşama nice değerler katan insanlar varken bu sorularım cevapsız kalır büyük ihtimalle…Engelli insanların yaşamın bir parçası olduğu etkinliklerinden biri de bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan “engelsiz spor şenlikleridir”. Bu organizasyonu bile tamamen engelli insanların gayretleri ile düzenleniyor. Türkiye sakatlar derneği Adapazarı şubesi ve Sakarya, Düzce, Kocaeli amatör spor kulüpleri federasyonu ile birlikte düzenlenecek projenin amacı sağlıklı bireyler ile engelli insanları kaynaştırmaktır. Müsabakaların sonuncundan daha önemli olan içten dostluklar kurmaktır. 14 Mayıs Salı Günü saat 10.00- 14.00 arası Sakarya Atatürk Stadyumunda gerçekleştirilecektir…Böyle etkinliklerin çoğalmasını ve kaderi ağır olan insanların omuzlarındaki yükü bir nebzede olsa hafifletilmesini istemek lüks değil. İnsan kaderine katlanabiliyor ama her insanın bizlere destek olması lazım. Kimi zaman bizim rahatça gidebileceğimiz yollar yaparak kimi zaman ise sadece sıcak bir gülümse ile… Bunları bir gün sizde isteyebilirsiniz unutmayın. Allah’a (c.c.) emanet olun…