Lafı dolandırmayalım…

Ak Parti militanlarından, ırkçılarından, yalakalarından, olmazsa olmazlarından, menfaatçilerinden, körlerinden,  taraftarlarından, amigolarından değiliz demek bu zamanda bir şey ifade etmiyor…

Sakın ola iktidarın yaptığı müspet gelişmelerden laf açmayın, bu etiketlerden birini size yapıştırıverirler hemen…

Dahası da var, eğer hep aynı marketten alış veriş yaparsan da o marketin sahibinin yandaşısındır; adam körse sende kör, sağırsa sende sağır olmak zorundasın…

Ya bizden ya hiçbir yerden kafası memleketi bırakın ikiye, binlerceye bölmüş vaziyette…

Atasözü söylesen o atanın tarafındasın demek…

Gâvur sözü söylesen gâvuru tutuyorsun demek; zinhar iman gitti…

Eski bir kıssa anlatılır:

Bir âlim zat talebelerinin yanında meşhur bir münafığın sözünü söyler…

Hemen oradan biri atlar, “Ya şeyhim o adam münafık nasıl olur da onun lafını kullanırsınız…”

Şeyh de, “Evlat itin ağzında bir inci buldum, onu kaptım. Ne var bunda” yanıtını vermiş…

Yanlısın yansızsın, müspet gelişmeleri dillendirmek bu zamanda ne kadar zormuş
PEKİ, NASIL TARAFIZ?

İşin özü Ak Parti’nin tarafındayız…

Bediüzzaman, dönemin iktidarını nasıl tanıyor ve destekliyorsa onun kadar olmasa da Ak Parti’nin tarafındayız…

Şu kadar yollar olmasa da, şu kadar köprüler yapılmasa da, hastaneler, hanlar, hamamlar, tersaneler olmasa da tarafındayız…

İlk gün neden desteklememiz gerektiğini davamızdan öğrendiysek, bugünde o yüzden desteklemekteyiz…

Bu desteğimiz maç seyrederken şehit haberlerine ağlayarak değil…

At yarışı oynayarak hükümetleri kurarak değil…

Yenidünya kurmak için kendi dünyamızı batıracak planları yaparak değil… 
Etrafa, komşu ülkelere, parçalanan topraklara, sefil olan insanlara, hain tezgâhlara, Lozan’a, Sevr’e,  Selanikliler’in bıraktıklarına, modern Lavrens’lere, beşinci şua’ya, üstadımın kitaplarına, şeytanın planlarına bakarak tarafız…

Hür kuşların, demiryolları yerine bira fabrikalarının,lükshayatların,çıplaktiyatroların neden köy köy,kasabakasabadolaştırıldığınıbildiğimiziçintarafız…

Mendereslerin, Eşref Bitlislerin, Muhsinlerin neden şehit edildiğini bildiğimiz için tarafız…

Hatta Araf Suresi 175. ayetteki Allah’ın ayetlerini açık ettiği halde şeytana uyan zatı anlatırken ilminden dolayı gururun insanı nasıl şeytana maskara yaptığını bildiğimiz için tarafız…

BİZ BU MANALARI BİLİRİZ

Hatta Bediüzzaman’ın 5. Desise-i Şeytaniye bahsinde değindiği gibi:

… İlim sahibi kardeşlerimizin bir kısmında bilmişliklerinden dolayı bir gurur bulunur…

Kendi mütevazı de olsa, o cihette enâniyetlidir; çabuk enâniyetini bırakmaz…

Kalbi, aklı ne kadar yapışsa da, nefsi, o ilmî enâniyeti cihetinde imtiyaz ister, kendini satmak ister, hatta yazılan risalelere karşı onlara denk bir şeyler yazmak ister... Kalbi risaleleri sevdiği ve aklı kabul ettiği ve yüksek bulduğu halde, nefsi ise, benimde ilmim var hülyasında olduğundan ve bir nevi kıskançlık hissine yenildiğinde düşmanlık besler, sözlerin kıymetlerinin eksikliğini arzu eder ta ki kendi fikri ön planda gözüksün, onları geçsin, onlar gibi satsın…

Hâlbuki bil mecburiye bunu haber veriyorum ki:

‘Bizim usul ve erkânımızda hareket eden kitaplardan hüküm çıkaracak kadar âlim de olsalar, bizim usulümüz de vazifeleri;  hakikatlerimizi şerh ve izah veya tanzim etmektir…

Eğer biri, dairemiz içinde ilminden ve nefsinden kuvvet alarak hakikatlerimizi kendine göre bir his ve duygu ile şerh ve izah haricinde bir şey yazsa, (mesela sadeleştirse) soğuk bir  veya nakıs bir taklitçilik hükmüne geçer…’

Biz bu manaları bildiğimiz için tarafız…

YETER Kİ DİK OLUN

Ama siz “Üstadı da siyasete bulaştırdın. Sizi ak’çılar karacılar” cehaletinize devam ederseniz bir şey diyemem…

Siz dünya düzenini kurmaya devam edin; düzen düzülüyor, kuran kuruyor

Kendiniz dik olun varsın biz yamuk olalım…

Tabii biz davamızın gereği destek verdiğimiz gibi davamız gereği bırakacağımızvakti de biliriz…

O yüzden temizlenin, ayıklanın, çeki düzen verin deyip duruyoruz içeridekilere…

Bizlerde rozet yoktur ama sizin keyfi işlerinizede rızamız yoktur...

…Vakti ile baba oğluna keçileri teslim etmiş, zamanla keçiler hastalanıp ölüyormuş…

Evlat babaya gelip “Baba bu hayvanlar ölüyor ne yapalım” diye sormuş…

Baba, “Şu bereket duasını oku. Vardır Allah’ın bildiği, mülk onun. Sabret ve oku, imtihandır geçer” demiş…

Oğul okuyor, her gün bir keçi ölüyor; bir gün, iki gün, her okuduğunda biri gidiyor…

Nihayetinde kalakala uyuz bir keçi kalmış, o da çobana sürünüp sürünüp kaşınıyormuş…

Çoban dellenmiş, almış keçiyi karşısına “Bana bak keçi… Okudum öldüler, okudum öldüler… Rahat dur şimdi sana da bir okurum görürsün” demiş…

Diyeceğim o ki kendinize çekidüzen verin ve verdirin…

Bir okumalık ya da oy’luk canınız var ona göre…